En son ne zaman bu kadar ağlamıştım? Hatırladım... Yere düşünce. Şimdi anladım ki o acı bu acıya rakip olamaz! Annemin ölümünden sadece bir hafta gecmisti ama hala ağlıyorum. Artık hiç kimsem yok. Yalnız başıma hayata tutunacağım. Biliyorum annem beni böyle görse çok üzülür. Ama elimden başka bir şey gelmiyor. Kulağımda bir uğultu var ama tek bir ses net geliyor. Kapı zili... Ayağa kalkcak güç bulamıyorum kendimde. "Zile basar basar gider." dedi içimden bir ses. On dk sonra zorlanmakta olsa banyoya gittim. Aynaya baktığımda bu kişinin ben olduğuma inanamadım. Gozlerimin altı mosmor ve şişmiş. Yüzüm iyice çökmüş. Üstümde ki kıyafetleri çıkarıp suyu açtım ve içine girdim. Saçma şampuan dokup kopurtmeye başladım. Saçımı çıkardıktan sonra kuvvetin ilik suyla doldurup içine duş deli döküp içine girdim. Gozlerimi kapatıp rahatlamaya çalıştım. Gozlerimi açtığımda uyuya kaldığımı anladım. Telefonumu elime alıp saate baktım. Saat akşam yedi olmuştu. Kuvvetten çıkıp bornozumu giydim. Kuvvetin deliğinin açıp odama gittim. Üzerime beyaz bi tisort açık mavi kot pantolon tisortumun üstünde kot ceket giydim. Ayağıma kot topuklu botlarımı geçirdim. Anahtarimi cebime atıp telefonumu ve kulakliklarimi alıp evden ciktim. Yavaş yavaş yurumeye başladım. kulaklıklarımı takip telefonumu kurcaladim. 'Ladie's Code Galaxy'yi actim. Yavaş yavaş sahile doğru ilerledim. Banklardan birine oturdum. Yavaşça dalgalanan denizi izledim. Gözyaşlarım usulca cozulmeye başladı yanaklarımdan. Birden yağmurda atıştırmaya başladı. Sanki derdimi anliyormus gibi yağıyordu. Yavaş yavaş hızlanmaya başlayınca karşıda ki restorana doğru ilerledim. İçeriye girip cam kenarındaki masaya doğru ilerledim. Sandalyeyi geriye doğru çekip oturdum. Garson geldi. "Ne istersiniz hanımefendi?" diye sordu. İcimde ki ses bir anda 'Annemi istiyorum.' diye bağırdı. Annesinden ayrilip kaybolmuş bir çocuk gibi 'Annemi istiyorum.' diye bağırıyordu. Bir ses beni düşüncelerinden ayırdı. "İyi misiniz hanımefendi?" deyip peçete uzattı. Reçeteyi uzatan kadar ağladığımın farkında bile değildim. "İyiyim." deyip bir gülümseme sundum ve menüye göz atmaya başladım. Garsona dönüp "Ben kori soslu makarna salata ve kola istiyorum. Garson onaylayan bir şekilde başını aşağıya yukarıya doğru salladı. Masadan uzaklaştı. Ben de kulaklıklarımı çıkarıp ceketimin cebine sıkıştırdım. On dk sonra siparişlerimi getirdi. Getirdiklerini büyük bir iştahla yedim. Som yudumumu da içip hesabı istedim. Hesabı getirince hesabı ödeyip restorandan çıktım. Yavaş adımlarla eve dogru ilerlemeye başladım. Evin önüne gelince anahtarımı çıkarıp kapıyı açtım. Yavaş adımlarla odama çıktım. Üzerime pijamalarimi giyip yatağının içine girdim. Gozlerimi kapatıp uyumayı bekledim.
