SAAT GECE 3

20 2 6
                                        





















Elimdeki anahtar ile bina kapısını açtığımda ellerimin titremesini durduramıyordum, diğer elimde duran kaykayın düşmesine milimler kalmıştı. Ne dışarıdan nede binadan bir çıt sesi duyulmuyordu, saat gece yarısı olmak üzereydi.

Yavaş ve sessiz adımlarla merdivenleri tek tek çıktım, içimden ettiğim duaların haddi hesabı yoktu.

Umarım uyumuşlardır.

İkinci kata geldiğimde merdivenlerin çaprazındaki kapı tam olarak gireceğim evdi. Anahtarı bile ses çıkartmaması için çaba harcıyordum. En sonunda anahtarı deliğe soktuğum anda kapı açıldı, benim sayemde değil arkadan, başkası tarafından açıldı.

"Geç içeri, baban seni bekliyor." Annemin sert ve imalı bakışları eşiğinde oturma odasına geçmeden önce elimdeki kaykayı girişe sessizce bıraktım.

Oturma odasına girdiğimde babam elindeki tütün sigarasını tüttürüyordu. Tekli eski koltukta arkasına yaslanmış duman yüzünden kısık bakan gözleri ile beni süzdü.

Üzerimde kot bir şort ve siyah renkli desenli bol ve uzun bir tişört vardı.

Yavaşça elindeki sigarasını küllüğe bıraktı ve ayaklandı. Sigarası yüzünden sararmış beyaz duvarlar ile geliş şekli birleşince siccin 10 çekilebilirdi.

"Sen neredesin bu saate kadar, Asena ?" Sesi fazlasıyla sakindi ama bu sakinlik fırtına önceki sakinliği olduğunu çok iyi biliyordum.

"Baba-" dememe bile izin vermeden ellerini saçlarıma geçirdi ve başımı arkaya doğru çekti.

Acıdı be baba.

"Saat kaç lan? Bu saatte dışarıda ne işin var kız başına?"

"Baba n'olur yapma!" Acı içindeki çığlığım sanki sadece bana duyulmuş gibiydi ama bağırmaktan boğazım acımıştı.

Yüzüme inen sert tokatla yeri boyladığımda artık kan beynime sıçramış sinirim hat savaya ulaşmıştı.

"Sürtük olamaya meraklısın heralde sen! Sikilmek istiyorsan söyle bana!"

Bedenimdeki kemer ve tokatların acısı değilde bu sözler artık gözlerimden dökülecek yaşların sebebiydi. Yere bakan gözlerim dolduğunda hala bağırıyordu.

Son çare olarak karşıda bu durumu izleyen anneme baktığımda gözlerinde gördüğüm ifade tüm bağımı koparmıştı.

"Kalk ağaya! Sen başıma orospu mu olacaksın! Bu saatte ne işin var dışarıda!" Saçlarımdan tutup zorla ayağa kaldırıldığımda acı yüzünden küçük bir çığlık attım.

"Daha 18 olmadan böyleyse reşit olduğunda neler yapar bu kız!" Annemin sakin ama iğneleyici sözleri babamın aklına girmişti.

"Siktir git şimdi odana! Bir daha ben izin vermeden dışarı çıkmayacaksın!" Sertçe öne itildiğim de arkamdan "yürü çabuk odana." Sesi ile hızla odama girdim. Kapıyı son gücümle çarptığımda artık gözüm dönmüş, kandım ciddi manada deli akıyordu.

Hızlıca on gün önce açığa aldığım okula giderken kullandığım çantama bir kaç kıyafet, cüzdan ve özel ihtiyaçlar için küçük bir kaç şey koydum. Cebimden ekranı kırık telefonumu çıkarttım ve saate baktım. Neredeyse gece yarısı olmak üzereydi, zaten bu yüzden kavga etmemiş miydik.

Çantayı yatağımın altına ittim ve üzerime pijamalarımı giydim. Acı içinde yatağa uzandığımda gözlerimi sıkıca yumdum ve uykuya dalmayı bekledim.

***

Her ne kadar uyumaya denesem de saat gece 3'e kadar bir saniye bile uyuyamamıştım. Artık annem ve babamın uyuduğuna emin olduktan sonra yavaşça çantamı yatağın altından çıkarttım, önce üzerime bol bir kot üzerine ise çıkarttığım siyah tişörtü giydim, gözlerim yatağımın başındaki komodine değdiğinde üzerinde yazı dahi olmayan şapkamı gördüm, Onuda başıma yan bir şekilde taktığımda salık bıraktığım siyah saçlarımı azda olsa gizlemişti. En sonunda ise çıkarttığım sırt çantamı sırtıma taktım.

