Akşam, Daegu'nun üzerinde ağır ağır çökmüştü.
Şehrin sokak lambaları, ince ince yağan yağmurun altında solgun halkalar oluşturuyor; karakolun geniş camlarına çarpan damlalar ise içerideki sessizliği daha da belirgin hâle getiriyordu.
Daegu Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi, günün geri kalanına kıyasla daha sakindi. Koridorlarda yankılanan birkaç ayak sesi, uzaktan gelen telsiz cızırtıları ve bilgisayar klavyelerine aralıklarla basılan tuşlar... Gecenin ilerlediğini anlatan tek sesler bunlardı.
Min Yoongi ise masadaki işlerini hallediyordu. Önündeki dosyalar neredeyse küçük bir kule oluşturmuştu. Dosyalara baktı ve iç çekti.
"Bazen koskoca narkotikte bir ben varım gibi hissediyorum." dedi kendi kendine.
Bardağındaki kahveden bir yudum aldı fakat hemen yüzünü buruşturdu çünkü kahveyi saatler önce almıştı. Bu yüzden tadı acı gibi gelmişti ve soğumuştu.
O sırada bir çalışma arkadaşı yanına geldi. "Müdür seni çağırdı"
Yoongi şaşırdı çünkü müdür bu saatlerde kimseyi odasına özel davetle (!) çağırmazdı.
Ayağa kalktı ve müdürün odasına doğru gitmeye başladı. Yürüdükçe içini bir huzursuzluk kapladı.
Odanın kapısına gelince bir an durdu, biraz tedirgin hissetti. Derin bir nefes aldı ve kapıyı tıkladı. İçeriden boğuk bir sesle "Gel!" kelimesini duyunca kapıyı açtı ve içeri girdi.
"Buyurun müdürüm, beni çağırmışsınız."
"Hoş geldin, otur şöyle." Cümlesini duyunca oturdu ve sabırla bekledi müdürünün ona ne diyeceğini.
"Min Yoongi... Narkotikte kaçıncı yılın?"
"Üçüncü yılım müdürüm."
"Hiç gizli görev aldın mı?"
"Hayır müdürüm."
"Almak ister miydin?"
Yoongi 10 saniye düşündü. "Göreve göre değişir."
Müdür hafifçe gülümsedi. "Seni diğerlerinden ayıran bir özelliğin var, biliyor musun?"
"Hayır, müdürüm."
"Soğukkanlısın. Emirleri sorgulamadan yerine getiriyorsun ama gerektiğinde kendi kararını verebiliyorsun. Son yedi aydır seni izliyorum."
Yoongi şaşırdı.
"Ben mi?"
"Evet, sen. Bu görevi herkese veremem."
Müdür masasına doğru eğildi.
"Ama önce sorularıma dürüstçe cevap vermeni istiyorum."
"Tabii."
"Ailen?"
"...Yok."
"Seni merak edecek biri?"
"Yok."
"Kaybedecek bir şeyin?"
"Yok."
"Peki bu görevden geri dönememe ihtimalin olursa?"
Yoongi gözünü bile kırpmadı.
"Mesleğimizin içinde bu da var."
Müdür birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra masasının çekmecesini açtı, siyah bir dosya çıkardı ve önüne bıraktı.
"İşte tam da bu yüzden seni seçtim."
Yoongi dosyanın kapağındaki kalın kırmızı harflerle yazılmış "GİZLİ" damgasına birkaç saniye baktı. İçini garip bir his kapladı. Bu damgayı daha önce de görmüştü ama hiçbir zaman böyle ağır hissettirmemişti. Müdürüne baktı.
Müdür başıyla dosyayı işaret etti. "Devam et."
Yoongi dosyayı yavaşça açtı.
İlk sayfada Haedam Lisesinin fotoğrafı vardı. Hemen altında okul müdürünün bilgileri, öğretmen kadrosu ve öğrencilerle ilgili bazı notlar bulunuyordu. Birkaç sayfa çevirdiğinde okulun çevresini gösteren ayrıntılı bir harita çıktı karşısına. Haritanın farklı noktaları kırmızı kalemle işaretlenmiş, yanlarına tarihler yazılmıştı.
