01

111 16 62
                                        

Jisung*

Güneş tepede direkt başıma vuruyordu, yaz aylarına yaklaşmış olduğumuz için biraz terletiyordu fakat terlememin en büyük etkeni yürüyor olmamdı. İmkanımız olsaydı işe yürüyerek değil de motorla ya da en azından bisikletle giderdim. Okul ihtiyaçlarımı karşılamak için okuldan sonra part time işe girmiştim ve bugünde her zamanki gibi okuldan sonra iş yerine yürüyordum. Hayatım çok yorucu ve sıkıcıydı, tek eğlencem müzik yapmaktı fakat onu da istediğim gibi yapamıyordum ne zamanım vardı ne de özel ders alacak param. Geceleri iş saatim bittikten sonra gizlice okuluma girip biraz piyano çalıyorum sadece bu bile bana fazlasıyla eğlence sağlıyordu.

İş yerine vardığımda kapıda patronumu gördüm beni bekliyordu sanırım

"İki dakika geç kalmak üzereydin!" (Patron)

"Ama kalmadım?" (Jis)

"Evet çabuk içeri tezgahın başına geç, sipariş bekleyen müşteriler var" (patron)

O gerçekten tanıyabileceğiniz en gıcık patron fakat bu dondurmacıda çalışmak zorundaydım. İçeri girip önlüğümü taktım ve tezgaha geçtim. Kenara koyulmuş sipariş kağıtlarını inceledim

Kapta iki top biri çikolata biri nane, kapta üç top biri karamelli ikisi vanilyalı üstüne de fıstık tozu masa no 4
Külahta bir top vanilyalı üstüne sos ve fındık taneleri masa no 2

Hemen siparişleri hazırlamaya başladım, siparişleri hazırlarken masalara göz atmak istedim ve bir yandan kaba dondurma koyup bir yandan da kafamı kaldırıp masalara göz attım.

Masa dörtteki kişinin okulumuzdaki piyano öğretmeni Minho olduğunu fark ettim, arkadaşı ile beraber buraya gelmişti. Keşke ondan ders alıp piyanoda gelişebilsem diye düşündüm ve iç çektim.

Masa ikinin siparişini tepsiye yerleştirip yavaş ama büyük adımlarla götürdüm

"Afiyet olsun" (jis)

Tezgahın olduğu yere geri dönüp masa dörtün siparişlerini aldım. Götürüp masaya bıraktım. Minho hoca ve arkadaşı sohbet ediyordu

"Afiyet olsun" diyip arkamı döndüm ve tezgaha doğru yürümeye başladım. Arkamdan bir ses duydum

"Jisung"(min)

Arkamı dönüp kimin seslendiğine baktım kim benim ismimi biliyordu ki? Minho hocayla göz göze geldim

"Sipariş yanlış iki karamel değil bir karamel istemiştim değiştirebilir misin?"

"Tabii değiştiririm kusura bakmayın" dedim şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak, ben onun öğrencisi bile değildim adımı nerden biliyordu ki. Siparişi alıp değiştirmeye döndüm bunları düşünürken. Aptaldım gerçekten masaları incelerken yanlış yapmıştım. İyi ki patronum görmemişti yoksa bir saat azar işitirdim gerçekten onu çekemezdim.

Doğru siparişi hazırlayıp masaya götürdüm ve Minho hocanın önüne bıraktım

"Tekrardan kusura bakmayın ve afiyet olsun"(jis)

"Teşekkür ederim jisung"(min)

"Bir şey sorabilir miyim?" Minho hoca tam konuşacakken sorumu sordum "ismimi nereden biliyorsunuz?"

"Aynı okulda olduğumuz için olabilir mi"(min)

"Ama ben sizin öğrenciniz değilim"(jis)

"Ben de senin öğretmenin değilim ama adımı biliyorsun jisung"(min)

Adam haklıydı illa öğrencisi olmama gerek yoktu ki. Kafamı aşağı yukarı sallayıp geri tezgaha doğru yöneldim kendimi geçerkten aptal hissediyorum suan, o sırada içeri yeni bir müşteri girdi siparişi alıp hazırlamaya başladım. Ben gelip giden müşterilerle ilgilenirken çoktan minho hoca ve arkadaşı dükkandan ayrılmıştı.

