MEKTUPLAR

17 0 0
                                        

Genç kadın gecenin kör karanlığında çıktı evden.

Farkettirmeden. Usulca. Yalın ayak. 

 Gitmeden önce son kez baktı evine. Bu evi alırken ne kadar mutlu olduğunu hatırladı. Minik, çekirdek ailesi burada can bulacaktı. Evin her bir duvarını eşiyle birlikte kendi elleriyle boyamışlardı. O zamanlar henüz cinsiyeti bile belli olmamış, ailenin yeni üyesinin odasını daha hiçbir odaya mobilya almamışken hazırlamışlardı bile. Hoş daha cinsiyeti belli olmadığı için pembe veya mavi yapamamışlardı odayı ama mint yeşili ve beyazın eşsiz ahengine sahip minik bir yaşam alanı oluşturmayı başarmışlardı. 

 "Benim küçük kızım, ne olur beni affet."

 Bu onun yavrusuna söylediği en son cümle oldu. Ama kendisi de biliyordu ki  ne büyük bir aşkla evlendiği, annesini aşkı için hiçe sayan tek sevgilisi, son aşkı kocası onu affedebilecekti ne de henüz üç günlükken bırakıp gittiği kızı.

 Dakikalarca baktığı evinin soğuk duvarından gözlerini çevirdi, gitme vakti çoktan gelmişti. Düşüncelerinden sıyrıldı, söz verdiği gibi yapmak zorundaydı, gidecekti. Mecburdu. Ayakları asfaltın üzerine basmaktan acımıştı. Ayakkabılarını giydi ve genç kadın gecenin zifiri karanlığında gözden kayboldu.

....

  Hakan kızının ciyaklamaya benzer ağlamasıyla gözlerini açtı. Bebek kendini yırtarcasına ağlıyordu. Son üç günde gerçekten ne karısı ne de kendisi doğru düzgün uyuyabilmişlerdi. Şimdiden hamilelik dönemini özlemeye başladığını hissetti yataktan kalkarken.  Açelya yerinde yoktu, bebeğin yanında olduğunu düşünerek kızlarının odasına gitti. Görünüşe bakılırsa karısı anneliğe henüz alışamamış olacak ki bebeğin bu denli ağlamasına rağmen gelip bakmamıştı bile. Lohusalıktandır, olabilir diye düşündü Bade'yi kucağına alırken. Sanki bir şeyler yolunda gitmiyormuş gibi durgunlaşmıştı.

  Bade bir türlü susmak bilmiyor, Hakan da ne yaparsa yapsın Açelya'ya ulaşamıyordu. Telefonu uzun süredir kapalıydı ve asla nereye gittiğini söylememişti. Hakan üzerini değiştirirken Açelya'nın kıyafetlerinden bir kısmının eksik olduğunu farketti ama kirli sepetinde olduğunu düşündüğü için fazla umursamamıştı. Karısı için endişelenmeye başlayan Hakan, bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı ama karısının geleceğinden o kadar emindi ki ne polisi aradı ne de bir tanıdıklarını.

  Saatler geçmiş akşam olmuştu. Buzluktaki stokladıkları anne sütü bitmek üzereydi. Karısı bunları kendisi dinlenirken Hakan bebeklerini doyursun diye biriktirmişti ama artık onlar da bitiyordu ve hala Açelya'dan bir haber yoktu. Hakan bebeğin altını değiştirmek için çaresizce Bade'nin odasına yöneldi. Üç günlük bir bebekle evde yalnızdı ve bu işin kendisini ne kadar yoracağını hiç düşünmemişti. Bade'yi yatırdı. Beşiğin sol tarafındaki dolaba bez almak için uzandı. O sırada daha önce hiç orada olduğunu farketmediği iki tane zarf gördü. Bade'nin huysuzlanacağını bildiği için onlarla vakit kaybetmeyip bezlere döndü. 

  Hakan geçen vakte rağmen umutluydu fakat artık polise başvurması gerektiğini düşündü. Uzun zamandır Bade'nin odasındaydı ve minik kızı kollarında uyuyakalmıştı. Onu beşiğine yatırdı. Odadan çıkarken zarflara tekrar gözü takıldı. Merak duygusu üstün geldi zarflardan ilkini eline aldı. Üzerinde Açelya'nın el yazısıyla "Sevgilime..." yazıyordu.  Hakan'ın kalbine bir şey oturur gibi oldu. Düşündüğü şeyin gerçek olması şu an en son istediği şeydi. Olamazdı, hayatındaki tek varlığı onu ve kızlarını bırakmış olamazdı. Kalktığı sallanan ahşap sandalyeye tekrar oturdu. Zarfı açarken tereddüt ediyordu. Bade'ye gözü ilişti, nasıl da her şeyden habersiz melek gibi uyuyordu. Nihayet mektubu açtı ve okumaya başladı:

"Sevgilim, hayatım, her şeyim...

Ben bunu yazarken sen mışıl mışıl uyuyorsun. Bunu sana nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Ama buna mecburum. Gitmem gerekiyor. Çok uzağa bir yere. Beni asla bulamayacağın bir yere. Biliyorum bana ulaşmaya çalışacaksın ama sevgilim bana artık ulaşamazsın. Beni arama olur mu? Çünkü beni hiçbir zaman bulamayacaksın. Ama ben seni, kızımızı izliyor, görüyor olacağım. Kızımızın ilk kelimesini, ilk adımlarını göremeyeceğim. Ona hiçbir zaman sarılamayacağım ama sen kızımızın her anında yanında ol lütfen olur mu? Ve senden son bir şey istiyorum. Lütfen annene git. Kızımın bir annesi olmayacak ama bir babaannesi var. Annen baksın ona. En başta kabullenmeyecektir, sizi istemeyecektir ama Bade o kadar tatlı ve o kadar babaannesine benziyor ki dayanamayıp affedecektir. Lütfen bu dediğimi yap, kızımız anne şefkatiyle büyüsün. Bir mektup daha bırakıyorum. O mektubu kızımıza beni anlayabilecek yaşa geldiğinde ver ama lütfen o yaşa gelene kadar sakla. Ona orada her şeyi anlattım. Seni çok seviyorum. Kızımızı öp benim için. Elveda.

Açelya..."

Mektubu okumayı bitirdiğinde gözlerinden yaşlar süzüldü Hakan'ın. İçinde acı ve öfke aynı anda belirdi.



Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 10, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Annemin MektubuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin