"Ümmü Gülsüm, kızım, kalk hadi sabah oldu. Neredeyse öğlen olacak... Bak kalkmıyor... Ümmü gülsüm."
Kırk yaşlarında, oyalı yazmalı, tatlı bir hanım kızını uyandırmak için odasına girmişti. Elinde tespihi ile perdeleri açtı.
"Yine mi geceye kadar telefonunla meşguldün? Bak bir de koynunda telefon ile uyuyor..."
"Ya anneciğim, lütfen birazcık daha uyuyayım, ne olur..." diyerek tatlı tatlı annesine baktı Ümmü Gülsüm.
"Beş dakika içinde masada ol," diyerek, kızının başını okşayıp içeri gitti genç anne.
Ümmü Gülsüm oflayarak hemen yastığının altından telefonunu çıkardı. Bir sürü bildirim gelmişti yine. Heyecanla gülümsedi. Deminki uykusuz halinden hiçbir eser kalmamıştı. Sekiz saat içinde elli iki takipçisi daha olmuştu. Bu çok büyük bir sevinçti. Hemen resimlerin altına gelen yeni yorumlara ve mesaj kutusundaki mesajlara cevap verdi.
"Ümmü Gülsüm!" diye yine çağırmıştı annesi. Sevinçle telefonunu yastığına bırakarak yerinden zıpladı. Elini yüzünü yıkayıp kahvaltı masasına oturdu. Annesi Ümmü Gülsüm'e "anneannenin getirdiği eşarbı dolabına koydun mu, feraceyi dolabına astın mı?" diye sordu. "Çok yakıştı, değil mi? Özel günlerde giyersin."
"Asmadım anneciğim, boşuna kalabalık yapmasın dolabımda. Zaten taşıyor dolap. Hem ben öyle giyinmem ki, bilmiyor musun sanki? Boşuna almış, geri versin. Resmen içinde kayboldum."
"Kızım ne var elbisede," diye söylendi annesi. "Rahatça giyersin işte."
Ümmü Gülsüm "of anne, seninle mi tartışacağım, bak kızlarla dışarı çıkacağım bugün. Hemen hazırlanmalıyım," diyerek ağzına bir şeyler daha atıp hızla masadan kalktı Ümmü Gülsüm.
Hafta sonuydu bugün, arkadaşlarıyla dışarı çıkmak için sözleşmişti. Odasına gidip hemen giyindi: Dar bir kot pantolon, üzerine kırmızı ve kısa bir gömlek, onun da üzerine siyah, kısa, dar bir ceket...
Ardından hemen aynanın karşısına geçti. Topuzunu yaparak başına hızla bir şal doladı. Gözlerine kalem, rimel çekti. Dudaklarına da hafif renk verdikten sonra çabucak telefonunu eline alıp bir fotoğraf çekindi ve profiline yükledi. Yükler yüklemez yorumlar gelmişti bile. Gülümseyerek parfüm de sıktı ve evden çıktı. Şimdi okumaya vakti yoktu.
Yarım saat sonra arkadaşlarıyla sözleştiği yerde buluştu. "Ümmü Gülsüm!" diye atılmıştı kızlar boynuna. Herkes tarafından sevilen bir kızdı. Sevinçle kahkaha atarak bir Nargile Kafeye girdiler. Güzel bir köşe bulup oturdular. Sohbetleri gayet neşeli ve sesli geçiyordu. Kafedeki herkes onlara bakıyor, onlar bu duruma daha da gülüyorlardı.
Biraz sonra Ümmü Gülsüm tekrar telefonunu çıkardı. Arkadaşları resim çekinmeye başladı. Telefonuna bakıp durmadan gülüyordu. Yan masadaki genç delikanlılar da ara ara kızlara bakıp fısıldaşıyorlardı. Çok zaman geçmeden içlerinden en yakışıklı olan ayağa kalkarak Ümmü Gülsüm ve arkadaşlarının yanına geldi. "Merhaba," diyerek kafasını kaşıdı. Arkasını dönüp arkadaşlarına güldü. Genç erkeklerin hepsi Ümmü Gülsüm'lerin masasını izliyordu.
"Merhaba, buyurun?" diye sordu Ümmü Gülsüm.
"Sen şu İnstagram'daki Ümmü Gülsüm değil misin?" diye ona baktı genç.
"Evet," dedi Ümmü Gülsüm. "Oyum."
"Biliyordum ya, çocuklar inanmadı, osun işte. Gerçekten de güzelmişsin," diye gülümsedi genç.
YOU ARE READING
Ümmü Gülsüm
Short StoryGüzeldi.. Güzelliği dillere destandı... Onu gören bir kez daha bakardı... Peki ya o her yerde karşısına çıkan sakallı yakışıklı genç adam..? Neden herkes onunla tanışmak isterken, o başını bile kaldırıp bakmıyordu? Neden gönlüne karşılık vermiyordu...
