Yepyeni bir fic, yepyeni bir hikaye...
Yeni ficime hoşgeldiniz.
Umarım bu ficimi de severek, beğenerek okursunuz.
Oy vermeyi ve düşüncelerinizi yorum olarak yazmayı unutmayın!!!
Keyifli okumalar dilerim <3
-🪷-
Amerika - Los Angeles
Jungkook kucağında bulunan on aylık oğlunu uyutmaya çalışıyordu. Minik oğlu alt dişlerinden birini çıkardığı için hem ateşi vardı, hem de asla uyumuyordu.
"Hadi oğlum. Hadi. Gözlerinden uykusuzluk akıyor ama uyumamakta direniyorsun. Uyusan rahatlayacaksın."
O sırada odanın kapısının açılması ile jungkook bakışlarını o tarafa çevirdi. Oğlunun sırtındaki elini, beline doğru sardı.
Gelen jungkookun kocası seojun'du. Sahte kocası.
"Taewon uyumadı mı hâla?" diye sordu kapıya yaslanarak.
"Uyumadı. Uyumayacak gibi de duruyor. Diş çıkarttığı için huysuz biraz." dedi jungkook kapı tarafına bakmadan.
"Benim çok uykum geldi. Ne zaman geleceksin?"
"Diş çıkarıyor dedim seojun. Başında duracağım. Ateşi düşüne kadar da gelmem. Bekleme." deyip oğlunun su dolu biberonunu eline aldı.
"Taewonun bakıcıları var jungkook. Onlar çok iyi bakabilirler, bunu biliyorsun değil mi?"
"Biliyorum. Ama oğlumu kimseye emanet etmek istemiyorum. Diş çıkarıyor ve beni yanında istiyor."
"Sen doktor değilsin. Çağır bakıcılardan birini baksınlar. On dakikaya kadar odamızda ol jungkook. Yoksa sonuçları hiç iyi olmaz." dedi ve Jungkooka bakmadan bebek odasından çıktı.
Ardından jungkook kapıyı kapatıp, kitledi.
Dayanamıyordu. Kucağında duran oğluna bakıp, yanağından öptü.
" Sen olmasan bir dakika bile düşünmez,
son verirdim hayatıma. İki yıl oldu neredeyse. Onun yüzünü görmeyeli iki yıl oldu."
Kapının tekrar çalması ile kapının arkasından ayrıldı.
" Jungkook benim, baekhyun. Aç lütfen."
Taewonu beşiğine yatırdıktan sonra kapının kilidini açtı ve baekhyun ile göz göze geldi.
" Sen miydin ya, ödümü koparttın. Seojun geldi sandım!"
" Merak etme. Gelemez o." dedi ve içeri girdi baekhyun.
" O da ne demek? Gelemez derken? Dışarıya falan mı çıktı?"
" İçtiği kahvesine uyku hapı atmıştım. Uyuya kaldı odasında. Uyanmaz da sabaha kadar. Sende burada oğlunun yanında uyu. Sabaha karşı uyanmadan önce gidersin yanına. Beraber uyudunuz sanır." diyerek durumu açıkladı baekhyun.
Baekhyun'un bahsettiği durum jungkook, seojunun istediği şeyleri yapmadığında seojun oğlunu bu evden götürüyordu. Uzun bir süre de oğlunu, kendisine göztermiyordu.
Jungkook sarıldı baekhyuna.
" Teşekkür ederim baekhyun. Çok teşekkür ederim. Yine aynı şeyleri yaşicam diye çok korktum."
" Korkma jungkook. Yaşamayacaksın. Senden oğlunu ayıramaz. Buna hakkı yok." dedi ve kısa bir an duraksadıktan sonra konuşmaya devam etti.
"Aslında ben sana birşey verecektim."
"Nedir?"
Baekhyun cebinde bulunan telefonu çıkardı ve Jungkooka verdi.
"Sana bunu getirdim. Telefonuna el koyduğunu biliyorum. Kore'deki arkadaşlarınla konuşabilirsin bunun sayesinde."
" Baekhyun..."
" Jungkook benimle Güney Kore'ye gelmek ister misin?" diye sordu baekhyun bir anda.
