Düzenlenmiştir.
Kaçak.
Hayatını tek bir kelimeyle özetlemeye başlasaydı bu ilki olurdu.
Evsiz.
Ailesiz.
Annesiz.
Babasız.
Kimsesiz.
Acınası.
Devamı gelirdi. Ayakları çamura girip çıkarken ve bardaktan boşalırcasına yağan yağmur her yerini ıslatırken sadece koştu, nereye olduğunu bilmeden. Ayakları, iç güdüleri onu nereye götürdüyse.
Üstü yırtık pırtık, görüşü bulanık, hava kararıktı. Önünü görmesi bir hayli zordu ama o durmadı. Koştu, ve koştu, ve yine koştu.
Islak ve yırtık pırtık, delik deşik kıyafetlerine geliyordu damlalar, vücudunun sıcaklığını çalıyor, kendi soğukluklarını onun tenine geçiriyorlardı.
Soğuğu iliğinde hissediyor, titriyordu.
Yoldan hızlıca, koşarak geçtiğinde araba hızla durmak zorunda kalmış, kornalarını yöneltmişti ona. Ama o takmadan, arkasında hafif göz atarak, yoluna devam etti.
Bacakları kısa olmasına rağmen hızlıydı. Bunun nedeni büyük ihtimalle yaklaşık bir beş, altı yılını, bacaklarını oyunlar için değil de tırmanmak, kaçmak, ve zıplamak için kullanmış olmasıydı-diğer çoğu çocuğun aksine, Keith çabuk olgunlaşmıştı (istemeden).
Birkaç yakalanması ona ders vermiş, aynı hataları yapmamaya, yeni yollar aramaya zorunlu kılmıştı onu.
Hafif takıldı, düşecek gibi oldu ama yine de durmadı. Küçük ciğerlerine nefesini başını döndürecek kadar hızlı çekiyor ve veriyordu. Göğüsü acımaya başlamıştı ve büyük ihtimalle çoğu yeri teller yüzünden kanıyordu ama yine de durmadı-duramazdı.
Ne zaman durayım dese, arkasına kapanan beyaz ışığın göğüsüne işlediğini hissediyor, ağrıyan bacaklarını daha da hızlı hareket ettiriyordu.
Sonunda kayalıklara ulaştı. Hiç düşmeden aralarına attı kendini.
Küçük cüssesi kayaların altına saklanmasını kolaylaştırmıştı. Adamların ayak sesleriyle konuşmalarını nefesi bir nebze kapatırken gözlerini delikten hafif dışarı dikmişti.
Sesler daha da arttı, daha da duyulur, anlaşılır oldu. Paranoya olmuş kalbi, göğüsünden kaçmak için yer arıyormuşcasına attı da attı, nefeslerini daha da hızlandırdı bu.
Kesik ama hızlı nefesleri başını döndürüyordu, aralarda böcekler sürünüyor ve örümcek ağları parçalanıyordu. Ayağının altı bir sürü bira çöpüyle doluydu ve dizlerine batıyor, kıyafetlerinde yeni yaralar ortaya çıkarıyordu.
Elini kapattı küçük ağızının üstüne, korkuyla titrerken gözlerini kapattı düşünmemek için. Ama aklına gelenler onu daha beter yapmaya yaradı sadece, gözlerini açtı dayanamayıp.
Fener geçti gözünün önünden, gecenin karanlığını yırtıp attı. Adamın ayakkabısının tam önünde yerle buluşmasını izlerken kalbi, mümkünmüşcesine, daha beter attı.
Yıldızları gördü adamın arkasından. Karanlığın etkisiyle kaydı birkaç tanesi. Parladılar dünyadaki kiri, karanlığı aydınlatmak, temizlemek istercesine.
Oğlum. Demişti babası bir gün. O gün yine bahçelerine çıkmışlar, yerlere uzanıp, yıldızları birleştirmeye çalışmışlardı. Keith her yaptığı gibi o sırada babasına sarılmış, kıkırdayarak bakmıştı yıldızlara. Gözleri parlıyordu.
Babasına döndü sonra, diyeceğini dinlemek için. Siyah saçları uzamış, önündeki bir tutam beyaz ise annesinin eseriymişçesine saçında belirmişti.
Gülümsedi babası. Neden her gece buraya çıktığımızı merak ediyor musun?
Keith kafasını yukarı aşağı salladı merakla. Sustu yine, cevabı bekledi. Kocaman, indigo gözleri az ışığın etkisiyle mor ve siyahı karıştırmıştı. Annesinin ten rengini, gözlerine almış gibiydi. Sadece biraz daha koyusu.
Yıldızlara tekrar döndü sonra, yüzündeki buruk gülümsemeyle.
Yıldızlara bakmak için, bunu biliyorsun. Dudaklarını hafif ıslattı sonra. Ama onlara sürekli bakmamızın nedeni de, annenin yıldızlarda olması tatlım.
Öyle mi? Diye sordu Keith, şaşkınlıkla. Nasıl oluyor o?
Babası gülmüştü. Annen bizi bırakmayı hiç istemedi Keith, ama bizi korumak için gitti ve yıldızlarda olacağını, ne zaman ona ihtiyacımız olursa konuşabileceğimizi söyledi. Keith'in gözleri parlıyordu babasının ağzından dökülen cümleler kulağına dolarken. Yani ne zaman istersem annem beni duyabilir mi?
Elbette tatlım. Yıldızlara baktı gülümseyerek babası. Gururluymuşçasına. Her şeyi. Annen her istediğini, her dileğini ve her dediğini duyar.
YOU ARE READING
Ephemeral ||
FanfictionO, ruhunun kendi kendine parçalara ayrılmasını izlerken sadece bir çocuktu. Yok olurken de bir genç. - 12/02/17
