Evet bol smutlu bir kitapla karşınızda Yazar-chin. N'aber okurlar? Eee bu kitap vatana millete hayırlı uğurlu olsun! Konu alıntı değildir ama isimler ucundan alıntı. Okuyanlar bilri isimleri biraz Rutta to Kodama'dan alıntı diyelim. Ama sadece Kodaka! Ryuu tamamen benim ha! İyi okumalaar... <3
Sabah uyandım. Okula hiç gidesim yoktu. Zar zor ayağa kalkıp odamda geniş geniş esnedim. Annemin yanına inerken annem "Kodaka! Bu gün okul yok bir işin yoksa Miyu'yu arkadaşlarının yanına götürüp gelir misin?" demesiyle havaya uçtum. Okula gitmeyeceğim ha! Bu bir rüya olmalı!
Kız kardeşim perdeyi sonuna kadar çekince gözüme gelen güneş ışınları nedeni ile gözümü açtım. "Miyu 5 dakika daha okulun tatil olduğu bir rüya görüyorum şu anda!" dedim mırıldanarak. Miyu'ysa "Şu anda rüyan ile baş başasın ama biraz daha uyursan matematik öğretmeninden cetvel yiyeceksin demedi deme!" dedi. Ah doğru ya ilk dersimiz matematik! İlk dersten matematik mi olur ya? Hemde pazartesi.
Gözümü zar zor açıp yataktan kalktım. Elimi yüzümü yıkayıp üstümü değiştirdim. Ne kadar soğuk suyla yüzümü yıkasam da olmuyordu. Gözümü açamıyordum! Ama ne kadar zorlansam da çantamı alıp okula doğru yola koyuldum. Yolda en yakın arkadaşım İchii karşıladı. Bana" Yüzünden hala soğuk su damlıyor yüzünü silmek nedir bilmez misin sen?" dedi sırıtarak. Komik olmayan bu şakasına "Ah o kadar komikti ki gülmeyi unuttum." dedim. O da " Şaka yapmadım ki dalga geçiyorum senle. Gerçekten sabahları kafan kıt oluyor!" dedi kahkahayla. "Neyi bu kadar komik buluyorsa anlamıyorum!" sesli düşünmek de sabah sersemliğimin yan etkisiydi. "Şu anda farkında değilsin ama ayakta uyuyorsun bu o kadar komik ki!" dedi nefes nefese.
Okula vardığımız zaman içimden okula sövüyor idim. Biz çocukları sabah erkenden kaldırarak çektirdikleri işkenceyi anlıyorlar mıydı? düşüncelerimle beraber sınıfa girdim. Hocamız Takahito-sensei bize dedi ki -sınıf öğretmenimiz olur- "Şimdi sınıftan giren İchii-kun'dan sonra girenlere ceza vereceğim! Eğer oyun oynamak için olsa sabahın köründe kalkarsınız! Okula gelince böyle davranma nedeninizi bir türlü anlayamıyorum!" dedi sabah sabah nasıl o kadar enerjik olduğunu anlayamadığımız o yüksek sesiyle. Sırama oturdum. Çantamı kenara yerleştirip matematik defterimi çıkardım. Sonra... Hocam beni öldürmeyin n'olur?! Daha çok gencim...!
Hoca yanıma geldi ve dedi ki "Kodaka aferin bu gün sözümüzü tutan bir sensin!" dedi. "Anlamadım hocam? Ne sözü?" dedim . Hoca "Bu gün kitaptan ders işlemeyeceğiz dedim ya!"dedi. Hemen uyum sağladım "Ah tamam hocam, başka bir şey sandım!Gerçekten söz vermemize rağmen diğer herkes nasıl unuttu anlayamadım hocam!" dedim. Gerçekten ucuz kurtuldum!!! Neredeyse kellem gidiyordu. Her zaman rol yapmakta iyi olduğum için çok şükür.
Sınıfta ki herkes bana imrenen gözlerle 'Şanslı tavuk!' bakışı atıyordu. Ama bu o kadar da sevindirici bir şey değildi çünkü kitap getirmeyin demek iki ders boyunca saatte 1 km hızla yazı yazacağız demek oluyordu...