Jungkook duyduğu soru karşısında afallamıştı. Neredeyse bir buçuk yıldır Amerikadaydı. Babası daha üniversite okurken zoraki bir şekilde evlendirmişti jungkooku. Bir abisi vardı ama o da buna asla ses çıkarmamıştı. Babası çok otoriter bir adamdı. Evlendirdiği zaman asla kendisini umursamamıştı.
Jungkook bir buçuk senedir ne abisini, ne de seuldeki arkadaşları ile görüşebiliyordu. Telefonu yoktu. Seojun, jungkook birilerini arar, tuttukları sırrı birilerine söyler diye telefon vermiyordu.
Seojun üniversiteyi bitirmesine bile izin vermemişti. Eğer izin verseydi jungkook şuan bir ressam olmuştu.
" Sen, sen Kore'ye mi gidiyorsun baekhyun?" diye sordu jungkook.
" Evet. Artık seojun beyin korumalarından birisi değilim. Daha tabi onun haberi yok Kore'ye gideceğimden. Senin burada mutsuz olduğunu biliyorum. Gel, götüreyim seni de Kore'ye. Abin, arkadaşların korur seni." dedi tane tane açıklayarak.
Jungkookun korkularını biliyordu. Jungkook bir kaç kez kaçmayı denemişti ama ne zaman kapıdan dışarı çıksa karşısında seojunu görmesi bir olmuştu.
"Nasıl olucak ki? Ne zaman dışarı çıkmaya yeltensem hemen yakalıyor beni. Yine aynısı yaşanır. Sen de zor duruma düşersin baekhyun."
"Hayır. Bu sefer aynı olmicak. İki gün sonra büyük bir davet verilecek. Neredeyse tüm korumalar seojun bey ile gidecek. Mafyatik toplantılar işte. O gün gideceğim bende. İstersen seni de arabaya bindiririm. Kimse görmez seni."
" Ciddi misin baekhyun? Olur mu, yapabilir miyim? " diye sordu jungkook gözlerindeki parıltı ile.
" Evet. Sen bana pasaportlarınızı ver. Sizin adınıza uçak bileti alayım. Verdiğim telefon ile Kore'den arkadaşlarına haber ver. Karşılarlar bizi. Korurlar seni de, taewonu da."
Arkadaşlarını hatırlayınca omuzları düştü jungkookun.
" Nasıl arayayım ki? Onlarla konuşmayalı iki yıl olacak neredeyse. Bakmazlar ki yüzüme. Konuşmazlar benimle. "
Arkadaşlarından hiçbiri jungkookun zoraki evlendiğini bilmiyordu. Aslında.. jungkookun yaşadığı şeyleri kimse bilmiyordu. Kimsenin hiçbir şeyden haberi yoktu...
" Sen yine de bir ara. Seni özlemişlerdir, dinlerler seni. Hadi ver bana pasaportlarınızı. "
Jungkook, baekhyun'un dediğini yaptı ve pasaportlarını verdi. Baekhyun da orada daha fazla oyalanmadan çıktı.
Jungkookun kalbi umutla dolmuştu. Oğlunun beşiğinin yanına geçti.
"Oğlum, duydun mu? Kaçabilirmişiz buradan. Gidebileceğiz bu cehennemden. Amcanlara, babana kavuşabiliriz. Babanı tanıyabileceksin sonunda. "
Elinde tuttuğu telefonu açtı. Ezbere bildiği numaralardan birini tuşladı. Hyungunun numarasını değiştirmemesini umut etti ve cesaretini toplayıp en sonunda jimin hyunguna yazdı.
-🪷-
+1838...
jimin hyung?
görüldü
-----
💗
eveeeetttt
yepyeni bir hikayeye hoşgeldiniz!!!
umarım bu hikayemi de severek, beğenerek okursunuz.
bölümü beğendiyseniz oy vermeyi ve düşüncelerinizi yorum olarak yazmayı unutmayın <333
bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle 💕
byyyeeeg byeeygg 🫶🏻
ESTÁS LEYENDO
lune et soleil |taekook
Fanfiction[💌🪷] ✿*゚tk' Omega Jeon Jungkook daha üniversite okurken güzel gideceğini sandığı hayatının aslında uçurumun kenarında bulunduğunu bilmiyordu... "Kimse bana ne isteyip, ne istemediğimi sormadı!" alfatae omegakook [omegaverse] (texting + düzyazı) ...
