1🧑‍⚕️

38 5 0
                                        

 "Çokta iyi değil, yine de tek aileni, dedeni kaybetmene rağmen bir yere yerleşmişsin sevindim."

Dudaklarımı birbirine bastırdım, dedemi hatırlamak bana kendimi kötü hissettirmişti

"Sağ olun müdürüm." Dedim, "Eh artık on sekiz yaşında bir delikanlı oldun, kendi ayakların üstünde durman gerekli seni daha fazla bu yetimhanede tutamayız, arkadaşlarını da." Kafamı salladım.

Ben Jeon Jungkook, 18 yaşındayım. 7 yaşındayken ailemin geçirdiği trafik kazasında annemi ve babamı kaybetmiştim dedemde beynine aldığı hasarlardan dolayı yarı engelli kalmıştı ben ise sadece kolum kırılarak kurtuldum o kazadan.

Dedemi hastaneye yatırdılar 10 yıldır orada kalıyordu, ben ber yıl onu ziyarete giderdim çünkü Tanrı ailem olarak onu bırakmıştı bana.

Üniversite sınavına son üç ay kala dedemin hayatını kaybettiğini öğrendim, toparlanmam iki ay aldı kalan 1 ayda sıkıca çalışıp tıbbi sekreterlik kazandım çok iyi bir bölüm değildi bende farkındaydım ama kendime yetecek kadar kazansam yeterdi.

Ayrıca iki yıllık bir bölümdü, hemen okulu bitirip para kazanabilirdim işime gelirdi ki zaten tekrar üniversite sınavına girecek cesareti bulamıyordum kendimde.

"Neyse jeon, senden sonra jimin ile görüşeceğim." Dedi yetimhanemizin müdürü bende onayladım ve çıktım.

Jimin ben geldikten 2 yıl sonra gelmişti, annesi onu terk etmişti babası da ayyaşın teki olduğu için sosyal hizmetler tarafından korunmaya alınmıştı. Kısa sürede birbirimize çok ısınmıştık aynı liseye gitmiştik birbirimizi çok seviyorduk.

Kısacası hayatım bu şekildeydi.

3 yıl sonra-

"Tanrım başımın ağrısından bayılıcam şimdi." Diye sızlanarak girdi eve Jimin. "İşin olduğuna şükretmelisin ne çok söylendin ya." Dedim bende Jimin'i tersleyerek.

"Aynen ya! Farkındaysan ben hem okuyorum bem çalışıyorum." Dedi Jimin, kendimi kötü hissettim çünkü benim okulum geçen yıl bitmişti iş bile bulmuştum. "Senin çalışmana gerek yok, okuluna odaklan ben çalışıyorum zaten." Dedim.

"Senin maaşın sana bile zar zor yetiyor." Dedi Jimin, sesim kesildi. ben küçükken çok varlıklı bir ailenin tek çocuğuydum. Daha sonra babamın batmasıyla hayatım altüst oldu Busan'a taşınırken geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybettiler bir anda hayatım altüst oldu ve ben bunları hatırladıkça kendimi berbat hissediyordum.

"Jungkook ağlama ne oldu?" Dedi Jimin. "Bir şey olduğu yok biraz mideme ağrı girdi." Dedim, Jimin tam ağzını açmıştı ki kapı çaldı, kalkıp kapıyı açınca ağızı kulaklarına çıkacaktı nerdeyse gülmekte.

"Yoongi hyung, hoş geldin." Dedi Jimin. Yoongi hyung'da onun tepkisine gülmeden yapamadı. "Hoşbulduk Jimin." Dedi, "İçeri geçsene hyung." "Yok sağ olun benim işlerim varda biraz size tatlı getirdim." Dedi, Jimin çok mutluydu. Yoongi hyung giderken arkasından bakakaldı.

"Ağzına sinek kaçacak şimdi." Dedim gülerek Jimin'in elindeki tabağı aldım. "Tanrım çok yakışıklı lanet olası alfa." Dedi Jimin.

"Benim hiç böyle işlere hevesim olmadı." Diye mırıldandım. "Evet hatırlıyor musun liseydik yeni başlamıştık be o sıralar son sınıf olan bomba çocuk Taehyung vardı, senin kuzenin Mina onun için deli oluyordu çocuğun kapısının önünde falan yattığı günleri hatırlıyorum." Dedi Jimin bir anda

"Öyle birini bile hatırlamıyorum ama liseye başladığımızda Mina birine baya aşıktı onu hatırlıyorum." Dedim, "O çocuk senden hoşlanıyordu bence." Dedi Jimin. "Yani sen Minaya bu tarafa bakıyor dediğin her dakika sana bakıyordu." Diye ekledi "12. sınıf ya yeni bir şey ilgisini çekmiştir belki." Dedim umursamazca.

"Aman. Soju mu içsek?" Dedi Jimin bir anda. "Olmaz yarın çalışacağım sen istiyorsan iç." Dedim. "Kötü oldu, gerçi benimde yarın okulum var." Dedi Jimin. Sadece Yoongi Hyung'un getirdiği tatlıları kemiriyorduk sonra da çok geçmeden uyuduk.

