🌟MERHABA 🌟
💫ÖNCELİKLE HOŞGELDİNİZ 💫
🌟
DAHA ÖNCE BİR SÜRÜ HİKAYE YAZDIM AMA İLK DEFA YAYINLIYORUM BU MACERAYI BERABER TAMAMLAMAK İSTİYORSAN BAŞLIYORUZ ...
🌟
LÜTFEN BÖLÜMÜ OKURKEN YORUM YAPMAYI VE BEĞENMEYİ UNUTMAYIN
🌟
BAŞLAMA TARİHİNİZ ?
19.09.2026
KAYIP SOYADIM
BÖLÜM 1
🌟
Bazı insanların evi vardır. Kapısını açtığında içeriden yemek kokusu gelir, birinin sesi gelir. "Hoş geldin." der, bazen kavga sesi bile gelir ama yine de evdir. Benim evimdeyse tam tersi olur, kulakları sağır edecek kadar bir sessizlik olur, o sessizliğin içinde ise boya kokusu doludur.
Duvarlarda çatlaklar, yerde eski boya kutuları, köşede yamuk yumuk duran birkaç eşya, bir de yıllardır değiştirmediğim karton yatağım var. İnsan bazen elindekine alışıyor ya da alışmak zorunda kalıyor, ben de alışmıştım. Ya da alıştığımı sanıyordum. Gözlerimi açtığımda tavandaki uzun çatlağa baktım.
"Günaydın, çatlak." dedim. Cevap yoktu. "Gene mi küstün?" dedim. Yine cevap yoktu. "İyi. Ben de konuşmuyorum zaten." dedim. Yalnızlıktan deliriyordum sanırım. Yorganı üzerimden attım. Telefonumun ekranına baktım. "08.17"
Yataktan kalkıp saçlarımı elimle düzelttim. Karşımdaki küçük aynaya baktığımda ilk dikkatimi çeken yine çillerim oldu. Burnumun üzerine ve yanaklarıma dağılmışlardı. Hiç sevmezdim onları. Çocukken aynaya her baktığımda yüzümdeki bu küçük noktaları silmeye çalışırdım, çıkmadılar. Demek ki bazı şeyler insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın çıkmıyordu. Üzerimde bol, eskimiş bir pantolon ve boya lekeleriyle dolu bir tişört vardı.
Üstüme eski montumu geçirdim. Saçlarımı iki yandan topladım. Aynaya son kez baktım. "İdare eder." dedim. Kendime söylediğim en büyük iltifat buydu. Depodan çıkmadan önce duvarlardaki resimlere baktım. Hepsini ben çizmiştim. Bazıları çocukluğumdan kalmaydı, bazılarıysa yeni tamamladığım resimlerdi. Kimi resimlerde gökyüzü vardı, kimi deniz, kimi orman, kimi de el ele yürüyen aileler.
O resimlere uzun süre bakamadım çünkü bazı şeyleri çizmek kolaydı. Yaşamak hiç de kolay değildi. Tam kapıyı açacakken telefonum çaldı. Ekranda tanımadığım bir numara vardı. Kaşlarımı çattım. "Kim bu sabah sabah ya?" diye söylendim ve telefonu açtım.
"Alo?" Karşıdaki kadın birkaç saniye sustu, sonra resmi bir ses tonuyla konuştu. "Deniz Akay ile mi görüşüyorum?" dedi. İçime garip bir huzursuzluk çöktü ve tereddütle "Evet." dedim.
"Ben sizi İstanbul Şehir Hastanesi'nden arıyorum. Caner Akay, Eda Akay ve Serdar Akay..." dediği anda dünyam sessizleşti. Devamını duymak istemiyordum. Onlardan bilgi almak istemiyordum ama duydum.
"Trafik kazası geçirdiler." dedi kadın. Elim kapının kolunda kaldı. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Caner, Eda, Serdar... Benim ailem kaza geçirmişlerdi ama neden onlara karşı bir duygu hissedemiyordum? Aile, dedim içimden. Bu kelimeyi düşünmek bile midemi sıkıştırıyordu.
YOU ARE READING
KAYIP SOYADIM
General FictionDeniz, sekiz yaşında ailesinden kaçtı. Arkasında bıraktığı evde sevgi yoktu. Sadece korku, sessizlik ve unutmak istediği anılar vardı. Yıllar boyunca tek başına yaşadı. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendi. Kimseye güvenmemeyi, kimseden bir şey i...
