1.~İlham

27 0 0
                                        

~Paris/Fransa'dan sevgilerle

[Kim Taehyung]

...

Seine'nin oralarda,taş merdivenlerden usulca inerken etraftan eski bir plaktan olduğunu tahmin ettiğim yavaş melodiyle çalan bir şarkı duyuyordum. Tınısı kulağıma çok tanıdık geliyordu.

"C'est un beau roman, c'est une belle histoire"
"C'est une romance d'aujourd'hui"

Saat gece yarısına yaklaştığı için midir bilmem,etraftaki turist sayısı giderek azalıyordu. Bu gece buradan gitmeyi hiç düşünmüyordum. O yüzden insanların yavaş yavaş evlerine ya da otellerine çekilmeye başladıklarını hissettiğimde içimde dışarıya pek belli etmediğim bir mutluluk oluşuyordu.

Son zamanlarda çok huzursuzdum. Sabahları kalkıp çalıştığım yapım şirketinin dizisi için sahneler yazıyor,akşam ise kendi yazmaya çalıştığım romanın başına oturuyordum. Başlıyordum ama ilerletemiyordum çünkü neredeyse iki haftadır kafam darmadağındı. Konuyu tam olarak bulamıyor gibiydim. Her yeni konu bulup başladığımda ilk sayfayı yazıyordum ama gerisi gelmiyordu.-Zaten konuyu da zar zor buluyordum-Cümlelerim çok yetersizdi, betimlemelerim berbattı. Dizinin sahnelerini de zordan yazıyor gibiydim.Bu dağınık zihin dizi sahnelerini de yazdıktan sonra tamamen kilitleniyordu sanki.Azıcık ucundan açılıyor gibi görünüp kapıyı suratıma çarpıyordu.

Usulca korkuluklara yaklaşıp sarı sokak lambalarının aydınlattığı nehire baktım.O sırada kulaklaklarımda duyduğum şarkı değişmişti.

"Tourne le...tourne le...tourne le temps"
"Tout autour des amants"
Michael Fugain'in 'Forteresse" şarkısıydı bu.

Derin bir nefes aldım. Nehirin boyunda biraz yürüdükten sonra boş bir bank bulup oturdum. Yanıma aldığım kalemi,kağıtları çıkardım.Daha önce başlasam da onu tamamen olmamış varsaymak istiyordum. Yeniden başka bir konu hakkında yazacaktım.
Rüzgar yavaşça esiyordu.Oturduğum yerde azar azar aldığım yosun kokusuyla mıyışıyordum.

...

Yaş 20
Günlerden Perşembe...

Evden çok uzaklara gitmek istercesine kütüphaneye hızlı adımlarımla ilerliyordum.Sonunda geldiğimde gıcırtılı bir ses yükseldi kapıdan. Yavaşça içeriye girdim,kimliğimi bıraktım. Üst kattaki,neredeyse tüm şehri gören masama ve sandalyeme doğru ilerlemeye başladım. 'Masam ve sandalyem' dediysem de bana ait değillerdi.Sadece her geldiğimde oraya otururdum ve benden başka kimse genelde oraya oturmazdı. Zaten otursaydı da...kaldırırdım herhalde!

Sonunda üst kata çıktığımda tam masama yaklaştığım sırada uzun ve kahverengi saçlı bir kızın yerimde arkası dönük bir şekilde oturduğunu görmüştüm. Benim yerime oturmuştu... paylaşmayı hiç sevmeyeceğim yerime.

Yine ve yine yavaşça iki masa ötesindeki sandalyeye oturmuştum.Birşey demiyordum ama yüzümden ne anlatmak istediğim az da olsa anlaşılıyordu.
Bunları bir kenara koyup çantamdan tabletimi,şarj aletimi,telefonumu,defterimi ve kalemimi çıkartmıştım. Bir de kulaklığımı tabii...
...

Yaklaşık bir saat olmuştu.
Ders çalışıyor,hem de eve gidince kendime ne yemek yapsam diye düşünüyordum.Öğrenci evindeydim sonuçta...bana yemek yapacak annem ya da babam yanımda yoktu. Ee tabi bu zeki çocuğun da vizeleri için iyi beslenmesi gerekiyordu. Bunu başarabileceğime çok inancım olmasa da deneyecektim.

Düşünmeyi bırakmıştım. Tam ders çalışmaya devam edeceğim sırada gözlerim iki masa ötemdeki benim yerime geçmiş 'uzun ve kahve saçlı' kız olarak bahsettiğim kıza kaymıştı.Önündeki kağıt parçasına haldır haldır birşeyler yazıyordu.Birkaç dakika onu izledikten sonra hissetmiş gibi kafasını yazdığı nottan kaldırıp benim olduğum yöne doğru bakmıştı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 08 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

To NoticeStories to obsess over. Discover now