Not: Bu hikaye, Elliott Smith'in Between The Bars şarkısından esinlenerek yazılmıştır.
Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.
🍁🍁🍁
Yağan yağmurun ıslak sesi kulaklarıma dolarken ben, gecenin 2'sinde unutulmuş bir barda ruhumun karanlığında boğuluyordum. Arka fonda cılız bir müzik vardı ve tüm kararlılığı ile beni içine çekiyordu. Ellerimin arasında tuttuğum sıvıya sığınmış, yanımda oturan adamın benliğimi yok edişini kutluyordum.
Min Yoongi'ye döndüğümde siyah saçlarının ardındaki sönük gözleri tam üzerimdeydi, dudaklarında ufak bir tebessüm vardı ancak fazlası ile alay barındıran bu gülüş benim dudaklarımda sadece buruk bir tebessüm bıraktı. Ölü bir ruha sahipti ve ölü ruhu benim ruhumu da öldüreli epeyce zaman geçmişti. Bir zamanlar ruhuna dokunabileceğime öyle inanmıştım ki; yavaş yavaş ölen ruhumun çığlıklarını duyduğumda bir şeyler için artık fazlasıyla geç kalmıştım.
"Tüm o sıkıntılı günleri unut." dediğinde içime derin bir nefes çektim. "İç bebeğim, benimle birlikte."
Acı sıvıyı dudaklarımın arasından yolladığımda gevşeyen vücuduma inat beynim daha fazla acı için uyarıyordu bütün hücrelerimi. "Seni tekrar öpeceğim." dedim gözlerinin içine bakarak. "Barların arasında, seni gördüğüm yerde."
"İyi olmanı sağlayacağım." dediğinde dudaklarından çıkan cümlenin ardında hafif buğulanmış gözleri vardı. Sarhoş mu olmuştum şimdiden? Bu sefer ise dudaklarına alaycı bir gülüş bırakan bendim. Birkaç kadeh alkol mu yoksa Min Yoongi miydi beni sarhoş eden bilmiyordum ancak kelimeleri havada asılı kalacak asla gerçekliğe ulaşamayacaktı.
🍁🍁🍁
Şubatın soğuk havası bedenimi sarmışken o gün, beyaz bir örtü ile örtülmüş sokakta Min Yoongi'nin soğukluğunun ruhumu donduracağını hiç tahmin edememiştim. Saat gece yarısını biraz geçmiş, ben ise bir zamanlar var olan arkadaşlarım ile geçirdiğim güzel gecenin ardından eve dönüyordum. Burada kilit bir nokta var; Min Yoongi sadece benliğimi değil, benliğim etrafındaki her şeyi yavaş yavaş yok etmişti; arkadaşlarım gibi. Bencillik yapıp kaybettiğim her şey için onu suçlamak elimdeki tek kozdu zira bedenimi kaplamış acıyı biraz da olsa hafifletmenin başka bir yolu yoktu.
Barların sıralandığı sokaktan geçerken bana oldukça yabancı ortamı süzüyordum. Bazıları alkolün getirisi olan sarhoşlukla yalpalayarak yürüyor, bazıları aşırıya kaçmanın etkisi ile kenara köşeye kusuyordu. Birkaç kişi hiç derdi yokmuşçasına kahkaha atıyor, birkaç yalnız insan ağlıyordu. Bankın üzerinde, kaldırımda sızıp kalmışlar da vardı, sevgilisini ya da hiç tanımadığı insanları yarın yokmuş gibi öpenler de. İnsanlar farklıydı; yaşanmışlıkları ile, yaşayamadıkları ile, yaşamak istedikleri ile, insanlar her şeyi ile birbirinden farklıydı.
Min Yoongi sonsuz bir doğrunun bir ucundayken, ben Park Jimin ise o doğrunun diğer ucundaydım. Kısacası biz birbirimizden oldukça farklıydık. Farklı bir dolu insanın arasından benim gözlerim takılı kalmak için Min Yoongi'yi bulmuş, kalbim ise ona düşmekten hiç çekinmemişti. İki barın arasındaki karanlık köşedeki duvara yaslanan bir bedendi. Dudaklarının arasında bir sigara vardı ve dumanı, dudaklarının arasından çıkan sıcak havanın soğuk hava ile buluşması ile daha kuvvetli karışıyordu ortama. Tamamen siyahtı Min Yoongi o gece, diğer tüm gecelerde olduğu gibi.
Aptaldım, ben Park Jimin oldukça aptaldım. O gece de aptallığımın getirisi olan bir cesaretle onun yanına gidip duvara yaslanmıştım onun gibi. Omuzlarımız değiyordu ve benim kalbim göğüs kafesimi dövüyordu hem yaptığım şey yüzünden hem de Min Yoongi'nin varlığı yüzünden. Neden böyle bir şey yaptığımı hiçbir zaman anlamamıştım ancak o gün gözlerim ona takıldığında bunu yapmak zorunda hissetmiştim.
YOU ARE READING
Between The Bars | Yoonmin
Fanfictionİç bebeğim, Kal bütün gece. Yapabileceğin şeyleri yapabilirsin ama sen yapmayacaksın. O potansiyelde olacaksın ama asla bunu görmeyeceksin. Tek yaptığın söz vermek olacak. Benimle iç simdi, Ve unut o sıkıntılı günleri. Ne söylersem onu yap, Seni iyi...
