Kafa dağıtmak için, edindiği yeni sevgilisiyle beraber deniz kıyısına gelmişlerdi. İstedikleri tek şey aldıkları bira ve şarapları içerken biraz dertleşip, biraz da birbirlerine mazilerinden bahsetmekti.
Kayalardan birine oturdular ve içkileri bölüştüler. Tam içmeye başlamışlardı ki görüş açılarına sarı saçlı, uzun boylu, haddinden zayıf ve dağılmış biri girdi.
Bu giren kişi kısa boylu oğlanla gözleri kesiştiğinde küçüğün gözünde saf sinir ve intikam duygusu ön safhaya çıkmıştı. Sevgilisi bunu anlamış olacak ki kollarını küçüğün beline dolamış ve kendine doğru sokulmasını sağlamıştı.
Bu hareket biraz olsun küçüğü sakinleştirirken kelimelerini toparladı ve umursamaz ama bir o kadar da sinirli sesiyle:
"Ne diye burdasın sen? Diğerleri yetersiz mi geldi?"
"Her ne desen haklısın Jimin-ah. Ama inan bana senden başka birisini seni sevdiğimden daha iyi sevemiyorum, gerçek bu." dedi pişman bir sesle uzun olan.
"Bana. Sakın. Bir. Daha. Öyle. Seslenme. Pislik yaratık seni. İzin verirsen sevgilimle biraz "özel zaman" geçirmek istiyoruz. Toz ol." demişti rahatsız edici sesiyle.
"Yılanlarla ıssız bir yerde 1 mil süründüm, senin için." diyebildi zorlukla sarı saçlı. "Sen benim sığınağımsın, sen benim iyi dileğimsin, ah benim bebek mavim." diye ekledi özlemle.
"Benden utandın, beni sakladın, hayır beni değil ilişkimizi, bizi sakladın sen, ama ne yaptım? Ses çıkarmadım. Beni geçiştirdin, ilgilenmedin, görmezden gelmeye başladın, sustum. Ama Taehyung-" ayaklanmıştı sinirle kısa olan. "Ama Taehyung beni aldatman, seni o evde, çocukluk arkadaşınla yatarken basmam, inan bana kolay değildi tamam mı? Şimdi beni seven, benden utanmayan bir erkek arkadaşa sahibim. En azından yalan söylemiyor ve "Gerçek Sevgililer" gibiyiz. Daha öncesinde mahvettiğin ama benim tekrardan bulduğum mutluluğumla beni rahat bırak. Git artık." dedi sinirle solurken.
Kısa olan söylediklerinde haklıydı. Artık ne yapsa dönüşü olmayacağını biliyordu. Bu yüzden son cesaret kırıntılarına tutundu ve konuşmaya başladı.
"Ah ben bir hayvanım evet, bana bir tramadol ver ve tüm ağrılarım geçsin değil mi? Ama ya kalbimdeki ağrı? O da tramadol'la geçer mi?" demişti ağlarken.
"Git artık. SİKTİR GİT VE BENDEN UZAK DUR!" diyebildi kısa olan. Sarı saçlı daha fazla dayanamadı ve arkasına bakmadan koşmaya başladı.En başından onu gördüğünde kaçması gerektiğini biliyordu ama bir türlü ayakları ona doğru adımlamış ve kendisi de karşı koyamamıştı.Salaklık ettiğinin farkındaydı.Elindeki en değerlisini kaybettiğinin de farkındaydı.Ama artık dönüşü yoktu.O çoktan mutlu olmuştu bile ona neydi ki?
