SOYGUN

58 9 13
                                        

Medyada: Silver

Sabah alarmın lanet olası sesiyle uyandım. Bugün yeni soygun yapacağız. Ülkenin en yüksek güvenlikli bankası. Biz gece insanlarıyız. Bize "Hırsız Aslan" diyenler var. Çünkü gece avlanırız. "Biz" dediğim kim mi? Ben, Ashley, Emily, Jessie ve ikizim Black. Ekibin elebaşı benim. Tüm planlar benden çıkar.

Kızları uyandırıp hazırlandım. Siyah tayt, siyah sporcu atleti, lacivert gömlek, siyah deri ceket. Soygunlar için herkese aynı kıyafetlerden almıştım. Gerekli olacağını düşündüğüm malzemeleri yanıma aldım. Yani birkaç adet gümüş hançer, iki eagle, gece görüş kamerası ve belki ne alaka dersiniz ama bir müzeden çaldığımız iki kraliyet tipi kılıç. Kılıçlar ve silahları belimdeki kemerlere taktım ve hançerleri de ceketimin içindeki küçük kemerlere taktım. Kızlar da hazırdı. Akşam olduğunda yola çıkacağız. Son kez planı anlattım.

" Kızlar nasıl olsa hepiniz yapacağınız şeyi biliyorsunuz. Emily ve Black  arkadan girip kameraları halledecek. Jessie ve Ashley işaret geldiğinde önden gidim güvenlikleri halledecekler. Son işaret gelince ben içeri gireceğim. Doğruca kasaya gidecek ve şifreyi girip parayı çantalara dolduracağım. Sessiz alarm çalmaya başlayacağından beklemeden çıkacağız. Amacımız kasayı boşaltmak. Sonra eşyaları toplayıp Türkiye'ye doğru yola çıkacağız. Hava kararıyor. Herkes hazır mı? "

Diye sözlerimi bitirdim hep bir ağızdan kendi tarzlarında onayladılar. Arabaya atlayıp -Pardon Ash kızıyor araba değilmiş bu Porsche imiş- yola koyulduk. Sürücü koltuğuna atlayıp arabayı çalıştırdım. Yoldayken heyecanı arttırsın diye bir şarkı açtım. Breaking Benjamin- Dance with the Devil. Onu dinlerken bankaya geldiğimizde arabayı durdurup şarkıyı kapattım. Telsizimi kulağıma takıp kızlara baktım.  Aynı şeyi yapmışlardı.

"Ne yapacağınızı biliyorsunuz. Bu son banka. Sonra ver elini Türkiye. " dediğimde Black sinsice sırıtıp " Oyun başlasın kardeşim. " dedi ve belinden orta boy hançerini çıkarttı. Sonra arabadan inip Emily ile birlikte arkaya geçtiler. Ben enleri kendimde topladım. En hızlı,  en gözü kara, en keskin nişancı,  en hızlı, en güçlüyüm.  Ash ve Jess silahlarını alıp beklemeye başladılar. İşareti gördüklerinde içeri girdiler. Birkaç ah,uh sesinden sonra sesler kesildi. Ash ve Jess'in işareti üç kez silah patlamasıydı. Benimki ise içerideki herkesin aynı anda çığlık atması. Çığlıklar gelince içeri girdim. Kızlar planın anlamadığım kısmınolan arabaya binip iki sokak aşağıya gidip saklanma eylemini gerçekleştirdiler. Bende kasaya gidip şifreyi girdim. 1822004. Bizim ilk soygun tarihimiz. Hiçbir donanım olandan denemiş ve yakalanmadan çıkıp gerekli donanımı satın almıştık. Kasa açıldığında tüm parayı çantalara doldurdum. Amaçları neydi bilmiyorum ama tüm parayı TL olarak saklıyorlarmış. Çantalar dolduğunda hemen boş olarak tahmin ettiğim arka tarafa gittim. Tahminim doğruydu ve Black ve Em temiz iş çıkarmışlardı. Son kamerayı halledemediklerini gördüğümde botumdam bir hançeri çıkarttım ve kameraya  hançeri fırlattım. Geriye dönüp bakmama bile gerek yoktu çünkü gelen kırılma ve cızırtı sesinden nokta atışı yaptığımı anlamıştım. Merak ediyorum da acaba anne ve babamı öldürdüğüne pişman olmuşumdur soyduğumuz yerler. Evet anne ve babam ölmüştü. Nasanın Apollo görevini sabote etmişlerdi ve bende devlete karşı onların izinden gidiyordum. Hemen iki sokak aşağıya gidip kapşonumu çıkarttım. Beni görünce ikizim arabadan indi ve

" Son kamerayı sana bıraktık ikizim. Kameraya doğru sırıtabil diye. " deyip kahkahayı bastı.  Ben de gülmeye başladım. Bir süre güldükten sonra arabaya bindim ve Black binince çalıştırıp eve giderken Ash'in "Son durak?" sorusuna " Son durak." diye cevap verdim. Son durağa, Türkiye'ye gidiyoruz.

BANA KAPAK HAZIRLAYABİLECEK OLAN VAR MI? YORUMLARINIZI BEKLİYORUM...

SİLVERWhere stories live. Discover now