Kül grisi saçlarını sağ elinle dağıtarak okulun bahçesine giriyorsun, bu hareketinden senin biriyle tartıştığını anlayabilecek kadar iyi tanıyorum seni. Yanında kardeşin gibi gördüğün yakın arladaşlarınla şu okulun 'havalılıların yeri' kısmına ilerliyorsun. Yanımda arkadaşım bir şeyler anlatıyor ama kelimeleri sadece uğultu olarak geliyor kulağıma.
Sen Min Yoongi, tüm dikkatimi dağıtıyorsun.
Bugünde kapatıcı kullanmışsın, bana en büyük işkenceyi çektiriyorsun, senin yıldızlardan daha güzel çillerini göremiyorum sayende. Sana kızmak istiyorum. Sana her halinle kusursuzsun demek istiyorum.
Fakat henüz bu kadar cesur değilim.
Baygın ve kısık gözlerinle az önce oturduğunuz bankta sağ dirseğini arkaya atmış, yayılarak etrafa bakınıyorsun.
Gözlerin yine benim oturduğum banka gelemeden başka noktaya kayıyor.
Bilerek mi bana bakmıyorsun? Yoksa her seferinde pembe saçlı arkadaşın senin dikkatini dağıttığı için mi?
Derin bir nefes alarak somurtuyorum. Ne olur bir kere göz göze gelsek?
Yanına okulun popüler kızı Mi Jae geliyor, yine etek giymeyi unutmuş.
İçten içe onu kıskandığımı gizlemeye çalışıyorum, bacaklarını sergileyerek seni etkileyebiliyor. Bense sadece buz mavisi yırtık dar pantolonum ve bebek mavisi beyaz benekli cici kız gömleğimle çaresizce sizi izliyorum.
Arkadaşım daha fazla dayanamayarak arkasına yaslanıyor.
"Neden itiraf etmiyorsun ki... Belki de onun istediği tarz bir kızsın... Denemeden bilemezsin, o sürtükle yatıyor olması sevdiği anlamına gelmez."
Uzun cümlelerinin arasında tek bir şey dikkatimi çekiyor.
Yatıyor olması.
Ben daha seni uzaktan izlemeye kıyamazken, deliler gibi sevip susarken sen onunlasın.
Her gece yatağımda acaba seninle nasıl olurduk? Ya da lunaparka gitsek korku treninde sana sarılmak, güvende hissetmek nasıl olurdu? gibi düşüncelerle uykuya dalarken sen onunlasın.
Biliyor musun, benim çizim yeteneğim var. Anasınıfından beri üstelik, Kore'ye taşımadan önce yani.
Hiç usanmadan çizdiğim tek bir şey var.
Senin yüzün.
Kapatıcı olmayan, boş gözlerinin olmadığı, küçük dişlerinin hepsini göstererek güldüğün yüzün.
Arkadaşım kolumu hızla dürtünce kucağımda oynadığım ellerime inen bakışlarımı yana çeviriyorum.
Arkadaşım heyecanla "Karşıya bak, ama belli etmeden." diye fısıldıyor.
Sanki biri boynumu kırmak için bükmüş gibi hızla karşıya çeviriyorum kafamı. Gözüne ışık tutulmuş bir tavşan ifadesiyle sana bakarken arkadaşım sağ elini alnına vurarak aptal olduğumla ilgili bir şeyler söylüyor.
Bense bana bakan gözlerine hapsolmuş bir şekilde sana bakıyorum.
YOU ARE READING
Sobakasu |Min Yoongi|
Short Story"Çillerini saklamayı bırakmalısın. Gece beliren yıldızlardan daha güzeller.. ."