Saat sabah 6'da çalan alarmla uyandım, inanılmaz bir mide ağrısıyla. Suçu hemen Hyung'un yaptığı tatlılara atmak istedim. Ama daha sonra kızgınlığım yaklaşmasından dolayı yaşadığım bir sıkıntı olduğunu düşündüm yoksa Jimin yüz kere gece beni kaldırıp ilaç isterdi.

Hızlıca hazırlandım, birkaç fındık yedim, dişlerimi fırçaladım,üstümü giyindim, saçlarımı tarayıp dosyaları tamamlayıp çıktım. Seul Özel Hastanesinde sekreterlik yapıyordum. Randevu ayarlıyor, doktorun hastalarını çağrıyor hastane dosyalarını ayarlıyordum.

Saat sekizden akşam altıya kadar masa başında her yerim ağırana kadar çalışıyordum. "Günaydın Hoseok." Dedim, "Günaydın Jungkook." Dedi Hoseok. Meslektaşımdı diyebilirim ikimizde hastanede randevu ayarlıyorduk.

Öğle arasına kadar aralıksız dosya kontrolü yaptık ve hasra çağırdık başka bir işimiz yoktu. "Tanrım o kadar uykum var ki." Dedi Hoseok. "Değil mi ? Günde kaç saat uyuyorsun." "5-6" "Senin yine iyimiş ben bir aydır 3-4" Dedim. Çalışma hayatı bize bunları getirdi birde üç kuruş para.

"Biliyor musun Nöroloji Kim Namjoon ile Kardiyoloji uzmanı Kim Seokjin çıkıyorlarmış." Dedi Hoseok bir anda şok oldum. "Aynı üniversitede okuduk biz Namjoon ile annelerimiz eskiden arkadaştı sonra onlar taşındı ama Namjoon Seul tıp kazandığı için gelmişti benle pek görüşmüyordu ama o zamandan beri baya yakınlar." Dedi Hoseok yakınlaştı "Geçen gün Bogum onları yangın merdivenlerinde birbirlerinin arasında 1 cm mesafe ya var ya yokken görmüş."

Şok içinde bakıyordum, şaşırmıştım çünkü ikiside o kadar bölümlerinde uzmanlardı ki böyle insanlar aşka zaman ayıramaz gibi geliyordu, ben bile ayıramıyorken.

Sonra havadan sudan sohbetlerle Hoseok ile konuşmaya devam ettim. Yanımızda Soojin belirdi. "Selam Jungkook Doktor Leo seni odasına çağırmıştı dosyalarda bir karışıklık oldu sanırım." Dedi, Doktor Leo'nun benle ne gibi bir işi olabilirdi adam genel cerrahtı ve uzmandı. Amerikadan Seul'a kadar gelmişti. Anlamını asla çözememiştim.

Hoseoka sen devam et dedim ve kalkıp Doktor Leo'nun odasına gittim, kapıyı bir kere tıkalttım ve gel dedi, gerilmiştim ya çok büyük bir hata yaptıysam diye aklım çıkıyordu ya hasta bilgilerini doğru düzgün alamadıysam?

"Efendim beni çağırmışsınız. Soojin dosyalar dedi ama hepsini en az üç kere oku" sözümü bitiremeden lafımı kesti.

"Dosyalarda bir sorun yok Jeon, seni görmek istedim." Dedi ayağa kalktı. "Efendim neden beni görmek istediniz peki?" Diye sordum. "Sebebi ortada senin gibi dünyalar güzeli tatlısı bir omegayı kim görmek istemez?" Diye sordu.

"Kızgınlığın yakın değil mi?" Dedi, şok içinde dilimi yutmuş gibi duruyordum cevap veremeyecek kadar şaşkındım. "Yat benimle. Sonra Amerika'ya gidelim, sana orda sefa sürdüreyim bir dediğin iki olmaz sadece senle evlenemem çünkü zaten evliyim." Dediği her kelime karşısında daha da şok oluyordum tenim buz kesmişti kıpırdayamıyordum. Hayatımda ilk defa böyle berbat bir şey yaşıyordum.

"Ama sana ne zaman istersem sahip olmama izin ver bebeğim. Seviş benimle sürekli." Kullanabildiğim tek hücremle yanağına bir tokat attım, ayrıca bacak arasına da bir tekme sonra o odadan hızlıca kaçtım eşyalarımı topladım, hastaneye istifa dilekçemi evde yazmalı mıyım diye düşündüm ama sonra bir daha buraya yaklaşma ihtimali bile midemi bulandıddı en hızlı şekilde istifamı yazıp bıraktım. koşarak oradan uzaklaştım.

Eve geldiğimde Jimin evdeydi hala saar yaklaşık 2'ydi bugün dersi bir saati biliyordum bir saatliğine gidecekti. "Jungkook ne iş?" Dedi bana kendimi yere bıraktım. Her şeyi tane tane anlattığımda karşımda o da en az benim kadar şoktu. "Derse gitmiyorum tam soju içmelik bi an." Dedi.


***


Çakma doktorların ilk bölümünü yayınladım AHHSJAJDALDL

şaka bi yana can sıkıntısından yazıyorum artık hep omegaverse yazcam ve canım sıkıldıkca öylesine yazcam 

öptmmm♥️

heart attack :: taekookWhere stories live. Discover now