ALIVE

43 1 0
                                        

"YAZ"

Gece, büyünün bile kıskanacağı bir ritimde akıyordu.

Hogsmeade'in kıyısına saklanan ve sadece "doğru tiplerin" bildiği barın kapısı açıldığında içeridekiler bile başını çevirdi. Sıcak ışıklar gölgelerle çarpışıyor, sahte gülümsemeler bardakların kenarlarında dolaşıyordu. Havada hafif bir yasak iksir kokusu vardı.

Masadaki kızlar zaten kıvılcımdı ama sen gelince hepsi yangına döndü.

Pansy yüksek topuklarını masaya vurup ritmi belirledi.Astoria kolundan çekip "Hadi Alaska, kalk artık!" diye ısrar etti.Yanınızdaki birkaç kız da kahkahalarla eşlik etti.Bas göğsüne çarpıyordu ve fazla düşünmeden kendini müziğe bıraktın.

Sonunda masanın üstüne çıkıp dans etmeye başladın.Spot ışığı seni sahnenin tek yıldızı gibi işaretliyordu.Arkadaşların çığlık attı, "YESS GIRL!" diye bağırdılar.Astoria telefonu çıkarıp kayda almaya başladı.

Ama sen...

bir anda havadaki değişimi hissettin.Sanki oda omurgasını dikleştirip dikkat kesilmişti.

O KİM?

Çoğu insan dış görünüşünü görse korkardı; etrafında tehlikeli bir manyetik alan varmış gibi duruyordu.

Ama sen...sen başka bir şey hissettin.

Bir kıpırtı.

Ruhunun derin bir yerinde açılan ince bir titreşim. Kalabalığı yok sayıp direkt sana baktı.Bakışı rahatsız edecek kadar soğukkanlıydı.Ama aynı zamanda meraklıydı.

Avcı gibi... belki.

Sanki gecenin tüm sesini susturan bir kilit dönmüş gibiydi.Dans etmeyi durduramadın. Ama ritmin bir anlığına kaydı.Nefesin göğsünde takıldı.

Sen sadece onun gözlerine bakıyordun.O da seninkilere.

Bakışları seni tararken yüzünde hafif bir kıpırdanma oldu; gülümseme değildi... daha çok aradığını bulmuş birinin ifadesiydi.Sanki bu geceye yalnızca seni görmek için gelmişti.

Kıyafetindeki kırmızı detay, yüzüne düşen dağınık saç tutamları, nefes alışının ritmi... hepsi onun zihninde yer edinmiş gibiydi.Diğer kızlar eğlenmeye devam ederken bar senin için bir anda iki kişilik bir odaya dönüştü.

Gözünü ondan alamıyordun.   O hiç ayırmıyordu.

Bir saniyeliğine müzik yok oldu.

Tom başını hafifçe yana eğdi; o küçücük hareket bile "buraya gelmeni bekliyorum" diyordu.Ama sen masanın üzerindeydin, saçların omzuna dökülmüş, damarlarında ateş akıyordu.

Bu karşılaşmanın iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyordun ama bir şey kesindi:Daha önce hiç uyanmamış bir şey, sessizce nefes almaya başlamıştı.

Alive.

İlk kez bu kadar canlı hissediyordun.

LUST (TOM MARVOLO RİDDLE)Stories to obsess over. Discover now