[mini fic - angst]
"İlk kez o kadar uzun, o kadar doğrudan baktın. Ama o gözlerde ne bir merak vardı ne de en ufak bir duygu. Sadece derin, rahatsız edici bir şaşkınlık ve ardından gelen o ezici acıma hissi..."
>Side Ship: Yeonbin
Bir insanın tamamen dolu bir odada tek başına kalması kaç saniye sürer? Ben bu süreyi ölçebiliyorum. Sınıf kapısı her açıldığında, o gürültünün ve kahkahaların ortasında saatime bakıyorum. Tam beş saniye. Beş saniyenin sonunda herkes birbiriyle eşleşiyor, sesler birleşiyor ve ben yine sıramın arkasına çekilip görünmezliğimin sınırlarını çiziyorum. Sınıfın en arka sırası, cam kenarı. Burası bir seyir tepesi gibi. Kimse arkasına bakmadığı için, dünyayı izlemek için harika bir yer. Daha doğrusu... seni izlemek için.
Bugün üzerine koyu yeşil bir hırka giymiştin. Sol kolunu sıraya dayayıp arka arkaya üç kez esnedin. Gece yine geç uyudun, biliyorum. Sen beni tanımıyorsun ama ben seni çok iyi tanıyorum, Yeonjun. Önündeki tarih kitabının kenarına küçük kareler çizip durdun çünkü tarih dersinden nefret edersin, her sıkıldığında kitapların köşelerine kareler çizersin. O kareleri dolduruşunu, kalem ucunun kağıda her vuruşunda çeneni hafifçe sıkışını izledim. Sanırım beşinci derste hava biraz soğuduğunda ellerini hırkanın ceplerine soktun. Sadece birkaç metre ötendeydim ama seninle aynı havayı soluduğumu hissetmek bile garip bir lüks gibi geldi.
Sonra kapı çalındı. İşte benim beş saniyelik sessizliğimin bittiği an. Kapı açıldı ve o içeri girdi. Nefesini tutuşunu bile duydum sanki. Sandalyeni geriye doğru itip hızla ayağa kalktın. Yüzünde, bana ya da sınıftaki herhangi birine asla göstermediğin o yumuşak, o dopdolu gülümseme belirdi. Yanına gittin, kollarını çok güzel doladın ona. O da senin saçlarını düzeltti. Acaba o yumuşak saçlarına dokunmak nasıl olurdu? Bu da bir lükslükten başka bir şey değil. Sen onun elini tuttun. Parçalar tamamlandı, bulmaca bitti.
O an gözlerimi pencereye çevirdim. Camdaki yansımama baktım. Ne kadar soluk, ne kadar silik durduğuma... Sen onun elini tutarken, ben masanın altındaki parmaklarımı birbirine kenetledim. Sırf bir şeye tutunmuş olmak için.
Seni sevmek, hiç açılmayacak bir pencerenin önünde baharın gelmesini beklemek gibi. Pencere kapalı, dışarısı buz gibi ama ben yine de oradan ayrılamıyorum. Bugün de seni uzaktan sevme görevimi tamamladım. Yarın yine aynı sırada, aynı saatte orada olacağım. Sen yine onu seveceksin, ben yine seni izleyeceğim.
İyi geceler, Yeonjun.
🪢🪢
¡Ay! Esta imagen no sigue nuestras pautas de contenido. Para continuar la publicación, intente quitarla o subir otra.