Saat 12yi buluyordu işten çıkmama az kalmıştı, bugün piyano çalmaya gitsem mi diye düşünüyordum. İş yerinden çıkıp, sabahları sesin eksik olmadığı ama bu saatte ıssız loş ışıkları olan arada bir kedi miyavlaması veya böcek sesleri gelen sokakta yürümeye başladım. Eve dönmeden önce biraz piyano çalmak istiyordum evet bu yüzden okulun yolunu tuttum

Bir akşam vakti sokakta kavgaya karıştığım gün kaçarken okul bahçesinde saklanma kararı almıştım, okul bahçesine duvardan atlayıp binanın etrafında gezinirken müzik odasına dışarıdan giriş yapabileceğim kilidi bozuk kapıyı keşfetmiştim ve o günden sonra sürekli buraya piyano çalmaya geliyordum.

Okula yetişince duvardan atlayıp bahçeye girdim, bahsettiğim kapının olduğu yere yürüyerek kapıyı açıp o kocaman salona girdim. İçerisi beni büyülüyordu gerçekten bu müzik aletlerininin güzelliğini kelimelere dökemezdim fakat benim için en özeli piyanoydu ona karşı cocukluğumdan beri bi ilgim vardı.

Piyanonun önündeki tabureye oturup, parmaklarımı adeta dans etirircesine tuşların üstünde gezdirdim. Buraya sürekli gelip giderek birkaç parça öğrenmiştim ve öğrendiklerimden birini çalmaya başlamıştım. Bu en sevdiklerimdendi içimi huzur dolduran bir melodiydi bu.

Okul koridorunda bir ışığın dolandığını fark etmemle olduğum yerden hızlıca kalkıp koridora açılan kapıyı hafifçe araladım ve etrafa bakındım. İçimdeki huzurun yerini korku almaya başlamıştı. Git gide yaklaşan adım sesleri ve uzaktan gelen bir fenerin ışığı beni fazlasıyla germeye başlamıştı.

Ne yapacaktım şimdi olduğum yerde donakalmıştım.

Minho*

Gerçekten olacak iş değildi şimdiye kadar hiç unutkanlığım tutmamıştı ve en önemli günde mi tuttu gerçekten. Sinirden piyano sesleri duymaya bile başladım sabır diliyorum.

Müzik odasının kapısının önüne yetiştiğimde içeriden bir tıkırtı sesi geldi. İrkildim fakat çok takılmadım

Kapıyı aralayıp içeri girdim, perde olması gerektiğinden fazla bi şiş duruyordu sanki ama umursamadım bana öyle gelmiştir, odadaki dolabı açtım ve içinden unuttuğum eşyayı alıp daha fazla vakit kaybetmeden odayı bahçeye bağlayan direkt dış kapıdan çıktım, yani kilidi bozuk o kimsenin bilmediği kapıdan.

Kapıdan çıktığımda penceredeki olmaması gereken bir şey dikkatimi çekti, jisung muydu bu? Perdenin neden olması gerektiğinden daha şiş durduğu belli olmuştu fakat onun ne işi vardı burda ne yapıyordu böyle.

Bahçedeki bir ağacın arkasına geçip camdan içeriyi izlemeye başladım, umarım bir suç işlemiyordur.

Yavaşça perdenin arkasından çıkıp içeriye bir göz attı ve ardından kalbini tutup derin nefes alıp vermeye başladı, ondan sonra piyanonun başına oturup birşeyler çalmaya başladı. Ne yapıyordu bu böyle? Ne çaldığını duymak için eğilerek yaklaştım. Çaldığı parça çok güzeldi bu kadar yetenekli biri neden benim kursuma kayıt olmuyordu ki onun gibi yetenekli birisini kaybedemezdim.

Hemen kapıyı açıp içeri girdim. Kafasını bana çevirdi ve gözleri kocaman açıldı şok olmuş ve biraz korkmuştu.

*------------------------*

Evett birinci bölüm bu kadardı, ficin okunmayacağını yani keşfete düşmeyeceğini biliyorum ama yine de okuyan varsa iyi okumalar umarım beğenmişsindirrr
🫶🏼🫶🏼

Midnight Station | MinsungStories to obsess over. Discover now