first meet.

648 31 6
                                        

  

"Eveet." dedim. "Başka bir arzunuz?"



  Karşımdaki yaşlı çift bana gülümseyerek teşekkür ettikten sonra ben de elimdeki tepsiyle geri mutfağa girdim. Kapıyı kapattım ve önlüğümü tam da çıkartacakken Tara bir elini beline koyup beni uyardı.

  "Nereye bebeğim?"

32 diş gülümseyerek "Mesaim bitti!" dedim ve yarıda kalan önlük çıkartma işlemimi bir çırpıda bitirdim.

  Tara kolumdan tutarak beni geri içeri-müşterilerimizin olduğu yere- bakmaya zorladı.

 "Ne görüyorsun?" dedi benimle beraber kek yiyen insanlara bakarken.

"Müşterileri." 


"Müşteriler, çok fazlalar değil mi Arlene?"


"Ö-öyleler."

Beni tekrar kendine çevirdi.

"Öyleyse?"


"Öyleyse ne?"


 Tezgaha koyduğum önlüğü göğsüme doğru uzattı.

"Öyleyse tekrar giy şunu."


 Ahh, arasıra Tara'ya gıcık olmamak elde değildi!




 Gözlerimi devirdim, önlüğü giyip ipini iyice sıktım.

Dağılan saçlarımı da yukarıdan sıkıca topladım.


Geri mekana döndüm.


Döner dönmez kapıdan içeriye bir adam girdi.

Karanlıktı, her yerde leon ışık bulunan ufak, şirin bir pastahane için fazlasıyla karanlık bir adamdı.


 Attığı adımdan sonra etrafa bir göz atıp boş masalardan birine oturdu.

 Onun yanına gittim ama içimde garip bir telaş vardı.

 "Merhaba efendim! Ne istersiniz?"


"Kekten başka bir şey satmıyor musunuz?"


"Bir pastahaneye geldiyseniz kekten başka bir şey yeme lüksünüz yoktur. Size Hot Dogs* getirecek halimiz yok ya."


 Çok mu abarttım, ah kekten başka bir sürü kurabiyelerimiz, dondurmalarımız, şeker türlerimiz vardı! Öyleyse neden adama bu kadar aptalca bir konuşma yaptım(?)




 "Bak kendim için burada değilim sadece bir çocuk için en ideal yiyeceğin burada olabileceğini düşünmüştüm bir şeyler tavsiye edin diye ama onun yerine senin bu ucuz sözlerini duydum."


"Ö-özür dilerim, saçmaydı farkındayım. Az önce Tara'ya birazcık kızdım."

 Yüzüme tedirginlik yayıldı.

"Kendisi patronum olur da."





"Ve bunu üzerine." dedi bana sertçe bakarak, tek kaşını havaya kaldırdı.

"Patronunla tartışmanın üzerine bir de benim gibi bir müşteriye bunları söyledin?"


Korkmaya başlamıştım kesin beni şikayet edecekti bu psikopat adam.


"Özür dilerim. 

Şikayet etmeyeceksiniz değil mi?"



"Etmeliyim." dedi kendinden emin bir şekilde gözlerimin içine bakarken, siniri yatışmamış gibiydi.


"Yapmayın lütfen."




Biraz düşündükten sonra eski moduna geri döndü.

"O halde hadi çocuk için bir şeyler ver."


"Ah bakın!" diyerek cebimdeki tatlı çeşitlerimizin bulunduğu broşürü ona uzattım.


"Bunlar bir çocuk için hem sağlıklı hem lezzetli olabilecek; en iyi seçeneklerimiz!"


  Bir süre cebimden çıkarttığım kırışık broşürü inceledi.

Sonra parmağıyla kahverengi/krem, çikolata kaplamalı bir pastayı işaret etti.

 "Bunu istiyorum. Büyük olmasına özen gösterin."


 Başımı sevinçle salladım beni Tara'ya şikayet etmekten vazgeçmişti!


"Hemen efendim!" diyerek mutfağa ilerledim.


Siparişini ilettikten sonra geri müşterilerin arasına karıştım.


  Birkaç masaya daha hizmet ettikten sonra bu karanlık adamın hazır olan siparişini ona götürmek için masasına yöneldim.



 Yüzüme koca bir gülümseme yayıp ona kutudaki pastayı uzattım.



 "Buyurun, hazır."

 Elimden kutuyu aldı o an yan tarafta bulunan karton paketlerimizden birini açıp kutuyu içine koymasına yardım ettim.





 Kutuyu paketleme işi yeni sona erdiğinde gözlerime derin derin baktı.

Sonra bileğimden tutup beni kendine çekti, kulağıma fısıldadı.



 "Bu seni son görüşüm olmayacak, içimden bir ses öyle diyor."



 Sonra da teşekkür bile etmeden çekip gitti.



 


   Merhaba işte yeni hikayem! Çok heyecanlıyım ve bu bir girişti diğer bölüm daha güzel olacak emin olabilirsiniz. Zaten taslaklarda duruyor tek istediğim bu kurgumda da yanımda olmanız, vote vermeyi unutmayın hoşçakalın.❤

EigengrauStories to obsess over. Discover now