Odadan çıkıp dış kapıyı açtım, önce kaykayımı dışarı bıraktım, ardından eve girip babamın ve annemin anahtarını aldım.

Kendi anahtarım ise çantamdaydı. Hızlıca ayağıma bağcıklı siyah, ön kısmı beyaz olan çakma ayakkabımı giydiğimde dışarı çıkıp babamın anahtarı ile kapıyı kitlenebilecek her yerinden kitledim. Apartmandan çıktığımda anahtarları rastgele bir şekilde fırlattım.

Çantama aldığım kulak üstü siyah kulaklığımı taktım ve telefonumdan rastgele bir şarkı açtım.

Kaykayımı bayır yolda yere bıraktığımda biraz ilerlemesi için bekledim ve küçük bir koşuşun ardından kaykayın üzerine atlayarak gece karanlığında ilerlemeye başladım.

***

Gece boyunca durmadan kaykayımla ilerlemiş önüme çıkan bir kaç köpeği kovalamak yerine peşime takarak kendime arkadaş edinmiştim. Artık nerede olduğumu bilmiyor, sadece ilerliyordum. Şehir dışında, ağaçların seyrek olduğu eski kasaba gibi bir köy bulmuştum.

Şu an tam olarak o kasabanın önündeydim. Giriş yolundaki siyah çizgiler bir arabaya aile olamayacak kadar inceydi. Kaykayımı ayağımla iterek tekrar ilerlettim ve kasabaya giriş yaptım. Etrafta seyrek şekilde eski kırık dökük evler vardı. Ana yolu takip ederek yaklaşık on dakika kaykayımı sürmüştüm.

En sonunda yolun sonunda daire şeklinde yok bitiyor ve kaldırım başlıyordu, kaldırımların hemen yanında ise yine eski evler ile çevrilmişti. Gözüme kestirdiğim bir eve ilerleyecekken yan taraftan gelen bir sesle başımı o yöne çevirdim. Arkamda kalan ve beni takip eden köpekler ise etrafta bulunan diğer köpekler ile oynuyordu.

Sesin geldiği tarafa baktığımda eski evin garajında yaşlı bir adam gördüm. Yaşlı ve zayıf adam önümdeki motorsikleti ile ilgileniyordu. Yavaşça kaykaydan inip kolumun altına aldım ve elimle yan duran şapkamı düzelttim.

Yavaşça adama ilerliyordum ama sanki o benim ona doğru ilerlediğimi biliyor gibi asla bana bakmadan önündeki motoru ile ilgileniyordu.

En sonunda garaj kapısına geldiğimde önce boğazımı temizledim. "Merhaba." Biraz bekledim ama ses gelmedi. Sessizliğe aldanıp bir kaç adım içeri girdim.

"Neden burdasın küçük?"

Bit anda konuşması ile irkilmiştim ama geri çekilmedim.

"Sakın bana kayboldum yalanı söyleme, burası kaybolmuşların bile bulamayacağı bir yer."

Yavaş gel be dede bey.

"Adın ne senin?" Ben konuşmayınca soru sorarak beni konuşturmaya çalışması anlaşılabilir bir durumda ama o bana bakmıyor sadece önümdeki en az kendi kadar yaşlı olan motoru ile ilgileniyordu.

"Adım Asena."

"Güzel isim." En sonunda yavaşça bana döndüğünde yerimde istemsizce kıpırdanmıştım. "Kimsenin arayarak bulamadığı yeri sen nasıl buldun?"

Yüzündeki babacan ifadeye güvenerek dudaklarımı araladım.

"Belkide ben buraya aitimdir? Kaderim burasıdır, kim bilir?"










BİTTİİTİTİİTİİTİİİİİĞİĞİĞİİİ

EHEHHEHHE bu seferde bu şekil bir kurgu

Kapak sizce nasıl?

ve kitap hakkında beklentileriniz???

Çoh eğlenecüüüüzz haberiniz ola

Nihahhahba
(Cadı gülüşü)

Sonraki bölümde görüşürüz bölümleri haftalık olarak atmayı planlıyorum bir aksılık çıkmadığı sürece her hafta bir bölüm gelecek.

Buyyybayyyy

Red LineHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin