04.07.25
---
Gözlerimi acıtan bir parlaklıkla uyanmıştım. Etraf oldukça beyazdı. Sonsuz bir boşluk gibiydi. Uzandığım yerden doğrulup sonsuz beyaz boşluğa baktım.
“Neredeyim?” Diye mırıldandım kendi kendime.
Ölmüş müydüm? Etrafta beyazdan başka bir şey yoktu.
Birkaç adım atarak etrafa bakmaya başladım. Şimdi korkmaya başlamıştım işte. Koca beyaz bir hiçliğe düşecek ne yapmıştım ben?
Normal bir hayat yaşamıştım. Kimseyle sevgili olmamam dışında gerçekten de normaldim. Aşk veya o tarz duygular pek benlik değildi. İyi bir işim vardı, yeterince para kazanıyordum. Gül gibi geçinip duruyordum işte. Bir önceki gece de her zaman yaptığım gibi yatağıma girmiş ve uykuya dalmıştım.
“O zaman bu bir rüya...” dedim aydınlanma yaşayarak. Etraftaki beyazlık artık gözlerimi acıtıyordu.
“Rüya değil yakışıklı.” Dedi tatlı bir kadın sesi. İrkilerek sesin geldiği doğru döndüm.
Koca beyaz hiçlikte bir anda pembe bir ağaç belirmiş ve altında ise yine pembe bir örtünün üstünde oturan bir kadın vardı. Üstüne beyaz tülden kısa bir elbise giymişti. Ayakları ise çıplaktı. Pembe renkteki saçları ise ufak örgülerle bezenmiş ve yüzündeki gülümsemeyle bana bakıyordu.
“Sen kimsin?” Dedim bu ufak tefek kadını incelerken. Oldukça sevecen bir tavırla elini kareli örtüye vurmuş beni yanına çağırmıştı.
Şüpheli ama rüyada olduğum için rahat bir tavırla yanına gidip örtüye oturdum. Şimdi ağaçtan düşen küçük çiçekler ikimize doğru savruluyordu.
“Nasılsın?” dedi koca mavi gözlerini bana doğru dikip. Karşımdaki kadın anime cosplayı yapmış birisi gibi duruyordu.
“İyiyim?”
Kadın bana bakarak şirince bir kez daha gülümsemiş ve arkasında duran sepetten bir şarap şişesi çıkarmıştı. Önümüzde duran küçük kadehleri o an fark etmiştim.
“Sormadım ama aşk şarabı içersin, değil mi Tibet?” dedi ama benim cevabımı hiç umursamadan pembe renkteki şarabı doldurmuştu.
Uzattığı kadehi aldım ama içmeden sadece elimde tuttum.
“İsmimi nereden biliyorsun?” dedim kadına.
Kadın elini ağzına götürüp bir kıkırtı bıraktı. Etrafında uçuşan sarı tozları o an fark etmiştim.
“Hala rüyada olduğunu düşünüyorsun sanırım?” dedi ve kadehinden bir yudum aldı.
Kafamı sallayıp onu onayladım. Ama buranın hissiyatı rüya olamayacak kadar gerçek hissettiriyordu.
“Rüyada değilsin Tibet. Aşkı bulman için bir oyuna dahil oldun.”
“Ben böyle bir şeyi istemedim?” dedim sert sesimle. Aşkı bulmak gibi bir düşüncem asla olmamıştı. Aşkı bırakın 30 yıllık yaşantımda birine karşı cinsel çekim bile duymamıştım.
“Zaten senin istemenle olmuyor Tibet’ciğim. Buna ben karar verdim.” Dedi kadın tatlı halini hiç bozmadan.
“Sen kimsin de?!”
“Ben aşkı dağıtan asıl kişiyim Tibet ve senin gerçek aşkı bulmanı çok istediğim için bir oyun oynayacağız.”
“Ya kabul etmezsem?” dedim tek kaşımı kaldırıp. İlla aşık olmam mı gerekiyordu?
YOU ARE READING
Love Roulette | bxb
Short Story[TAMAMLANDI] Tibet'in aşkı bulmak için 6 hakkı vardır... Başlangıç: 05.07.25 Bitiş: 08.07.25 ! bxb kurgu ! +18, küfür, şiddet içerir ! homofobiksen uğraştırma beni
