Derin bir nefes aldım.
Siktiğimin sınavlarından da derslerin de inanılmaz derecede bunalmıştım artık.
Türkiyede lise son sınıf olunca gündelik hayatınız bir anda hızlı bir ivmeyle değişiyordu. Önceki senelerde edindiğiniz hobiler, alışkanlıklar ve sosyal yaşantınız bir günde soluyor, üstelik bu yerini hiç de tatmin edici bir şeye bırakmıyordu.
Saate baktım. Deneme sınavının bitmesine son on beş dakika kalmıştı.
Daha önce denediğim ama çözmeyi beceremediğim birkaç matematik sorusuna daha göz attıktan sonra daha fazlasını yapamayacağıma kanaat getirdim ve optik formumu teslim edip kitapçığımı alarak sınıfı ve sınavla uğraşan diğer öğrencileri ardımda bıraktım.
Sınıftan çıkmamla en yakın arkadaşım Hilali görmem bir olmuştu. O da çıkmış ve benim sınıfımın karşısındaki duvara yaslanmış bekliyordu.
"Yine fulleyeceksin sandım." Dedi neşeyle.
" 110 gelir belki." Dedim kıkırdayarak. Netlerim aslında hiç de fena değildi. Şuan dalgasını geçiyorduk ancak son bir buçuk aydır ortalama 80-85 civarı geliyordu netlerim. Sınava ise daha dört ayım vardı. Bir şeyler başarabileceğimden emindim.
"Nasıldı? Sosyal bu sefer zordu sanki." Diye mırıldandı yürümeye başladığımızda. Dershanenin çıkışına doğru sınav hakkında konuşarak ilerledik ve telefonlarımızı kilit altında tuttukları kutulardan alıp dershaneden çıktık.
Bugün hafta sonuydu onun içni her zaman sınav sonrası yaptığımız gibi kendimizce mekanımız bellediğimiz kafemize gidip haftalık dedikodumuzu yapacaktık ve belki de birkaç kişi ile bakışıp kalkacaktık.
"Burak bugün bana hiç bakmadı bile.." dedim gözlerimi devirirken.
" Onu boşvermen gerektiğini sana söylemiştim zaten. Tekrar söylemek istemiyorum. O gizli bir gay ve sen daha iyilerine layıksın." Hilal de göz devirdi ve kafeye doğru yürümeye başladık.
"Yani...Saçma değil mi ama? Sonuçta ilgilendiğin insanın kalçası ve fiziği hakkında şahsi konuşursun. Herhangi bir erkek başka bir erkeğe kalkıp kalçan güzelmiş demez. Mal." Dedim sinirle.
Hilal kıkırdadı çünkü haklıydım. Onun bu gelir gider tavırları yüzünden sürekli onu düşünmeye başlamıştım ve sınav senemde çekmek istediğim son şeylerden bile değildi.
"Emre de bugünler de bir değişik. Evde de aynı mı?" Emre benim lise arkadaşım ve Hilalin ise şuanki yeni sevgilisiydi.
Emre liseden sonra yaşadığımız şehirden taşınmıştı ancak üniversite tercihlerini tekrardan bu şehirle donatmıştı. Şans ondan yana değildi çünkü kendisine de hiç kalacak yurt bulamamıştı.
O günden beridir de bizde kalıyordu. Lisedeki en yakın arkadaşınla bir nevi aynı eve çıkma hayali gerçek olmuştu ancak tek bir pürüz vardı. Aile evi.
"Yani bilemiyorum. Onu akşamdan akşama görüyorum açıkçası. Akşam dediğim de gece yani. Soru çözümleri çok uzun sürüyor biliyorsun. Eve gitmem bazen gece yarısını bulabiliyor kamp vs derken." Dedim.
Kafeye geçip oturduk ve belki de oradan üç saat hiç kalkmadık. Ağzımıza gelen her şey ve herkes hakkında konuştuk ve haftalık sosyal ve akademik bir rapor da oluşturmayı eksik etmedik.
Eve gitmek için ayrıldığımızda tramvay ile eve dönmek istemediğim için ara yola girdim. Bu yoldan daha kısa sürüyordu durağa ulaşmak.
Kulaklığımı telefona bağlamaya çalışırken birinin dokunuşuyla durdum ve ona baktım. Karşımdaki ellilerinin sonunda ya da altmışlarının başında bir kadındı. Doğuştan korunmak için yüzüne iyice doladığı atkıdan dudakları ve neredeyse burnu hiç görünmüyordu.
YOU ARE READING
PUSULA {Kit Connor}
Fanfiction"Yönünü bulmanda her şeyden daha çok yardımı dokunacaktır." diye fısıldadı atkısının ardından. Elimi tutup nesneyi avucumun içine bıraktı. Dokunduğu an avucumda hafif bir sıcaklık yayıldı, nabzım hızlandı. "Bu gece neyi tüm kalbinle dilersen, evren...