Öğle teneffüsünün gelmesi ile bütün parmaklarımın isyan etmesi aynı anda oldu. Tarih zaten sözel bir ders olduğu için daha çok yazmamız gerekiyordu. Daha sonra İngilizce iki ders... Neyse ki gelecek ders kimyaydı ve yazı yazmayacaktık. Deney yapacaktık. İchii bana ters ters bakarak "Seni şanslı tavuk!" dedi mırıldanarak. "Bu seferlik böyle ters ters bakmana izin vereceğim çünkü gerçekten bu sefer şansım fazla yaver gitti!" dedim. "Farkındaysan sıkıntı yok! Affettim." diyen burnu havada İchii'ye bakıp "Sana oyunlarımı ödünç vermeyi kessem mi ki?" dedim. İchii aniden atıldı "Tamam lan sen de havaya girme özür dilerim!" dedi ve yakamdan tuttu. İchii'ye sırıtarak bakıp "N'oldu birden süt dökmüş kediye döndün?" dedim. Sabah benimle geçtiği dalganın hesabını soruyorum malum. "
Öğle teneffüsü benim hocalardan sakladığım oyunu oynayarak geçti. Kimya dersine girdik. Hoca bize bir şeyler anlatıyordu ama dinleyemiyordum. Sonra aniden gözlerim kapandı ve güm! İchii beni koluna alıp revire götürmüş. Uykusuzluktan bayılmışım. Revir hocası bana "Kodaka-kun dün saat kaçta yattın?" diye sordu. Mecbur yalan söyleyecektim. Başka çare mi var dün uyumadım ki! Saat 7.30 gibi yattım. Uyanmam da 8.00'de yarım saat dişimin kovuğuna yetmez ki! Sabah uyuklama nedenim biraz sizden biraz da benden kaynaklı. "Hocam 1.30 2.00 gibi yattım." dedim.
Çok erken değil bu kadarı. İchii'nin gözleri fal taşı gibi açıldı çünkü kaçta yattığımı biliyordu. Gece onunla online oynamıştık. Çaktırmasın diye göz kırptım. Bana 'Vay çakal seni...' bakışı attı. Hoca "Anlaşıldı! Sen artık 8.25'de yatakta olacaksın anladın mı beni?" dedi. Hocam anlaşıldı 1.30 2.00 gibi yatacağım artık. O zaman sıkıntı yok değil mi? "Anlaşıldı hocam. Bir daha bayılmak istemem!" dedim. Hoca da "Eğer bir daha böyle bir şey olursa velini haberdar etmek zorundayım!" dedi. Bende "Olmaz bir daha siz içiniz rahat tutun hocam." dedim güven veren bir sesle. 1.30 olmadı 2.00 gibi yatmak bana yeterdi.
Revirden çıkıp dışarı bakındığımda havanın kararmak üzere olduğunu gördüm. Sonra İchii'nin yakasına yapışıp bağırarak "İchii! Şu anda saat kaç?" dedim. İchii'de "4.00 okul bitti. Sen de horul horul uyudun." dedi ellerimi yakasından çekerken. İçim rahatlamıştı. Takato-san'a olan sözüm 5.00'te idi. Hemen yola koyuldum. Adımlarım çok hızlı değildi ama uyumama izin veren revir hocası sayesinde uykumu almıştım. İchii bana "Kodaka n'oldu? Nereye gidiyorsun? Bir şey söyle!" derken onu takmamaya devam ediyordum. Kütüphaneye giden yolun önüne gelince durdum. İchii'ye döndüm ve "İchii yarın görüşürüz benim halletmem gereken bir işim var." dedim. İchii ise " Eğer senin peşini bırakmamı istiyorsan neden beni takmadığını söyle." dedi. "Bir şey yok ama eğer o kadar çok bir şey söylememi istiyorsan bir şey." dedim. İchii bana "Bu komik değildi..." dedi. "Görüşürüz!!!" deyip İchii'nin arkasından el salladım.
Kütüphaneye giden yola bakıp, oraya girdim. Oradan dümdüz bir patika vardı. Patikanın sonuna gelince sola döndüm. Çalıların arasından geçip bir labirente girdim. Labirentin artık ezberlediğim yollarından çıkmaza girdim ve karşımda kütüphane. Kapıyı açıp içeri girerken kapı zili çaldı. saat çoktan 4.30'du. Tozlu atmosfere alışınca eski raflara baktım. Kütüphanenin 500 yıllık olmasına karşın kitapların bu denli yeni olmalarına hayret ediyordum.
Takato-san "Her zamankinden geç geldin." dedi. Ben de "Aslın da gecikmedim. Saat daha 4.30." dedim. Daha sonra her zamanki yerime ceketimi serip oturdum. Bu sessiz atmosfer bana huzur veriyordu. Yarım bıraktığım kitabı elime alıp okumaya başladım. Ben kitaba dalıp gitmişken Takato-san'ın leziz kahvesinin kokusuyla mest oldum. "Hey Takato-san, neden canımın çekeceğini bile bile ben gelince yapıyorsun kahveni?" diye sordum. Bana cevap olarak "Senin geldiğin saatle kahve içme saatim çeliştiği için. İstersen buraya gelme saatini yarım saat erteleyelim?" diye sordu. "Olmaz ben sadece bu saatte müsaitim. Cebimden 5 yen koparmaya devam edeceksin anlaşılan..." Dedim gülümseyerek. O da açtığım bu tatlı sohbeti devam ettirdi. "Hey bu yaşlı adamı üzüyorsun. Sana paran olmadığı zaman ikram etmiyormuşum gibi davranma." dedi gülümseyerek. Ona "kitabımı bitirdim üzgünüm ama kahveni içemeden gideceğim dibi gözüküyor. "Dedim ve ceketimi aldım. Sirkeleyip çıkarken Takato-san bir şey dedi ama duymamıştım. "Hey bekle, yarın torunum gelecek... duymadı ha." demişti.
__5 yen deyince akla... Hemen onun adı gelir "Yato, Yato, Yato!" :'D__
Kodaka yola devam ederken siyah saçlı bavullu bir oğlan yanından geçti. Buralardan değil anlaşılan. Eve varınca elimi yıkayıp kendimi odaya attım. Üzerimi değiştirip çantamı hazırladım. Ödevimi kütüphane de yaptığımdan geriye testimi çözmek kalmıştı. Annem ve babam derslerimi aksatmamam karşılığında oyunlara ve sabaha kadar uyumamama izin veriyorlardı.Bende bu anlaşmayı kabul ettiğim için derslerimi sıkı takip ediyordum. Ama bu çok sıkıcıydı. Testimi halledip saate baktım. 11.00'dı. Saat ne ara bu kadar geçmişti? O sırada saatin bozuk olduğunu far ettim. Çekmecemde ki pille değiştirip. saati ayarladım. Cep telefonumdan ayarladığım için yanlış olamazdı. İnterneti açıp İchii ile online buluştum. saat 2.00 olunca hocaya verdiğim sözü tutup zorla da olsa bilgisayarı kapattım. Gece rüyamda okulun olmadığı bir dünya görmüştüm. Evet burası... Yaz tatiliydi. Sonra kış tatiline uçtum...
Evet ve ilk bölüm hayırlı uğurlu olsun... umarım hatam yoktur. Varsa maruz görün. Kontrol edeceğim zaten. Gelecek bölüm o yolda karşılaştığımız semeye aşık olur. Zaten 3. bölüm smut smut smut!!!
Bu arada medyada sarı saçlı Kodaka. Siyah saçlı Ryuuuuuuu!!!!!!!! Çalmak yok ha! Gerçii internette kolayca bulabilirsiniz :'D
YOU ARE READING
"YAOİ" Kütüphane "YAOİ"
RandomBu hikaye yaoi'dir. Kısacası (BoyxBoy)dur. Sevmeyenler okumasın. Ana karakterimiz Fukutani Kodaka sessiz ve huzurlu yerleri çok sever. Hobisi oyun oynamak ve kitap okumak olan ana karakterimiz her zaman favorisi olan kütüphaneye giderken yolda bir...
