" Hay senin gibi alarmı gondiklesinler emi!" diyerek saçma sapan öten alarmımın kapama düğmesine bastım. Yatakta kalkıp iyice gerindim.
Gece bağlamaya üşendiğim ve şu anda karma karışık olan saçlarımı kolumun kangarn olmasını sağlıyıcak birsürü tokadan gri olanını seçtim ve aldım ardından karmakarışık saçlarımı topladım.
Yatakta tekrar gerindim ve beyaz yorganı tekmeledim.
Yere düşen yorganla birkaç dakika bakıştım ardından bu günün cuma olduğu aklıma geldi ve gözlerim faltaşı gibi açıldı.
Yatatan uçarak çıktım ve banyoya hücum ettim. Dişlerimi fırçalayıp kısa bir duş aldım. Banyodan çıkan buharla birlikte hemen üstüme formalarımı giyindim.
Kafamdaki havluyu düzeltip aynalı masamın karşısına oturdum. Ardından kendimi izlemeye başladım. Ne yani aynalı bi masa hep makyaj için mi kullanılmalı.
Çekmecemden nemlendirici kremimi alıp yüzüme sürdüm. Ardından dudağımada nemlendirci sürdüm.
Benim öyle rimele falan ihtiyacım yoktu. Kirpiklerim Allahın vergisi, çok uzundu. Kaşlarımın şeklide düzgündü. Tenime zaten iyi bakardım ben. Lensede ihtiyacım yoktu gözlerim elaydı.
Tamam itiraf benim egomda biraz tavandı. Ama kendime göre güzel değildim. Belki şirindim...
Kafamdaki havluyu çıkardım ve belime kadar olan koyu kumral saçlarımı izledim. Şu an sadece nemliydi saçım. Banyodan kurutma makinasını aldım ve saçımı kuruttum.
Saçım kuruyunca bukle bukle olmuştu. Şeklini çok bozmamaya dikkat ederek taradım. El kremimi sürüp etrafı topladım ve telefonumu şarjından çekip çantama koydum.
Duvardaki saate baktığımda saatin daha 6.43 olduğunu gördüm. Benim 7.30 da okulda olmam lazım.
Hemen odamdan çıkıp Emrenin odasına gittim. Emre benim kardeşim. Aynı yaştayız ama benden ay olarak büyük diye ona abi dememi istiyo. Aptal işte napıcan!!
Kapıyı çarparak açtım ve mavi yorganını çekiştirdim. Aptal kardeşim uyanmayınca yorganı yere attım ve kafasının altındaki yastığı çekip aldım. Sonrada yastıkla kafasına vurdum.
Ama uyanmadı. Bu arada benim hayvan benzetmelerim ünlüdür. Onlardan birini kulağına bağırdım ama uyanmadı.
Saat ilerliyodu. Telefondan müzik açtım ama yinede uyanmadı. O uyanmayınca bende son çaremi kullanmak zorunda kaldım. Hemen aşşağıya indim ve son kalan pizza dilimini ısıtıp odasına çıktım. Dönen koltuğa oturup pizzanın kokusunu almasını bekledim.
Üç saniye sonra gözleri açılmış bir Emre gördüm. Bende biraz gıcıklık olsun birazda açım diye pizzayı yemeye başladım.
Emre " HAYIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIRRRRRRRRR!!" diye bağırdı ve " Sen ne yaptın! O son pizza dilimiydi. İrem yaa!." dedi. "Allah Allah ben sipariş ettim e parayı da ben ödedim! Bu benim hakkım." dedim ve pizzayı kocaman bir daha ısırdım.
Emre gözleri yaşlı banyoya gitti ve hazırlanmak için çıktı. Bende odadan çıkarken " Çabuk hazırlan. Sonrada aşağıya gel!" diye seslendim.
Sonrada aşağıya indim ve tezgahın üstündeki çilek tabağıyla krema dolu tabağı alıp koltuğa oturdum ve yemeye başladım.
Bu sıradada telefonumu çantamdan çıkartıp instagrama girdim. Saat 7.19 du Emre çabuk olsa iyi olur demeye kalmadan merdivenden uçan bir adet Emre önüme düştü. O sıradada telefonu uçtu tabi onunla birlikte. Emre kalktığı gibi telefonunun yanına gitti ve bişey olmuş mu diye baktı.
YOU ARE READING
1 MİLYON DOLARLIK HAYALLER (1)
RandomHayallerim vardı benim. 1 milyon dolarlık hem de. Hepside gerçek olamayacak kadar güzeldi. Fakat benim hayallerim pamuk prenses, külkedisi ve uyuyan güzel gibiydi. Bense prensesler gibi büyüsem de asla bir prenses olamayan biriydim. Ve sadece penc...
