"6. Hissin verdiği hissiyat hiçbir zaman bu kadar yanılmamıştı."
Tüm okulu balo heyecanı sarmıştı. Okul bu sene 20. Yılını dolduruyordu.20 Yıl önce 11 Ekimde açılmıştı. Eski olması onu diğer okullardan daha farklı bir statüde yer almasına olanak sağlıyordu. Ancak şimdi bunun değerini bildiklerini genel olarak söyleyemezdim.
Kızlar giyecekleri elbiselerden takılarından ve ayakkabılarından bahsediyorlardı. Ha bir de onları davet eden erkeklerden. Ben ise nedense balo olduğu için mutlu olmak yerine müthiş bir rahatsızlık duyuyordum. Aslında geçmiş senelerde hiç böyle değildi ancak bu sene tuhaf hissediyordum.
En yakın arkadaşlarımdan biri olan Beril bile okuldaki kızların muhabbetlerine katılmıştı.2 senenin ardından sevdiği çocuktan teklif alınca bunu neredeyse bütün okula duyurmuştu. Herkese duyurmak istiyordu galiba. Benden farklı olarak o pek fazla eğlence düşüncesinde olan biriydi.
Ben ise İstanbul'a okulum ve tedavim için gelmiş biriydim. Ailem de bunlara dayanarak beni göndermişlerdi. Fotoğraflara olan ilgimden dolayı İstanbul'u hep görmek istemiştim. Ailem de beni kırmamak için ve güvenlerini boşa çıkarmayacağımı düşünüyorlardı.
Bu yüzden de gelen teklifleri büyük bir kararlılıkla reddetmiştim zaten. Bu 20.yıl balosunun bana sağladığı yarar 4 günlük tatildi. Yarın Çarşamba olduğundan müdür benim dışımda da şehir dışında ailesi olan öğrenciler sebebiyle perşembe ve cuma gününü tatil saymıştı. Ailemi görecektim ben de.
Bunun keyfiyle sırtımı sıraya yasladım. Öğle arasıydı ve bunun nedeniyle sınıfta 2-3 kız dışında biri yoktu. Onlarda yemek yiyip büyük ihtimalle dedikodu yapıyorlardı. Onları görünce acıktığımı hissettim. Bir şey yememiştim daha. Beril de yoktu zaten.Sıramdan kalkıp seri bir şekilde montumu giyinip koridora çıktım.Kantin ve okulun kendine ait olan kafesi boştu.Kantinden bir kumru tost ve ayran alıp çardaklardan birine oturdum.
Ön tarafımızda bulunan ağaçlığa göz gezdirdim. Birçok çiçek ve ağaç vardı.Çok büyük olmasa da insana bir ferahlık verdiği inkar edilemez bir gerçekti.Sonbaharda olmamızdan pek fazla kişi burayı değil de sıcak ortamları tercih etse de beni için pek bir şey fark etmiyordu.Yavaş yavaş doyduğumu hissediyordum.İştahım bugün pek açık değildi sanırım.O sırada buraya koşa koşa gelen Beril'i gördüm.Onu görür görmez suratımda olan sırıtmayı engelleyemedim.Gelip direk yanıma oturdu.Havanın yağmurlu olmasından ve tüm okulu dolaşmasından dolayı hem nefes nefese kalmış hem de ıslanmıştı.Yavru köpek tespiti ona 'cuk' oturmuştu.
"Sen burada mıydın?Ben de seni arıyordum."
"Tabi canım tabi!"
Alaylı yanıt vermemi takmadı desem yalan olmazdı.Şahsen pek bir şeyi taktığı yoktu hayatta.Deli dolu biriydi.
"Neyse onu bunu boş ver kimle gidiyorsun partiye?"
Bıkkınlıkla nefesi verdim.Bu konunun dönüp dolaşıp aynı yere gelmesinden nefret ediyorum."Kimseyle."
Oturduğu yerde dikleşip bana baktı.Evet, nasihat vakti."Kızım sen saf mısın?Birini kabul et işte.Hem taksiyle mi gideceksin ?"
Gülümsedim. "Murat ağabeyimle giderim.Hem bir şey olmaz takılırım zaten gitmeyi hiç istemiyorum."
"Nedenmiş o sayın prenses?"
Alayla söylemiş olsa da ben de onun gibi olup takmadım.Biraz da o anlasın bu hallerin etkisini. Hıh!
"İçimde kötü bir his var kendimi kötü hissediyorum." Durum ciddiydi ama bana göre; Beril'e göre değil."Aman en fazla ne olabilir ki?"
'Bilmem' dercesine ellerimi kaldırdım. "Ama geleceğim merak etme senin de dediğin gibi ne olabilir ki?"
YOU ARE READING
Öpücüğün Bedeli
Teen FictionHer şey bir gecenin esaretinde boyut kazanmıştı. Bir öpücükte... Öpücüğün bedelinde... Efnan... 17 yaşında, insanlarla iletişimi pekiyi olmayan, sadece bir tane arkadaşı olan bir lise öğrencisidir. Henüz 14 yaşındayken sebep olduğu şeylerin vicdan a...
