•DÜZENLENDİ |11.8.18|
"Sabah sabah bu kadar erken kalkma fikri Koray'dan başkasından çıkmazdı yani..." Beyaz kıyafet dolabını karıştırıyor, eline ne geçerse büyük sırt çantasına tıkıştırıyordu.
Genelde geç uyandığı için bu tatil programına şuan için pek uyum sağladığı söylenemezdi. Çok büyük ihtimalle yine diğerlerini bekletmek zorunda kalacaktık.
"Boş ver İrem, ne kadar erken gidersek o kadar çok kalırız." Bir yandan onu geçiştirmeye çalışıp diğer yandan onun dağıttığı yerleri toparlıyordum. Dağınıklık beni ne kadar rahatsız ediyorsa İrem'in de o kadar hoşuna gidiyordu. Biraz zıt fikirli olsak da yine de en yakın arkadaşımdı. Sadece birkaç aydır aynı evi paylaşıyorduk fakat dostluğumuzun başlangıcı yıllar öncesine dayalıydı.
Kimseye haber vermeden, hatta ailemize bile söylemeden okulu asıp tatil planı yapmak ne kadar doğruydu, bilmiyordum. Fakat tüm grup giderken tek başıma kaldığımda pişman olacağımdan adım kadar emindim. Hem bu yüzden, hem de diğerlerinin ısrarına dayanamayarak kabul etmek zorunda kalmıştım tekliflerini.
Bir anda zil çaldığında iyice panik olup mutfağa koşmuştum. Akşamdan buzluğa koyduğum pet şişeleri küçük sırt çantasına doldurduktan sonra çantayı kapının yanına bırakıp yeniden odaya döndüm.
Kıyafetlerimi dünden hazırladığım için kendimi şanslı sayıp telefonumu da aldıktan sonra kapıyı açmıştım.
"Haydi, herkes sizi bekliyor."
"Geliyorum, bekle." Hazırladığımız çantalardan birini taşıması için Hakan'a uzattığımda söylemiştim. Ardından İrem'i de çağırıp dışarı çıkmıştık.
Kapının önünde büyük siyah bir minibüs vardı. Kimin kullanacağı benim için gerçekten ayrı bir merak konusuydu. Biz 18 yaşını daha henüz doldurmuş öğrencilerdik, hiçbirimizin daha ehliyet almaya fırsatı olmamıştı. Ben dahil neredeyse hepimiz en az bir kez araba kullanmış olsak da uzun yol sayılabilecek bir yere giderken bizim sürmemiz çok uygun kaçmıyordu.
Şoför koltuğunda tahmin ettiğim gibi Emre vardı. Diğerlerine nazaran daha iyi bir sürücü olmasını umut ettim. Koray'ın, babasının arabasına çarpmasına daha önce bizzat şahit olmuştum çünkü.
"Ne beklettiniz be..." Arka koltuktaki Koray sırıtarak söylemişti. Onun gülmediği bir zamanı yakalamanız gerçekten çok zordu, görebileceğiniz en pozitif insanlardandı. Gülümsedim.
Ön koltuğa ise İpek ve Buse oturmuştu. Yol boyunca arkada yapacağımız muhabbeti kaçıracakları için pişman olacaklardı.
Ayça, Hakan ve Can çantaları bagaja yerleştirirken İrem otobüs koltuğundaki yerini almıştı. Ben de şoför koltuğunun arkasındaki yerime geçip onları beklemeye koyulmuştum.
Çok geçmeden Can gelip yanıma oturmuştu. Hakan ve Ayça'da yerlerine geçtiklerinde Emre aracı hareket ettirmişti.
Bir süre trafikte ilerledikten bir saat kadar sonra tenha yollara geçiş yapmıştı. Trafik polisine yakalanma ihtimalimiz yavaş yavaş kayboluyordu.
Düşündüğüm gibi bir muhabbet de olmamıştı, herkes kendi halinde bir şeyler yapıyordu. İrem her zamanki gibi telefonunu çıkarmış sosyal medyada dolaşıyor, sevgilisi Hakan ise çaktırmadan onun ne yaptığına bakıyordu. Koray bize laf etmesine rağmen en arka koltukta uyukluyordu, Ayça müzik dinliyordu.
"Daha çok var mı?" Sorumu yolu izlemeye çalışan Can'a yönlendirmiştim.
"Melek, daha birkaç saat bile geçmedi."
KAMU SEDANG MEMBACA
Ölüm Yolunda [BİTTİ]
Misteri / ThrillerAcımasız bir katilin dolaştığını bildiğiniz bir ormanda kaç gün kalabilirsiniz? Bir grup arkadaşın yaşam mücadelesine tanık olacaksınız. Daha ilk bölümden sizleri etkisi altına alan, acımasızca cinayetlerin işlendiği bu gerilim kitabına bayılacaksım...
![Ölüm Yolunda [BİTTİ]](https://img.wattpad.com/cover/60820122-64-k258612.jpg)