1.8K 110 28
                                        

Genç öğretmen, zilin çalışıyla kendisi etrafına toplanan tüm minik bedenlere sarıldı ve hepsine teker teker iyi birer haftasonu diledi.
Okulun camından tüm çocuklarının ebeveynlerine kavuştuklarını gördüğü an, masasına geri döndü ve çantasını alelacele toparlayıp okuldan çıktı. Hızlıca arabasına bindi, çalıştırdı ve 3 haftadır hiç aksatmadan gittiği yerin yolunu tuttu.

Saatine baktığında yetiştiğini anladı ve buna en az öğrencileri kadar küçük bir çocuk gibi sevindi. Yan koltuğa koyduğu çantasını alıp arabadan hızlıca ayrıldı.

Hastahanenin ezberlediği koridorlarında büyük adımlar attı ve gelmek istediği odanın önüne geldiğinde, duraksadı. Hasta yakınları için konulan banklarda oturan Bayan Park'a saygıyla selam verdi.

"Yine çok dakiksiniz, Bay Min. O, sizin sayenizde günden güne daha iyiye gidiyor."

Yoongi, yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmasına engel olmadı.

"İşimde çok yeniyim ama şimdiden kendime kesin olarak tembihlediğim bir şey var, Bayan Park. Çocuklarıma imkansız kelimesinin anlamını öğretmeyeceğim. Tüm kalbimle umuyorum ki Jiminie, zamanı geldiğinde tekrar masamın önündeki sırasına oturup gözümün içine bakacak ve neşeyle ders dinleyecek."

Bayan Park'ın kalbine dolan umut, gözlerinin parıldamasına sebep oldu.

"Ben sizi yalnız bırakayım, Bay Min. Lütfen, buyrun."

Bayan Park, koridorda bir tarafa dönüp gözden kaybolduğunda, Yoongi karşıdaki duvara yaslanmış bankı büyük cam duvara yaklaştırdı ve camın diğer tarafındaki yatağında huzurla uyuyan Jimin'e baktı. O da bir çok yaşıtı gibi okula büyük bir hevesle başlamış, arkadaşlar edinmişti. Ama aralarındaki tek fark, Jimin'in artık onlarla oynayacak kadar güce sahip olmayışıydı.

Yoongi, bu gerçeğin farkına o korku dolu gün varmıştı. Neşeyle işlediği dersi bölen gürültü, hala arasıra irkilmesine sebep oluyordu. Küçük Jiminie'nin sırasının yanına serilmiş bedeni, çocukların korku dolu masum bakışları... Yoongi kollarında kuş kadar hafif bir bedenle okul koridorunda koşuşturup yardım isterken, ne kadar çaresiz hissettiğini hatırladı. Şimdiye oranla bitik haldeydi.

Düşüncelerinin ağırlığıyla çatılan kaşlarını düzeltti ve Jimin ile arasındaki tek engel olan cama kafasını yasladı.

"Jiminie, bugün çok daha iyi gözüküyorsun. Belki de yarın geldiğimde seninle küçük bir geziye çıkarız, olur mu?"

Jimin'den cevap alabilirmişçesine kafasını yasladığı camdan kaldırdı ve yatakta kıvrılmış düzenli nefesler alıp veren bedenine baktı. İstediği cevabı almışçasına gülümsedi ve kafasını tekrardan cama yaslayıp elindeki kitabına baktı.

"En sevdiğin masalı okumama ne dersin? Yarın haftasonu olduğu için, ders çalışmaya küçük bir ara verebiliriz."

Jimin, camın ardındaki arabalarla süslenmiş yatak örtüsünün üzerinde döndü ve kafasını Yoongi'nin görebileceği şekilde yastığına yerleştirip zaten hiç bırakmadığı uykusuna tekrardan daldı.

Yoongi, elindeki kitabı göz hizasına getirdi ve içerisinde ejderhadan devlere, cücelerden perilere her türlü olağanüstü kahramanın bulunduğu bu masalı Jimin için belki de milyonuncu kez bir daha okumaya başladı.

Kendini o kadar kaptırmıştı ki bu masala, küçük Jiminie'nin yatağından kalkıp cam duvara kadar geldiğini bile fark etmedi. Jiminie, küçük elleriyle önce camla bütünleşmiş saçları, ayak parmakları üzerinde yükselip kendi tarafından sevdi, daha sonra da kendi saçlarını aynı öğretmeni gibi cama yasladı. Yoongi, onu fark edene kadar da öyle bekledi.

Yoongi, kafasını kaldırdığında yanağını cama yapıştırmış Jimin'i görünce kalbinden gelen sıcaklıkla gözlerini yumdu. Açtığındaysa ona karşı gözlerinin içi dahil gülümseyen Jimin'e büyük bir sırıtma gösterdi.

Jimin'in küçük ve tombul elleri cama yapışınca Yoongi'de kendi elini ikisinin üzerine kapadı. Jimin'in elleri Yoongi'nin elinin arkasında kayboldu.

Yoongi, bir iki dakika da olsa odaya girebilme ümidiyle koridorun başında dikilen hemşireye baktı ama hemşirenin bakışları en az kurallar kadar katıydı. Bu yüzden elini camdan çekti, kitabını çantasının ön gözüne yerleştirdi ve tekrardan Jimin'e döndü.

Gitmemesi için yalvaran gözlerle bakan Jimin için sağ elini ceketinin içerisine soktu ve bir kaç kurcalamadan sonra Jimin'e parmaklarını çaprazlayarak yaptığı minik bir kalp uzattı.

Jiminie heyecanla öğretmenin uzattığı kalbi camın diğer tarafından yakaladı ve o küçük avuçlarını sıkıca yumdu.

Yoongi, her ne kadar istemese de Jimin'i fazla yormamak için çantasını kaptı ve yarın daha erken gelebilme umuduyla bu küçük adama içtenlikle el sallayıp oradan ayrıldı.

The Little Patient | One Shot | YoonMinStories to obsess over. Discover now