°°°°°~°°°°°~°°°°°~°°°°°~°°°°°
Sabah kalktığımda saat daha sekizdi. Yataktan çıkıp banyoya ilerledim. Suyu ayarladim. Soyunup suyun içine girdim. Şampuanı saçıma döküp köpürtmeye başladım. Bir kaç kere tekrarlayıp banyodan ciktim. Bornozumu giyip odama geçtim. Beyaz elbisemi giyip beline siyah ince kemer bağladım. Siyah babetlerimi giyip makyaj masasına oturdum. Rast gele bir şarkı açıp saçımı kurutmaya başladım. Sonra yuzume fondöten sürdüm. Sıra gözlerime gelmişti. Gözlerime sadece eyeliner beyaz göz kalemi ve rimel sürdüm. Yanağına şeftali rengi allık dudagima da açık pembe ruj sürdüm. Yatağını toplayıp mutfağa indim. Kendime hazır rağmen yapıp yedim. Bulaşıklari makineye dizip. Dışarı çıktım. Üç saattir iş arıyorum ama yok! İnsan çalışan aldıysa ilani çıkarmaz mı ? Böyle sove sove ilerlerken gözüme şirin bir kafe çarptı. Kafenin kapısını açınca küçük bir çan sesi geldi kulaklarıma. İçeri girip bir masaya oturdum. Yanıma şirin mı şirin minyon tipli bir kız geldi. "Ne alırdınız efendim?" diye sordu. Çok cana yakın söyledi. "Çikolatalı dönük ve kola lütfen. Varsa bir de gazete alabilir miyim? " başını alaylayıcı bir şekil de sallayıp gitti. Bir garson masama gazete koyup gitti. Gazetenin iş ilanları olan bölümünü açtım. Göz gezdirirken gözüme birbyazi çarptı kalın ve büyük harflerle 'YENİ ÇIKIŞ YAPACAK ERKEK GRUBUNA BAYAN MENAJER YARDIMCISI ARANİYOR!ACİL!!!' yazıyordu. Numarayi toplayıp telefonu kulagima götürdüm. Çalıyordu. Bir kaç çalışan sonra açıldı. "Buyurun?" dedi kalın bir ses. " Ben iş için aramıştım. " bir kaç homurtulu ses çıkardı sonra "Yarın saat on da SM Entertainment'te olun." deyip telefonu kapattı ne kibar(!)bir bey... Garson siparişleri getirip önüme koydu. Dönüşümü büyük bir iştahla yedim. Hesabı istedim. Hesabı getirince ödeyip kafede çıktım. Hızlı adımlarla avm'ye ilerledim. Avm'ye varınca içeri girdim. Bir magazaya girdim ve bir kaç parça elbise tişört pantolon ve ayakkabı aldım. Ücreti ödeyip başka bir magazaya gittim. Orada da makyaj malzemesi ve takı aldım. Kolları paketlerle doldu. Avm'den çıkıp taksi beklemeye başladım. Bir taksi önümde durdu sonra şoför arabadan inip paketlerini aldı ve arkaya koydu. Bende arkaya oturup adresi verdim. Şoför arabayı sürerken ben de yolu izliyordum. Eve gelince şoför paketlerimı evimin önüne kadar taşıdı. Ücreti ödedim. Şoför giderken ben de kapıyı açıp içeri girmiştim paketleri odama kadar taşıdım ve sonra tek tek dizdim. Üstüme rahat bir şeyler giydim. Mutfağa inip ciple kola aldım ve salona geçtim. Koltuklara açtım kendimi. Bir film açıp izlemeye başladım. Aslında ben çalışmayı sevmem ama birisinin kirayı ödemesi gerek demi? Ben çoook üstgeçim ama n'apalım ? Gözlerim uyku için direniyordu. Boş tabağı ve bardagi mutfağa koyup odama ciktim. Yatağına girdim gozlerimi kapatır kapatma uykuya daldım.
İlk bölüm nasıldı oy ve yorumlarinizi bekliyorum arkadaslariniza onermeyi unutmayın. SARANGHAE. <3
YOU ARE READING
ANNYEONGHASEYO NOONA !!!
FanfictionAnnyeonghaseyooo!!! Yepyeni hikaye ile karşınızdayım. Bu hikayeyi okuyupta başkalarına onermezseniz sizi üç harfli kovalasin. Yani ben (Ece). Neyse inşallah hikayemi beğenirsiniz.Saranghae <3
