"Anne 26 yaşındayım başımın çaresine bakabilirim neden milleti rahatsız ediyoruz ki?" bavuluma yiyecek kutuları dolduran annemin başında oflayarak söylemeye devam edip bir yandan da diğer bavuldaki şeker paketini çıkarıyordum. Gerçekten anlamakta zorlanıyorum bazen şeker her ülkede yok mu neden yanımda götürmem gereksin?
"Hyunjin daha kaç defa diyeceğim hiç bilmediğin bir yere seni öylece göndermem stresten hasta olayım mı istiyorsun? Hem ne rahatsızlığı birkaç sene öncesine kadar eve bile geldiğin yoktu sürekli Chan'la zaman geçirmek için onların evine gidiyordun ne oldu şimdi?" duyduğum isimle dudağımı ısırıp istemsizce başımı eğdim.
"Kendin diyorsun birkaç sene önceydi o artık eskisi gibi yakın değiliz." kısık sesimle kurduğum cümle sonrası annem ayaklanarak elini yanağıma koydu ve yavaşça okşamaya başladı.
"Eminim bir sorun olmayacak bebeğim. Farkındayım aniden farklı bir ülkeye gitmeleri samimiyetinizi etkiledi ve aranız biraz açıldı ama eminim oraya gittiğinde hiç yabancılık çekmeyeceksin hem Chan artık ailesiyle yaşamıyor biliyorsun. Jessica senin oraya geleceğini duyunca çok heyecanlandı daha ben bir şey demeden asla başka bir yere gitmeceğini sana hemen bir oda hazırlayacağını söyledi kendini sakın yabancı hissetme tamam mı? Onlar hala seni kendi evlatları gibi çok seviyorlar." ammemin kurduğu samimi cümleler kendimi daha kötü hissetmeme sebep olurken bir adım geri çekildi acaba gerçekleri bilse yine bu şekilde konuşabilir miydi?
"Geri kalan eşyaları ben hazırlayayım olur mu sen yeterince yoruldum zaten."
"Tamam gidiyorum o zaman ben." arkasını dönüp odadan ayrılan annemle valizdeki bakliyat paketlerini çıkartmaya başladım. Üniversitede profesörlerimden biri olan bay Dean bana bir arkadaşına benden bahsettiğini söyleyip uzmanlık eğitimim için onunla çalışıp çalışamayacağımı sormuş. Sınavlardaki derecelerimi ve staj notlarımı gören arkadaşı ise bu teklifi değerlendireceğini söyleyip kısa bir süre sonra ise uygun bir zamanda geleceğimi benim için kontenjan ayarlayacağını belirtmiş. Başta benden habersiz ayarlanan şeyler sinirimi bozsa bile teklifi kabul edersem eğitim görme şansım olan hastane beni fazlasıyla cezbetmişti. Aşan Tıp Merkezi Kore'nin en büyük ve en gelişmiş hastanesi ve orada eğitim almak geleceğimi çok iyi bir yönde etkileyebilir. Kim bilir belki de uzmanlık eğitimim biter bitmez orada çalışmam için yeni bir teklif dahi alabilirim. Bunca güzel şeyden sonra annem olanları öğrenir öğrenmez Kore'deki yakın arkadaşı Jessica ile iletişime geçip bana kalacak yer ayarlanmıştı tabii.
"Koy onları geri içine!" duyduğum bağırışla oflayarak paketleri kapıya doğru ittim.
"Anne bunlara ödeyeceğim bagaj parasıyla oradan üç katını alırım zaten! Hem sen değil miydin yabancı yere gitmiyorsun diyen insanların evine neden paketli nohutla gidiyorum ben!"
&
Sertçe yutkunarak karşımda bana el sallayan kadına doğru ilerlemeye devam ettim. Tamam sakinim bir sorun yok ne olduysa yaşandı ve bitti bu insanlar beni kendim olduğum için seviyorlar başka bir nedenle değil. Hem bir şey bildikleri de yok zaten neden bu kadar stres yapıyorum ki?
Yolun bitmesi ve arabanın onuna gelmem ile elimi valizden çekerek bana sarılan kadına karşılık vererek ellerimi belli belirsiz beline doladım.
"Tanrım ne kadar büyümüşsün böyle en son gördüğümde aynı boylarda sayılırdık," vücudumdan ayrılan kollar ile bir adım geri gittim "şuna bak şimdi yüzünü görmek için kafamı kaldırmam gerekli." gülümseyen yüzü ve samimi tavrı biraz olsun rahatlamamı sağlarken bende gülümsedim.
"Evet gerçekten uzun zaman geçti ne kadar oldu yedi belki de sekiz sene?" sanki gittikleri zamanı dakikası dakikasına bilmiyormuş gibi boş boş tarih atıyorum birde.
"Tam on sene oldu zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi? Ver hadi valizini koyayım." valize uzanan elle hızla valizi kavrayarak geri çektim.
"Hiç gerek yok sen arabaya bin bende valizi yerleştirip geleyim." hızla bagaja ilerleyip elimdeki valizi gelişi güzel yerleştirdim. Sağ koltuktaki yerime yerleşip kemerini bağlandıktan sonra çalışan araba ile beyninde şimşekler çakmaya başladı resmen. Büyük bir gerginlik bedenimi sareken oturduğum arabanın koltuğunda rahatsızca kıpırdanmaya başladım. Yanımda her şeyden habersiz araba kullanan kadına ne kadar belli etmemeye çalışsam bile stresim bir kilometre öteden bile görülecek durumdaydı resmen.
"Hyunjin tatlım bir sorun mu var?" konuşan kadın ile yutkunarak kendimi gülümsemeye zorladım.
"Hayır sadece hiç bilmediğim bir yerde bulunmak istemsizce gerilmeme sebep oldu sanırım."
"Seni çok iyi anlıyorum Kore'ye ilk geldiğimiz zaman Chan da aynı senin gibi çok stres olmuştu ama merak etme her ne kadar Avustralya'da büyümüş olsanız bile Kore sizin gerçek milliyetiniz sen daha ne olduğunu anlamadan iyi ilişkiler kuracağına eminim." stresim azalsın diye uzun bir konuşma yapan kadın farkında bile olmadan andığı isim ile daha çok gerilmeme sebep oldu.
"Eminim öyle olur ama engel olamıyorum heyecanıma." konuşmamı bitirir bitirmez başımı cama çevirdim. Hiçbir açıklama yapmadan öylece ayrılıp engellediğim eski sevgilimin yaşadığı ülkeye gelip birde hiçbir şey olmamış gibi ailesinde kalacak yüzsüzlüğü nereden buldum hala aklım almıyor!
Aradan geçen birkaç dakika sonra iki katlı müstakil bir evin önünde duran araç ile geldiğimizi anladım. Yavaş bir şekilde arabadan indikten sonra bedenindeki stres resmen hareket etmemi engellemeye başladı. Annemin beni içim rahat olsun diye gönderdiği bu ev umarım sonum olmazdı.
YOU ARE READING
Ex boyfriend // HyunChan
Fanfiction---minific--- "Hyunjin tatlım bir sorun mu var?" konuşan kadın ile yutkunarak kendimi gülümsemeye zorladım. "Hayır sadece hiç bilmediğim bir yerde bulunmak istemsizce gerilmeme sebep oldu sanırım." "Seni çok iyi anlıyorum Kore'ye ilk geldiğimiz za...