"Bir lise..." diye mırıldandı Yoongi.
Dosyanın ilerleyen sayfalarında ele geçirilmiş uyuşturucu paketlerinin fotoğrafları, laboratuvar raporları ve kimliği belirsiz kişilerin güvenlik kamerası görüntüleri vardı.
Yoongi dosyayı kapatmadan önce son kez sayfalara göz gezdirdi. Ardından başını kaldırıp müdürüne baktı.
"Anlamadım müdürüm."
Müdür sandalyesine yaslandı.
"Yedi aydır peşinde olduğumuz bir uyuşturucu örgütü var."
Yoongi sessizce dinleyemeye devam etti.
"Bu örgüt sokakta satış yapmıyor. Barlarda ya da gece kulüplerinde de değil. Dağıtım ağının ana merkezleri liseler. Bu lise de dağıtım yapılan liselerden biri."
Yoongi'nin bakışları sertleşti. "Bir lise mi?"
"Evet. Haedam Lisesi."
Müdür dosyadaki haritayı önüne çekti.
"Son yedi ayda ele geçirdiğimiz her paket, her şüpheli ve her ihbar bizi aynı yere götürdü ama elimizde örgütün başını tutuklayacak tek bir somut delil bile yok."
"Peki neden?"
"Çünkü içeride ne olduğunu bilmiyoruz. Kimin öğrenci, kimin kurye, kimin müdür olduğunu ayırt edemiyoruz. Dışarıdan yaptığımız her takip sonuçsuz kaldı."
Odadaki sessizlik ağırlaştı. Müdür gözlerini doğrudan Yoongi'ye çevirdi. "Bu yüzden örgütün içine giricek birine ihtiyacımız var."
Yoongi birkaç saniye sustu. "...Nasıl?"
Müdür masasındaki dosyayı tekrar onun önüne itti.
"Sana yeni bir kimlik hazırlanacak. Polis kimliğin tamamen gizlenecek. Resmî kayıtlarda artık narkotik polisi Min Yoongi olmayacaksın."
Yoongi'nin kaşları çatıldı.
"Bu görevi kabul ettiğin anda sen, Haedam Lisesi'ne yeni nakil olmuş on dokuz yaşındaki başarılı bir öğrenci olacaksın."
Yoongi birkaç saniye sessiz kaldı.
"...Yani aylarca okulun içinde yaşayacağım."
"Evet."
"Tek başıma."
"Evet."
"Peki kimliğim açığa çıkarsa?"
Müdürün yüzündeki ifade ciddileşti. "O zaman seni koruyamayız."
Yoongi derin bir nefes aldı. "Hayır."
"Kaybedecek bir şeyin olmadığını söyledin. Neden kabul etmediğini öğrenebilir miyim?"
"Canımı sokakta bulmadım. Ayrıca bu görev mantıklı değil. Ben bir polisim, öğrenci değil. Aylarca lise sıralarında oturup suçlunun bana gelmesini bekleyemem. Hem yakalanırsam yalnız kalacağımı da söylediniz."
Müdür hiçbir şey söylemedi. Sadece karşısındaki çocuğa baktı.
Yoongi ayağa kalktı.
"Üzgünüm müdürüm ama bu görevi kabul etmiyorum." Kapıya doğru yürüdü. Tam kapıyı açacağı sırada müdür arkasından bir cümle söyledi.
"O okulda geçen ay 17 yaşındaki bir çocuk öldü. Bu sana bir yerlerden tanıdık geldi mi?"
724 kelime, iyi okumalar.
YOU ARE READING
UNDERCOVER
FanfictionMin Yoongi, Haedam Lisesi'ne bir polis olarak değil, bir öğrenci olarak girdi. Park Jimin ise onun en büyük sırrı olacaktı.
