15. BÖLÜM* YENİ BÖLÜM*

4K 156 28


Bu gördükleri karşısında hızlı adımlarla James'e doğru yürümeye başladı Emma. Yanına geldiğinde ise sadece meraklı gözlerle bakmakla yetindi. Bir açıklama beklediğini anlayan James konuşmaya başladı:

- Seni götürmek istediğim bir yer var Isabel, dedi  Emma'nın ellerini tutarak.

- Neresi? diye sordu Emma meraklı bir şekilde.

- Babamla hep gitmek isteyip de doğru düzgün gitmeye fırsat bulamadığımız yer... Deniz kenarına benimle birlikte gelmek ister misin? diye sordu James gülümseyerek.

Sarı buklelerini dans ettiren bir eda ile başını onaylarcasına salladı Emma.

Bunun üzerine birlikte at arabısına bindiler. Bir süre sonra at arabası hareket etmeye başladı. Karşılıklı oturan James ve Emma konuşmuyor, sadece bakışıyorlardı.

Bu sessizliği Emma bozdu.

- Yarın gidiyorsunuz, dedi buruk bir sesle.

- Evet, dedi James.

- Bu, siz gitmeden önce gideceğimiz son yer olacak Dük Hazretleri, dedi Emma.

- Belkide artık bana Dük Hazretleri demek yerine James demelisin, dedi gülümseyerek.

- Haklısınız, dedi Emma başını onaylarcasına sallayarak.

- Ve sizli bizli konuşmayı da bırakmalısın, dedi James.

Emma gülümsedi. Geçen 2 hafta içerisinde James ve Emma oldukça yakınlaşmış, birbirlerine ısınmışlardı. Henry ise arada bir tekrar Emma'ya teklifte bulunsada Emma nazikçe teklifini geri çeviriyordu. Bu nedenle Henry sadece sessizce onları izlemekle yetiniyordu.

Kısa bir sürenin ardından gelecekleri yere vardılar. Arabadan önce James indi. İndikten sonra Emma'nın da inmesine yardımcı olabilmek için elini uzattı James. Emma bir eli ile eteğini, diğer eliyle ise ona uzatılan elden destek alarak arabadan indi. Daha sonra ikisi biraz yürüdü ve önlerinde duran kayanın üzerine oturdular.

Emma oturduğunda manzaraya baktı. Karşısındaki manzara onu büyülemişti. Karolina mavisi bir deniz, sanki gökyüzüyle bütünleşmişti. Denizin üzerindeki adaların puslu görünüşü, arkadaki sıra dağların görüntüsü mükemmel bir tablo oluşturmuştu.

Gözlerinin önünde uzayıp giden uçsuz bucaksız masmavi deniz ve çam ağaçlarına şarkı söyleten rüzgâr insana yaşama sevinci veriyordu.

Bir süre sonra James konuşmaya başladı:

- Eskiden, ben küçükken fırsat buldukça babamla buraya gelir, manzaranın tadını çıkarırdık, dedi gülümseyerek.

- Burası çok güzel bir yer James, dedi Emma hayranlık içerisinde. Eğer buranın varlığını bilseydim tıpkı senin gibi ölmeden önce babamla birlikte buraya gelirdim.

- Baban ne zaman öldü Isabel? diye sordu James.

- Ben daha küçükken, dedi Emma.

Kısa bir süre sessizliğin ardından James konuşmaya devam etti:

- Isabel, hayatında en pişman olduğun şey nedir? diye sordu.

Emma bir an düşündü. Aslında pişman olduğu bir çok şey vardı. Fakat en pişman olduğu şey...

- Evimizde kemik rengi bir vazo vardı. Bu vazo bize ailemizden kalmıştı ve annemin en sevdiği vazoydu. Bir gün evde koşarken yanlışlıkla vazoya çarptım ve vazoyu kırdım. Yapıştırmak istedim fakat kırıldığında o kadar küçük parçalara ayrılmıştı ki, geri yapıştırmak imkansızdı. Aile yadigarı vazoumuzu kırdığım için hâlâ pişmanlık duyuyorum, dedi Emma iç çekerek.

KALBİMDEKİ LEKE #Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!