Telefonumun inatla çalmasını görmezden gelerek yola odaklanmaya çalıştım fakat görünüşe bakılırsa arayanın pes etmeye niyeti yoktu. Daha fazla dayanamayıp arabayı sağa çektim. Arayan tabi ki de çok sevgili menajerimdi ve her zaman ki gibi telefonu açtığım gibi bağırmaya başladı.
"Aman tanrım Eliza saatin kaç olduğundan haberin var mı? Umarım yola çıkmışsındır çünkü an itibariyle yeni dizinin seçmelerine bir saat geç kaldın!"
Ne kadar sinirlensemde en sakin ses tonumla cevap verdim.
"Biliyorum biliyorum ve gerçekten çok üzgünüm on dakikaya ordayım mera.."
Biraz önce telefonu resmen suratıma kapadı. Neden bu kadar abartıyor hiç anlamıyorum alt tarafı uzayda yaşayıp dünyaya geri dönen birkaç ergenle ilgili bir dizi. Hem yazardan hiç hoşlanmadım bile züppe adamın teki.Zaten senaryoya da çok fazla çalışamadım,neyse en azından şansımı deneyeceğim. Arabadan indiğim gibi koşar adımlarla binaya doğru yürüdüm, tam asansörün düğmesine basmışken çantamı arabada unuttuğumu farkettim kendi aptallığımla ilgili bir şeyler mırıldanırken binanın kapısı aniden açıldı ve biri sanki dizi seçmelerine değil de koşu maratonuna katılmış gibi koşarak içeri girdi ama koşarken çantasında düşen senaryo sayfasını farketmedi bile. Çantamı aldım ve telefonumda yirmi tane cevapsız çağrı olduğunu görmemle bende o kız gibi koşmaya başladım. İçeriye girdiğimde düşen senaryo sayfası hala orada duruyordu merakıma yenik düşüp yerden kaldırdım üstünde The 100 yazıyordu sanırım bu koşucu kızla rol arkadaşı olacağız, sayfanın arkasını çevirdiğimde ise koca harflerle COMMANDER LEXA yazısıyla karşılaştım.Keşke senaryoya çalışsaydım o zaman bu karakterin kim olduğu bu kadar aklıma takılmazdı. Ben sayfayla ilgilenirken asansör çoktan beşinci kata çıkmıştı bile. Kapının açılmasıyla Felix'in sinirden kızarmış suratıyla karşılaştım. Bütün oda seçmeye gelen oyuncularla doluydu ve en geç gelen bendim. Felix resmen bakışlarıyla küfür ediyordu acaba ne zaman söylenmeye başlayacak diye düşünürken konuşmaya başladı.
"Lanet olsun Eliza,sana söyleyecek hiç bir şeyim yok dua et senden başka Clarke rolü için başvuran kimse olmamış yoksa şansını çoktan kaybetmiştin!"
"Felix biraz sakin olur musun hatalıyım biliyorum ama lütfen potansiyel rol arkadaşlarımın arasında bu kadar bağırma."
Hatamı kabul etmemle biraz daha yumşadı ve oturmam için bana ayrılan sandelyeyi işaret etti, yerime geçerken ister istemez aklımdan kimin Commander Lexa'yı oynuyacağını düşüdüm. Odada ki kimsede öyle bir hava yoktu.Yerime oturmak üzereyken birinin sessizce mırıldandığını duydum.
"Klark kom skaikru sonunda teşrif edebildi.."
Merhaba umarım ilk bölümü beğenmişsinizdir,ne kadar tereddüt etsemde sonunda yayınlamaya karar verdim çünkü burda türkçe olarak clexa hikayesi sadece bir kişi yazıyor -baya da iyi yazıyor valla alicek takip ediyoruz :)- ve şahsen ben clexa hikayeleri için arama yaptığımda tek hikaye çıkmasına efsane üzüldüm gittim bir gecede okudum sonra yeni bölüm beklerken yine Lexa'yı özledim oturdum birkaç bölüm izledim sonra sende yaz bir tane ne kaybedersin ki dedim kendi kendime ve kendimi bunları yazarken buldum.Neyse çok uzattım umarım hikayeyi seversiniz,bazıları yeni bölüm için beğeni/yorum sınırı filan koyuyor benim öyle bir sınırım yok valla çünkü cidden zevk için yazıyorum fakat yorum yaparsanız çok mutlu olurum beğendiğiniz beğenmediğiniz ne varsa artık yazın.Eğer buraya kadar sıkılmadan okuduysanızda çok çok teşekkür ederim,bir daha ki bölüme görüşmek üzere.
YOU ARE READING
Life Is About More Than Just Surviving // CLEXA
Fanfictionİlk görüşte aşk inanır mısınız? Biriyle tanıştığınızda ya da sadece ilk kez göz göze geldiğinizde gözlerinin içine bakıp o kişinin ruhunu görebilir misiniz?
