1. Bölüm

20 2 0
                                        

Giriş

---

2013 / İzmir

"Hadi bakalım, herkes sofraya! Yemek hazır!"

Mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Tatlı mırıldanmalar eşliğinde, yemek kokusu bütün evi sarmıştı. Daha fazla dayanamadan kokuyu takip ederek odasından çıkmıştı Aylin. Sonunda bu güzel kokuların kaynağına ulaşmanın sevinciyle mutfağa dalıverdi.

Her zamanki gibi döktürmüştü annesi. Aylin tencerenin kapağını açmak için uzanmaya çalıştığında, son anda yakalamıştı annesi.

"Aylin, tencereye dokunma! Yanacaksın. Hadi git de babanı çağır, yemek hazır."

Bir iç çekti Aylin.
"Anne ya, yine bağırırsa korkuyorum..."

Sevil, duyduğu şeyin yoğunluğuyla birkaç saniye konuşamadı. Sonrasında kendini toparlayarak kızının saçlarını okşamaya başladı. Gözlerinin tam içine bakarak:

"Tamam, sen geç otur. Ben geliyorum."

Kızının saçından öperek mutfaktan ayrıldı Sevil. Kızının korkmasını anlıyordu. Kim korkmazdı ki böyle bir adamdan?

Mustafa Kırca hiçbir şeyden memnun kalmazdı. Sofradaki her şey eksiksiz olsa, sadece yemeğin içindeki tuzun ayarı biraz kaçsa, evdeki herkese gününü dar ederdi. Mustafa Kırca'nın hayatı sadece içki ve kumardan ibaretti.

Peki ya neden evlenmişti onunla Sevil? Elbette ki ilk tanıştıklarında böyle biri değildi Mustafa. Ne zamanki arkadaşları sayesinde içkiyle tanıştı, işte o zaman bambaşka birine dönüşmüştü. Başlarda herkes gibi o da kontrollü içtiğini, sürekli içmeyeceğini söyleyerek kendini kandırmıştı.

Fakat Sevil de ondan farksız sayılmazdı. Kocasının düzelmesi umuduyla bir de çocuk yapmışlardı ama hiçbir şey değişmemişti. Mustafa Kırca hep aynı kalmıştı.

Salona yaklaştıkça Sevil'in nefret ettiği koku da gelmeye başlamıştı. Kapıdan içeriye doğru göz gezdirdiğinde şaşırmadığı bir görüntüyle karşılaştı. Mustafa Kırca yine fazla alkolün etkisiyle koltukta sızmıştı.

Yaptıklarına hak vermese de kocasının aç aç yatmasına gönlü el vermedi. Hafifçe yaklaşarak koluna dokundu:

"Mustafa, hadi kalk. Yemek hazır."

Nefesini ayarlamakta zorlandı Sevil. Bir yandan kalbindeki korkudan, diğer yandan bu dehşet kokudan ne yapacağını bilemiyordu. Mustafa kıpırdamaya başlayınca düşüncelerini gömmek zorunda kaldı.

"Tamam git, geliyorum Sevil. Dikilme başımda Azrail gibi."

Kocasının sözlerinin etkisiyle geriye bir adım sendeledi. Tam arkasını dönüp giderken kocasının sesiyle duraksadı:

"Ne yaptın yemeğe?"

Yemeği beğenmeyecek korkusuyla bir an duraksadı, fakat mecburen cevap verdi Sevil:

"Omlet yaptım. Yanına da seversin diye bir koşu fırından simit poğaça aldım. Yemez misin?"

Sevil'in kalbi korkudan seğiriyordu. Koruması gereken bir kızı vardı; bu yüzdendi bütün her şeye boyun eğmesi. Mustafa biraz düşündükten sonra,

"İyi, tamam git hadi."

diyerek geçiştirdi. Bu, "idare eder" anlamına geliyordu. Sevil rahatlamıştı. Arkasını dönerek salondan uzaklaştı, mutfağa doğru ilerledi.

Mutfağın kapısından girerken gördüğü manzaraya gülmeden edemedi. Aylin tabaklara omletleri yerleştirmiş - ya da başka bir deyişle, yerleştirmeye çalışmıştı. Masayı tam anlamıyla olmasa da kurmuştu. Masadaki tek eksik çatallardı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 03 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Geçmişin İzleri Stories to obsess over. Discover now