✶; çalınan renkler

54 5 39
                                        

Gözlerimin önü biraz bulanık, karşımdakinin ne yapıyor olduğunu pek seçemiyorum. Başıma ufak sancılar saplanıyor, gözlerimi kırpıştırarak etrafımı inceliyorum. Aşina olduğum bir his. Birinin daha hayatından bir renk çalmak üzereyim.

Sis kayboluyor, gözlerim netleşiyor ve neden burada olduğumu anımsamaya başlıyorum. Rutinleşmiş o döngüm... Oyalanmamam gerekiyor, bugün uğramam gereken bir yer daha var diye düşünüyorum. Gözlerimi tozlu zeminden kaldırıp önümdeki kadına dikiyorum. Elindeki resime bir damla gözyaşı damlıyor. Bugün oynayacağım ilk evcilik oyunu bu olsa gerek. Bir ayrılık, bir kalp kırıklığı ve ardında bıraktıkları... İşte benim eğlencem. Yaptığım işin en heyecan verici ve eğlenceli yanlarından biri insanların aşk hayatlarına yaptığım büyülü dokunuşlar diyebilirim. Ben ne mi yapıyorum? İyileştiriyorum. Unutmak, silmek ya da karalamak istenilenleri yok ediyorum. Bilinçaltınızdan, rüyalarınızdan ve kabuslarınızdan. Ben düşlerin kurtarıcısıyım, bir de düşenlerin. Bunu genelde aşk üzerinden yaparak para kazanıyorum. Mâlum her yer aşk sarhoşu ve sevgi körü kaynar iken bu kırık kalpleri göz ardı etmek olmaz. Elbette, kendi çıkarım doğrultusunda. Yani bunu tam olarak kimsenin iyiliğini düşündüğümden yaptığımı söyleyemeyeceğim. Ailedeki aykırı tipleme olduğunuzda, kendi başınızın çaresine bakmak zorunda kalıyorsunuz. Ben de tam olarak bu neden ile şu an bu kadının elindeki resme bakarak çektiği burnu ve akan gözyaşlarına katlanıyorum. Bu kadar yakındığıma bakmayın, severek yapıyorum. Kaosu, dramı sever ve kesinlikle onlardan beslenirim. Başlıca amaç cebime giren para olsa da, severek yapmak da bir ayrıntı elbet.

Kadının donuk bakışları hâlâ resimdeyken etrafa göz gezdirdim. Tamamen kalbindeki çöküntüyü ve matemi resmeden bir yıkıntıdaydık. Böyle karamsar tutumlar hep beni boğmuştur. Gözlerimi devirmeden edemedim. Biraz önce rüyasına girdiğim o hayal kırıklığı değil de, capcanlı bir kadın vardı karşımda. Demek bu ayrılığın ilk zamanlarıydı. Henüz kendini bu kadar yıpratıp çökmeden önceki o kısa süreç.

"Buna değdiğini düşünüyor musun?"

Beni duymayacağını bilerek konuştum. Göremiyordu da. İç çekmeye devam ediyordu. Sırıttım. Odayı turlarken güçsüzce parmakları arasında tuttuğu resime kaydı gözlerim. Değmeyeceği fikrine emin olmuştum. Karşımdaki alımlı kadın bu serseriden daha iyi birkaç kişiyi oldukça çabuk elde ederdi.

"Tanrı aşkına... Bu tiplerde ne buluyorsunuz?"

Sesli gülüşüm odada yankılandı. Bu sefer daha komik gelmişti. Kendime baktığımda benim de kaçık bir serseriden farkım yoktu. Dalgalı ve dağınık saçlarım, gözümdeki siyah göz kalemi, hafif yırtık ve eskimiş pantolonum, üzerimdeki beyaz atlet, soyulmuş siyah ojeli parmaklarımdaki yüzüklerim ve sevdiğim için taktığım birkaç kolye ve bilekliğim. Tam bir baş belasına benziyorum. Herkesin uzak durması gerektiği fakat asla durmadığı. O adamın dengim olmadığı da bir gerçekti, her neyse. İşime odaklanmalı ve sıradaki durağa erken geçmeliydim.

Gözlerim ile hâlâ aralarındaki bağı koparamamasının nedenini ararken aynı zamanda kadının rüyasına girmeden önce bana anlattıklarını gözden geçiriyordum.

"Onunla olmak en doğrusuydu, uzun süredir birlikteyiz, yedi senemizi heba ettik, yeni birine hazır değilim, yeni bir ilişki kurmak için çok geç, her şey onunla çoktan rayına oturmuştu, yeni bir kişi ile tanışmak ve ilerlemek çok zor, her şey onu hatırlatıyor..."

Cümleleri düşünüyorken önümdeki ipler arasında uygun olanın hangisi olduğunu düşünüyor ve arıyordum. Rengarenk iplerin arasında tam aradığımı bulmuştum: Yeşil.

"Alışkanlık."

İlişkiyi kafasında bitirememesinin sebebi, ona ve onunla olan düzene takmış olmasıydı. Bunu bozmak istememesi onu her yeniliğe kapatıyordu, her açıdan. Sıkça rastladığım bir durum. İlişkiye alıştığın için bitirememek... Ne kadar da saçma?

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 09 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

oneirofallers - chanbaekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin