♣️15♣️

546 50 12
                                    

Merhaba!

Oy sayısının ne kadar düştüğünün farkındayım. Ama geri kazanacağımı umuyorum. Bu yüzden bölüm eklemekten vazgeçmeyeceğim. İyi okumalar. Sizi seviyorum ☺️ Yorum sayısında da ciddi bir düşme var. Lütfen eleştirilerinizi eksik etmeyin. Hatalarım olabiliyor, sizin sayenizde düzeltiyorum. ☺️

Bölüm şarkısı: Christina Perri- Human

Benim için çok özel bir şarkı çok severim. Sizin de dinlemenizi istedim. ☺️ <3

BÖLÜM 15

Görebildiğim son şey Martin'in ağzından sızan kandı. Ben Martin'in üstüne çıkmış, ona öldüresiye yumruk atıyordu. Martin de boş durmuyordu fakat, olayın içine Ben'in takım arkadaşlarının girmesi hiç iyi olmamıştı.

Ayaklarım beni geri geri girişe doğru götürdü. Az önce ne yapmıştım ben? Resmen o altı harflik kelimenin beden halini bulmuş bir davranış mıydı bu? İnsanları üzmek?

Çıkış kapısını nihayet bulduğumda titriyordum. Hep böyle mi hissedecektim? Yaptığı davrnanıştan sonra sonucunda olacaklardan kaçan basit bir aptaldım ben. Korkak.

Ayakkabılarımı elime alıp eve doğru yürümeye başlamıştım. Soğuk hava yüzüme doğru çarpıyordu. Yüzüm büyük bir ihtimalle kızarmıştı. Gözlerim de öyle. Gözyaşlarım yanaklarımdan sızıyordu. Makyajımın aktığına emindim. Ama ortada önemli bir soru vardı. Bunu kendim istemiştim. Onları o hale ben sokmuştum. Şimdi üzülmem hakkım mıydı? Elbette değildi. İşte beni daha çok üzen de buydu. Ben böyle biri değildim. İmtikamım için insanları üzmezdim. Hiçbir şekilde insanları üzmezdim.

Gözümden akan yaşı silip kendimi toparladım. Bu yola bir kez girmiştim. Dönüşü olmayacaktı.

Ev görüş alanıma girdiğinde ışıklarının açık olmadığını görünce rahatladım. Ama şu dışarı sızan televizyon ışığı mıydı?

Kapıyı sessizce açtım. Anneme bu konudan bahsedemezdim. Ağladığımı görmesi açıklama yapmam anlamına gelirdi. Yavaş yavaş yere basarak içeri girdim.

Neyse ki koltukta uyuyakalmıştı. O uyanmadan merdivenlerden yukarı çıktım. Güvenli odama girince rahatladım ve yere oturdum. Sırtımı kapıya dayadım ve gözyaşlarımın dışarı dökülmesine izin verdim. Bitene kadar ağladım. İçimde bir gram duygu kalmayana kadar. Artık onları yanımda taşıyamazdım. Bu gece istediğim kadar ağlama süresi verdim kendime, bedeliyse duygusuz biri olarak yaşamımı sürdürmekti.

Saatlerce orada oturduğumu biraz geç fark etmiştim. Ayaklarımın üstünde doğrulduğumda hala bacaklarımın titrediğini hissettim. Yatağım çok uzak geliyordu. Aynı zamanda partideki o ortamdan dolayı, bu makyajdan en çok da yaşananlardan dolayı kendimi pis hissediyordum. Duşa ihtiyacım vardı hem de hemen. Ama bunu yapacak gücü kendimde bulamadığımda yatağımda sızmıştım.

Camımın tıklatıldığını duyduğumda daha yeni uyumuş gibi hissediyordum. Telefonumdan saatime baktığımda cidden yeni uyuduğumu anladım. Kahrolası ikinci kattaydım. Kim cama vurabilirdi ki?

Gözlerimi ovuşturup perdeyi araladım. Evin girişinin üstüne biri çıkmıştı. Oradan camıma vuruyordu.

Martin.

Onu görmek şu an isteyebileceğim belki de son şeydi. İçimdeki suçluluk duygusu bu kadar kabarmışken olmazdı. Perdeyi tekrar kapadım.

Cama bu sefer daha şiddetli vurulmaya başlandı. Annemin uyanmasını istemiyordum. Perdeyi ve camı açtım.

Martin yüzünde yaralarla karşımda duruyordu. Acınacak bir haldeydi. Gözlerindeki ifade....ağlamama sebep olacaktı.

"Partiden erken dönmüşsün."

EMMAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin