Gerçek Vs Hayal

8 1 1
                                        

"Bayan Rose bu yazıda nelerden esinlendiniz?" "Bayan Rose bu yazı sizin için ne ifade ediyor" "Bayan Rose..." "Bayan Rose..."
"Arkadaşlar, hepinize cevap veri cem sakin olun lütfen!!" Sonunda burdayım hep olmak istediğim yerde çocukluğumdan beri hep rüyamda gördüğüm yerde. Şu an büyüleniyorum ta ki "Bayan Rose yumurtanız peynirli mi? Yoksa peynirsiz mi olsun?" "Af buyur."

Gerçek Dünya:
"Rose, annem yumurtan peynirli mi olsun?" Gözümü açtım ve kocaman renkli gözlü annem bana bakıyor ve bütün o sorular, kameralar hepsi rüya.
Ben uyku sersemi halimle "Takıl kafana göre. Sen annesin bilirsin." dedim. Tam göremesemde gözlerini devirdiğinden emindim. "Sende 18 yaşındasın artık birçok şeyi kendin yapabilirsin ama ben nerdeyim bak!" "Yani her şeyi, bütün işlerimi kendim yapabilirim, hı?" yatakta başımı ona doğru çevirerek. Annem koca renkli gözlerini evet anlamında hızlıca kırpıştırdı. "O zaman, yarın Parise gidiyorum!" Annem yeşil gözleriyle bana baktı bakışları, görüntüsü, gülüşü hepsi çok tatlıydı ama ağızını açtığı zaman Meksika biberinden daha acı oluyordu "Tatlım, biliyorsun babanda bende bu durum hakkında neler düşünüyoruz." "Haa! Biliyorum ve bu durum beni rahatsız ediyor." "Neyse ben şimdi Ron'u uyandıracam sende 10 dakika içinde aşağıda ol!" dedi ve gitti. Rony yada Ron benim ikiz kardeşim. Erkek olması kötü çünkü çocukluk zamanında onun üstüne suç atamazdım... ve şu konu. Onlar bana yapma dedikçe yapasım geliyor.

Merdivenden inerken Ron ile çapışıp ve itişip duruyorduk. Ona uyku sersemi bir gözle baktım ve, gri eşofman altı, parlak lacivert bir tişört vardı. Şiş gözleri, dağınık saçları ve yeni uyandığı için daha ifadeleşemeyen yüzü. Çok tatlı duruyor... Ama ona tatlı deme sebebim ikiz olmamız.

Aslında bende pek farklı değildim.
Dağınık bir topuz, beyaz askılı bir badi ve koyu yeşil bir şort.

Masaya oturduk ve babam "Günaydın!" diye bağırdı bizde karşılık verdik. Sanki bu sabah farklıydı babam, mavi gözlerinin içi gülüyordu ve beyazlaşmaya başlayan saçları özenli duruyor acab- bir dakika, bekle.... Heyy!!! Bu gün bizim doğum günümüz. Bunu unuttuğum için bana değişikmişim gibi davranmayın sadece farklı bir şey yapmadığımız için benim için diğer günlerden farkı yoktu.
Babama bir bakış attım, üstünde kırmızı uzun kollu bir penye vardı, altında siyah kot pantolon. Geldi ve masaya oturdu. Ron annemi süzüyordu bende onun gözlerini takip ederek baktım.
Uzun dalgalı ve kahverengi saçlarını at kuyruğu yapmış, güzel yüzüne şeftali tonunda bir makyaj ve bir parlatıcı sürmüş.
Açık renk kot pantolon giymiş ve beyaz üştüne açık mavi şeritli uzun gömlek giymiş. Uzun dediysem kalçasını kapatıyordu.
O'da elindeki tabaklarla masaya oturdu ve "Bu gün doğum gününüz," dedi bende "Evet, anne inan uzun süredir biliyoruz." Ron bunu yakalayacak kadar ayıktı o yüzden kızarmış ekmeyi bırakıp sırıtmaya başladı. Annem devam edip "Artık 18 oldunuz." bende "Kesinlikle." dedim. Babam devam etti, "Artık genç yetişkinlersiniz, sorumluluk alabilecek kadar akıllı ve mantıklısınız," Ron "Ben fatura ödemem!" diye çıkıştı. Ben gözlerimi devirdim, babam beni kast ederek "en azından biriniz." dedi. Ron kalktı ve su almak için tezgaha gitti ve sıkkın bir şekilde "Hadi.! Konuya dönelim." dedi ve su koymaya başladı. Ben babama döndüm. Babam "Sanki bahçeden koku gelmiyor mu?" diye sordu. Ben Ron'a döndüm o'da bir saniyeliğine dikkatini babamdan ayırdı camdan dışarı baktı, bize döndü ve suyunu içerken bir anda içtiği suyun hepsini püskürdü ve saniyede cama sıçradı. Ben şaşkın gözlerle bakarken babam ve annem gülmeye başladı o sırada Ron "A-a-araba..." diye fısıldadı ben ayağa kalktım. Ron bu sefer çok çok daha yüksek sesle "Araba!" diye bağırdı ve zıplamaya başladı, direk bahçe kapısından fırladı. Ben babam döndüm ve kendisiyle gurur duyduğu belliydi. Dışarı çıktığımda Ron ellerini saçlarına götürmüş ağızı olamayacağa kadar açıktı ve hâlâ değişik sesler çıkarıyordu. Bende gülerek alkışlamaya başladım. Ron koşarak bana geldi ve beni kucaklayarak döndürmeye başladı, çok eğleniyordum. Babam bana "Senin ki içerde." dedi. Oturma odasına gittim. Cidden almış, olamaz. Bana tablet bilgisayar almış. Biliyorum arabanın yanında bu ne ki ama biz farklı ikizlerdik bizim için fiyat ve büyüklük önemli değil istediğimiz olması önemliydi. Geçen sene bana yeni telefon Ron'a gözlük almışlardı, istediğimiz buydu. Ben sevinçle hediyeme bakarken annem "Daha bitmedi!" dedi. O sırada Ron elinde kocaman bir kutuyla geldi ve "Buda bize mi?" derken kutuyu yere bıraktı, içinden çıkarttığı şeyi görünce ciddi anlamda sevinç çılığı attık. Minik bir golden yavrusu. Daha iki haftalık. Ron köpeği mıncırmaya başladı bende yanına gidip mıncırmaya başladım. Erkekti. Ben "Küçüklüğümden beri istediğim şey." diyebildim sadece ama Ron yine çenesi düştü " Bunu ikimze aldınız ha! Ne oldu? köpek sevmezdiniz." dedi Babam "Çok istiyorsunuz ondan ama adı ne olucak?" dedi. Köpek erkekti çok düşündüm ve "Rory?" diyeverdim. Ron "Sanırım herkes sevdi." dedi gözleri gülerken. Annem "Hadi okula geç kalıcaksınız, siz okula biz Rory ile veterinere." dedi ve elimizden aldı. Biz asık suratla yukarı odalarımıza çıktık.

Odaya giderken Ron'a baktım, parande atarak odasına girdi ama ben girdiğimde suratımı buruşturdum.

Benim gerçeğim buydu hayalimi sadece düşünebiliyordum. Gerçekler ve hayaller arasındaki farkı en iyi ben biliyordum galiba

Odamdaki banyoya girdim boyun altı bir duş için, tamam köpekleri çok seviyorum ama köpek kılı istemiyorum, üstümdekileri çıkarttım ve daha yüksek bir topuz yaparak sıcak suyu açtım suyun ısınmasını beklerken havlu, taraklarımı çıkardım.

Duşa girmeden kremleri de çıkardım.

Sonra çamaşırlarımı çıkarttım ve kirli sepetine attım. Hemen sıcak suyun altına girdim. Vücudumu losyonlarla ovdum. Suyu kapattım havluyu sardım ve çıktım hemen bir külot ve sütyen giydim.

Dolabımın karşısına geçtim hemen giyeceklerimi seçtim beyaz bol bir tişört ve siyah pantolon. Siyah pantolonumu giydim hemen beyaz tişörtü de üstüne geçirdim. Tişörtü pantolonumun içine soktum ve belini çekiştirdim. Altına siyah bilekten botlarımı giydim. Aynanın önünde saçlarımı yukardan at kuyruğu yaptım.

Saçlarım dalgalı olduğu için güzel duruyordu. Hemen şeftali tonunda bir allık, siyah eyeliner bide rimel. Simli bir parlatıcı. Baktım oldukça sevimliyim, siyah çantamı aldım ve odamdan çıktım koridorda aynaya bakarken Ron'a baktım. Ne?!. Ron'a baktım o'da siyah pantolon, beyaz tişört. Aynı anda "Eyw!. İkiz gibiyiz! Hemen üstünü değiştir, hayır sen değiştir. Offf !! Peki." Yukarı odalarımıza gittik aynı anda kapıları çarptık. Dolabın başına tekrar geçtim.

Bu sefer kamuflaj desen bahçivan tulumu aldım, içine giymek için beyaz Calvin Klein büstiyer çıkardım.

Hemen üstümü değiştirdim. Beyaz ayakkabaları beyaz spor ayakkabı. Odadan çıktım.
Ron'a baktım.

Gri pantolon üstüne bordo sweatshirt, ayakkabıları siyah bacıklı bir bot.

"Bu sefer olduk ha?" dedim. Bana baktı "Ben tamamım zaten sorun sende." dedi.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 11, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Yüzde Yüz ( EMİN) Stories to obsess over. Discover now