Ağustos böceği ve karınca

90 10 3
                                        

Bir varmış bir yokmuş. Ormanın birinde bir Karıncayla bir Ağustos Böceği yaşarmış. Aylardan yazmış.

Karınca çok çalışkan bir böcekmiş; şimdiyi geleceğe feda eder ve kışın kalacağı evi inşa edip erzak biriktirirmiş. Ağustos Böceği ise eline aldığı sazı öttürür, az çalışır ama öz çalışır; o cırtlak sesine rağmen ilgi çeker, kız tavlarmış.

Ağustos B.: Karınca kardeş kolay gelsin. Ne zaman baksam çalışıyorsun. Biraz da hayatın tadını çıkarsan. Baksana şu havaya, güneşe! Gel biraz dinlen, bıçak bilendikçe kuvvetlenir.

Karınca ise bu dostça çağrı, arkadaşça tavsiyeye kibirlice burun kıvırır.

Karınca: Ağustos kardeş kış gelip çatacak farkındaysan. Bilmiyorum o vakit sen ne yapacaksın! Şimdi beni işimden alıkoyma da sen de biraz aklını başına devşir!

diye atar gider yapmış ve işine dönmüş.

Ağustos böceği ağırbaşlı tavrından taviz vermeyip sazını öttürmüş, yeni dostlar edinmiş, kızlarla takılmış ve eğlenmiş.

Derken yaz mevsimi geçip gitmiş, yerini soğuk ve çetin kışa bırakmış.

Ağustos böceği eğlense de biraz çalıştığı için elinde bulunan erzakla yetinmiş. Diyojen misali, gölgeden başka ihsan istemem kafasında bir siniğin tekiymiş. Yazın tanıştığı davulcu kız arkadaşıyla da aynı eve çıkmışlar, geçinip gidiyor; günlerce dışarı çıkılamayan o fırtınalı kış günlerinde eve hapisken ise müzik muhabbeti ve bol bol seks yapıyorlarmış.

Bir gün Ağustos Böceğinin aklına Karınca gelmiş. Ona ne kadar atar gider yapsa da delikanlılık bizde kalsın deyip bir ziyaretine gideyim demiş.

Kapı zilini çalmış. Beklemiş, beklemiş. Sonra yavaşça açılan kapıdan bizim Karınca belirmiş. Suratında muzaffer bir gülümseme varmış.

"Hayrola Ağustos Kardeş? Çok mu üşüdün? Aç mısın? Bana sığınmaya geldin değil mi? Bütün yaz güldün eğlendin, şimdi de benden yardım isteyeceksin değil mi? Ama yok, sana yardım etmeyeceğim. Herkes hakettiği şekilde ölür. Bu hikaye sandığın gibi bitmez." demiş.

Ağustos böceği dayanamamış,
"Karınca, artık sana kardeş demeye dilim varmıyor. Ne garezin var ulan senin bana? İstediğin hayatı yaşadığım için mi? Olmak istediğin kişi olduğum için mi? Arkadaşlarım, sevdiklerim yanımda ve gözde olduğum için mi? Senin gibi başkalarından üstün görmüyorum kendimi, kibirle bakıp yargılamıyorum başkalarını. Neden yalnızsın biliyor musun? Artık biliyorsun Karınca. Ve o hikaye öyle bitmiyor gerçekten de. Seni ziyarete gelmiştim, halini hatrını sormaya. Bir de Davulcu böcekle ilkbaharda evlenecektik, ona davet edecektim seni. Ama senin amellerin meğer çok başkaymış. Ne diyeyim, kal sağlıcakla."

ve Ağustos böceği orayı terketmiş.

İlkbahar olmuş, Davulcuyla Ağustos böceği kırk gün kırk gece süren görkemli bir düğünle dünya evine girmiş. Karınca düğüne gelmemiş. Ağustos Böceği ona söylediği onca şeye rağmen çok üzülüyormuş.

Ve yaz gelmiş yeniden.
Ağustos Böceği sazını alıp çıkmış ininden.

Eski dostlarıyla düğünden bu yana ilk kez görüşüyormuş. Davulcuyla birlikte konser vermişler, herkes çok beğenmiş. Bir tek karınca yokmuş, kimse şaşırmamış tabi. Ama onu ormanda gören de yokmuş.

Ağustos Böceği'nin taşşşşşşşakları 8378283 kilo ettiği için tekrardan gitmiş Karınca'nın kapısına. Bir kez çalmış zili. İki kez çalmış. Üç kez çalmış. Açan olmamış. Ses gelmemiş. Beşinci kez çalmış. Beklemiş. Çok beklemiş. Belki de Karınca hala dargınmış ona. Ağustos Böceği sinirlenmiş. Kapıyı kırmış.

Karınca evinin tamamını kaplayan, belki ömrü boyunca onu götürebilecek erzakların yanındaki tekli koltukta soğuk, çürümüş bedeniyle oturmaktaymış.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 17, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

OkumaWhere stories live. Discover now