1•Çarpışma

9 2 4
                                        


Okul koridorunun uğultusu, her pazartesi sabahı olduğu gibi insanın başını ağrıtacak cinstendi. Jeon Jungkook, omzuna astığı spor çantasının askısını sıkıca kavramış, antrenman saatine yetişmek için büyük adımlarla kalabalığın arasında ilerliyordu. Kafasında sadece hocanın vereceği taktikler ve kaçırdığı kahvaltının getirdiği hafif sinirlilik hali vardı.

Tam köşeyi döneceği sırada, görüş açısına giren tanıdık siluet yüzünden adımları istemsizce gerildi.

Kim Taehyung, her zamanki gibi kusursuz ütülenmiş okul üniforması, dik duruşu ve elindeki spor kulübü dosyalarıyla koridorun tam ortasından, adeta oranın tek sahibiymiş gibi ağır adımlarla yürüyordu.

İkisi de geri adım atmadı. İkisi de yolunu değiştirmedi.

Omuzları birbirine o kadar sert çarptı ki, Taehyung'un elindeki dosyalardan birkaç kağıt yavaşça yere düştü. Koridordaki birkaç öğrencinin bakışları anında onlara döndü.
Okulun en popüler iki çocuğu, yine nefretle birbirlerine bakıyorlardı

Zaman o an durmuş gibiydi. Jungkook durdu, omzundaki acıyı zerre umursamadan arkasını döndü ve inatçı bir tavırla dik dik Taehyung'a baktı. Normal bir insan böyle bir durumda en azından hafifçe kafasını eğer ya da özür dilerdi. Ama karşıdaki kişi Kim Taehyung'sa, kurallar değişirdi.

Taehyung, yerdeki kağıtlara tek bir saniye bile bakmadı. Gözlerini yavaşça yukarı kaldırıp Jungkook'un öfkeli yüzüne sabitledi. O her zamanki ağır başlı, soğuk ve insanın sinir uçlarıyla oynayan mesafeli bakışı yüzündeydi.

"Önüne baksana Kim," dedi Jungkook, sesindeki öfkeyi gizleme gereği duymadan.

Taehyung, hiçbir şey olmamış gibi ceketinin önünü düzeltti. Eğilip kağıtlarını yerden alırken ses tonu her zamanki gibi pürüzsüz ve sinir bozucu derecede sakindi.

Jungkook'un yanından geçip giderken, sadece ikisinin duyabileceği bir sesle fısıldadı: "Körlerin spor kulübünde işi olmamalı, Jeon. Önünü görmekten acizsen, sahaya hiç çıkma."

Jungkook arkasından bakakalırken sinirden dişlerini sıktı, ellerini yumruk yaptı. O çocuğun sanki her şeyin üstündeymiş gibi davranan bu ulaşılamaz tavırları onu delirtiyordu.
"Pislik," diye mırıldandı ve sert adımlarla spor kulübünün soyunma odasına doğru ilerledi.

Kapıyı açıp içeri girdiğinde, çantasını en yakın sıraya fırlattı. Odadaki birkaç çocuk irkilerek ona baktı.

"Ne oldu yine, sabah sabah kimi devirdin?" diye sordu bankta oturan Park Jimin, omzundaki havluyla saçlarını kurularken.

"O Kim Taehyung olacak herifi bir gün bu okulun bahçesine gömeceğim," diye söylendi Jungkook, dolabının kapağını sertçe açarken. "

Kendini ne sanıyor bu çocuk? Sırf kulüp başkanı diye okulu o yönetiyor sanki! Koridorda bilerek çarpıyor, bir de üstüne gelmiş bana laf sokuyor. O ağır başlı ayakları yok mu, gerçekten katil edecek insanı!"

Jimin, Jungkook'un bu haline hiç şaşırmamıştı. Çünkü o da alışıktı. Kim taehyung gerçektende jungkookun anlattığı gibi birisiydi.

Derin bir iç çekip havlusunu kenara bıraktı ve Jungkook'a hak verircesine başını salladı.

"Sana yemin ederim tüm okulda onun kadar kusursuz görünüp insanın sabrını sınayan başka biri yok," dedi Jimin, sesini biraz alçaltarak.

"Geçen gün antrenman saatini sadece iki dakika geçtim diye bana attığı bakışı görsen sen de delirirdin. Kurallar kitabını yutmuş gibi davranıyor. Herkesin üstünde bir kral sanki."

"Kralmış," diye homurdandı Jungkook, üzerindeki tişörtü çıkarıp kulüp formasını giyerken. Gözlerinde intikam ateşi yanıyordu. "O kurallara aşırı bağlı, hata yapmaz imajını onun kafasına yıkacağım. Göreceksin Jimin, o tahtından elbet inecek."

Jungkook, taehyungu o tahtan indirmek için elinden gelen her şeyi yapıcaktı. Jungkook için bir savaştı bu, ve kazanmak hiç kolay olmayacaktı.


———————
Yeni bir hikayeyele merabalalalar
Umarum beğenirsiniz konusu hoşuma gitti🙂‍↕️
İyi okumlar

Beyond the lineStories to obsess over. Discover now