Yapma Böyle....

473 48 33
                                        

Derin bir nefes daha aldım. Sabahları yatakta yatıp derin nefes almak beni rahatlatıyordu. Perdelerin arasından sızan gün ışığı beni usul usul ısıtıyordu. Işte bunu seviyordum. Huzur... Hayatımda çok bulamadığım bir şeydi.

Gözlerimi aralayıp yataktan kalktım. Duvardan saate baktım. 6.27. Güzel. Alarmdan önce uyanmıştım. Hızla giysi dolabımın içinden günlük giysilerimi aldım. Üzerimdeki tişörtten kurtulup beyaz, yarım kollu gömleğimi üzerime geçirdim. Eşofmanımı çıkarıp koyu su yeşili eteğimi belime geçirdim. Belime tam oturup sonradan genişleyen eteğim dizlerimin oldukça üzerindeydi. Beyaz çoraplarım dizlerimin az altında kalıyordu. Şeker turuncusu kısa botlarımı da giydim. Aynanın başına geçip eteğimle aynı renk fularımı beynime doladım. Şeker turuncusu tacımı masanın üzerinden alıp saçlarımın arasına geçirdim. Tacımın iki tarafındaki çiçekleri düzeltip saçlarımı taradım. Hazırdım.

Odamdan çıkıp koridorda sağa döndüm. Ilk kapıyı tıklatıp kapıyı açtım ve içeri baktım. Bakmaz olaydım. Marco' nun ifadesiz bakışlarının arasında tek elimi gözlerimin önüne çektim.

"Yine mi?" diye sordu düz sesiyle. Bazen hiç duyguları var mı merak ediyordum. Ellerimi gözlerimden çekmedim.

"Peki sen? Yine mi?" dedim. Sesimi sert çıkarmaya özen göstermiştim. Bu çocuk hiçbir zaman değişmeyecekti. Parmaklarımın arasından baktığımda artık tişörtünü giydiğini fark ettim ve ellerimi indirdim. Siyah ceketini üzerine giyerken gözünün önüne düşen birkaç tutam saçı tek nefeste itti.

"Geldim işte. Amma kuralcısın, butterfly." dedi az da olsa sert ses tonuyla. Ona gözlerimi devirerek karşılık verirken kapısından uzaklaştım ve merdivenlere yöneldim. Aşağıya iner inmez mutfağa girdim. Hızlıca bir tost hazırladım. İmkanı olsa bu tosttan ona da hazırlardım ama yemiyordu. Çok denemiştim... Dolaptan meyve suyunu alıp bir bardağa doldurdum ve tostumu alıp mnasaya geçtim. Ben tostu yemeye başlamışken merdivenden aşağıya yeni iniyordu. Uyuşuk...

"Ben çıkıyorum." dedi koltuğun kenarında duran -neredeyse boş- çantasına sırtına alırken. Ona dik dik baktım. Nereye gideceğini iyi biliyordum.

"Onunla kavga etmemeni tavsiye ederim." dedim ve tostumdan bir lokma daha aldım. Hışımla bana dönüp dik dik baktı.

"O ne demekmiş?" dedi sert sesiyle. Yudumumu bitirip tostun geri kalanını tabağa bıraktım. Gözlerimi ona diktim.

"En sonki kavganızda neler oldu biliyorsun." dedim net bir ses tonuyla. Hızla omuz silkti. Yeşil gözlerini benden alıp kapıya çevirdi.

"Eğer bildiğim şey bana zevk vermiyorsa bilmemeyi tercih ederim." dedi aynı sesle ve kapıyı açıp çıktı. Kapıyı kapatmayı ihmal etmemişti. Somurttum. İnsanda yemek yeme isteği bile bırakmıyordu.

Masadan kalkıp bulaşıkları lavaboya koydum. Hızlı adımlarla odama çıkıp çantamı aldı ve aşağı inip evin anahtarını da alarak evden çıktım. Okula doğru yol aldım...

***********************************************

"Vay vay... Burada kimler varmış..." diyerek yanıma geldi Tom. Kızıl saçlarını her zamanki gibi dikmişti. Göz devirdim.

"Sana da günaydın." dedim tersler bir ses tonuyla. Tom ise hızla önüme geçerek durmamı sağladı. Ona dik dik baktım.

"Hey hey.... Sakin ol biraz. Kötü bir şey mi dedim?" dedi sempatik bir ses tonuyla. Onun bu sempatikliği banaydı. Başka hiç kimseye böyle davranmıyordu. Garip...

"Ne istiyorsun? Derse yetişmeliyim." dedim net bir şekilde. Şimdi size duygusuz gelebilirim ama ona karşı. Jenna ileyken böyle değilim.

"Her zaman istediğimi. Sadece çıkma teklifimi kabul et." dedi aynı sesle. İyice somurttum. Şapşal.

"Bunu sana daha önce de söyledim. Hayır." dedim sert bir şekilde. Peşimi bir türlü bırakmıyordu. Artık bu beni fazlasıyla sıkmaya başlamıştı.

"Yapma böyle, Star. Senin de bana aşık olduğunu biliyorum." dedi. Hayır. Aşık değilim. Hatta sevmiyorum bile. Ayh. Erkekler....

"Sanırım son yediğin yumruk aklını başına getirmedi." diyen boğuk sesin sahibini tanıyordum. Tom arkasını döndüğünde onunla göz göze geldik. Ama anında gözlerini benden kaçırıp Tom' a baktı.

"Vay vay... Marco Diaz... Ne o? Hala Star' ın peşini bırakmadın mı?" diyen Tom' a sert bir bakış attım. Hiçbir zaman peşine düşmedi ki! Onun peşine düştüğü tek şey kavga.

"Tom, yeter artık. Seni sevmiyorum. Bu konu burada kapanmıştır." dedim net bir şekilde ve arkamı dönüp yürümeye başladım. Neler olacağını düşünürken Jenna' nın yanıma gelmesiyle düşüncelerimden sıyrıldım ve birlikte yürüyerek sınıfa ilerledik.





Sa. Umarım good olmuştur. Şüpheliyim ama neyse hfshtsdhtdhgtdht. Evet Baş Baş Boy diye yeni bir kategori çıkarıyorum jgxjtdhgdhfdhtd. Nys. Hadi ben kaçar size eyi günler... Ne kadar resmi htdhfdhfdhhgd.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Sep 30, 2017 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

BAD Bad Boy~ StarcoHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin