Derin, çocukluğunu kaybetmiş bir genç kız. Söylenecek çok söz varken, sükûneti seçmiş, yaralı bir kız..
Derinin babası bir doktor, annesi ise modeldir. Ailesi o kadar yoğun çalışırlar ki kimi zaman bir çocukları olduğunu bile unuturlar.
Derin sekiz yaşında simsiyah gözleri olan ama dünyaya toz pembe bakabilen minik bir kızdı. Anne ve babasının özlemini çok fazla hissetse de bakıcısı Esma teyzesini çok seviyor , annesi ve babası evde olmadığında onu hiç üzmüyordu. Küçüklüğünden beri sessiz ve sakin bir kızdı Derin. Anne ve baba sevgisini Esma teyzesinde görmüş, ailesi tarafından hiç şımartılmamış bir kızdı. Minicik gözlerinin altında milyonlarca kederi gizleyebilecek güçlü bir kızdı o..
Anne ve babası mantık evliliği yapmışlardı. Aile baskısı ile evlenen bir çifttiler. Birbirlerini hiçbir zaman sevmemiş , apayrı iki dünyanın insanıydılar. Derinin annesi Mehtap Hanım herşeye rağmen bazı şeyleri idare etmeye çalışıyordu ama son zamanlarda evde tartışmalar bitmek bilmiyordu. Mehtap Hanım tartışmaların Derin'i çok etkilediğinin farkındaydı ve kocasının söylediklerini olabildiğince alttan almaya çalışıyordu, fakat başarılı olamıyordu. Derin sessiz sakin odasına çıkarken arkasında kırılan tabak seslerini elbette duyuyordu ama artık o da alışmaya başlamıştı. Anne ve babasının tartışmaya başlayacakları anladığında Esma teyzesinin yanına gidiyor ve uyumak istediğini söylüyordu. Anne ve babası Derinin yokluğunu hissetmiyorlardı bile.
Derin o sabah normal bir sabaha uyanmış gibi hissediyordu kendini. Biraz sonra olacaklardan elbette ki haberi yoktu. Esma teyzesi ona kahvaltısını yaptırdıktan sonra bahçeye çıktılar ve Esma teyzesi Derin'i salıncakta sallamaya başladı. Esma Hanım eşinden boşanalı 4 sene olmuştu. Esma Hanım çocukları çok seviyordu fakat çocuğu olmuyordu. Eşiyle bu yüzden boşanmışlardı. Esma Hanım 4 senedir Derinin bakıcılığını yapıyordu. Derin'i kendi çocuğu gibi seviyordu.
İçerden yine bağırık sesleri geliyordu;
"Ne yapıyorsun? Bıraksana kolumu!"
"Bıktım senin dırdırlarından, hayatıma karışmandan, kızını da al ve defol git bu evden"
Bu kez tartışmaları farklı bir boyut kazanmıştı. Derin'in babası karısının kolunu tutmuş ve onu bir köşeye sıkıştırmış, bağırıp duruyordu.
"Acıtıyorsun. Bırak dedim sana. Hem ben tek bir adım dahi atmam. Gidecek birisi varsa o da sensin."
Mehtap Hanım eşinin kendisini aldattığının farkındaydı fakat kızı için bu evliliği sürdürmeye çalışıyordu, ama o da bir insandı daha fazla tahammül edemiyordu. Derin'in babası ağır bir küfür savurdu ve bahçenin kapısını hızlıca çekti ve gitti.
Derin'in babasının gitmesinin üzerinden tam iki sene geçmişti. Mehtap Hanım daha az çalışarak kızına vakit ayırmaya çalışıyordu. Derin son iki senede gerçek anne şefkatini tatmıştı ve annesine çok bağlanmıştı. Arada sırada anımsaması hariç babası aklına bile gelmiyordu. O gün annesi duyduğu haberle şoka girmiş halde eve geldi. Göz altları morarmış ve gözlerinde akıtacak tek damla kalmamış şekilde evin bahçesinde belirdi. Derin salıncaktan inip hemen annesine doğru koştu ve ona kocaman sarıldı. Mehtap Hanım kızının ona sarılmasıyla gözyaşlarına hakim olmadı. Kızına daha da sıkı sarıldı. Her şeyden habersiz Derin annesine boş gözlerle bakıyordu. Annesini daha önce hiç böyle gördüğünü hatırlamıyordu. Ani bir hareketle annesine sarılmayı bıraktı ve annesinin ellerini minik elleriyle kavradı ve ağlamaktan şişmiş olan gözlerine cevap almak ister gibi baktı.
"Anne, ne oldu? Seni daha önce hiç böyle görmedim? Neyin var anne? Gözlerin neden bana eskisi gibi sevgiyle bakmıyor?
Mehtap Hanım bu soruların karşısında yutkundu ve bir süre bekledi. Kanser olduğunu minik kızına söyleyemezdi. Ona daha yeni alışmışken onu bırakmak zorundaydı. Bir anne için en zor şeydi yavrusunu göz göre göre bırakmak, ama kızının daha az üzülmesi için bunu yapmalıydı. Onu eskisi gibi kendinden soğutmanın bir yolunu bulmalıydı. Ölüm haberinden daha az acıtırdı annesinin onu terk ettiğini düşünmesi..Mehtap Hanım boş gözlerle derine baktı ve Esma Hanıma göz hareketi yaparak onu içeriye çağırdı. Esma Hanım'a herşeyi anlattıktan sonra kızını Esma hanıma emanet ettiğini söyledi. Mehtap Hanım'ın son 3 aylık ömrü kalmıştı, Esma Hanım olanları duyunca şoka girmiş ve halen kendini toparlayabilmiş değildi. Mehtap Hanım hızlıca odasına gitti ve birkaç parça eşyasını aldıktan sonra evden uzaklaşmak için yola koyuldu. Arkasından gelen derinin "Anne ne olur gitme. Sen de beni bırakma." diye ağlaması ona neredeyse engel olacaktı ki kendini toparlamayı başarıp seri adımlarla evi terk etti.
Geriye kalan yalnızca derinin tiz çığlıklarıydı..
YOU ARE READING
Siyaha Tutunmak (Düzenleniyor)
RomanceBen hala seni yaşatırken içimde, sen de benim izlerim var mıydı? Bilmiyorum.. Sen benim gülüşümün sebebiyken, neden bu sessiz veda? Papatya tacını başıma yerleştirirken söz vermiştin, bir daha seni kimse ağlatamaz diye. Peki ya sen sevgilim, sen niç...
