Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Bazı hisler isimsizdir.
İsim koymaya çalışıldığında üstesinden gelinemeyecek paranoyalara dönüşürler, altından kalkılamaz şekilde yıpratıcı ve üzerine çıkılamayacak derecede derinde gizlidirler.
Bazı hislere isim verdiğimizi zannederiz, bu aslında sadece bir kaçış biçimidir.
Ve ayırt edilmesi zor olabilir, gerçekten içinden çıkılamaz bir hâl alabilir.
Ancak Jeon Jeongguk, onu ilk gördüğü andan itibaren yaşatacağı duyguların ismi konulamaz olacağını biliyordu.
Onun dip olduğunu, dibe götürdüğünü ya da kesinlikle Jeongguk'un cehennemden çıkmak istemeyeceği hâle gelmesine sebebiyet verecek bir şeyler yaptığını.
Nasıl anlamazdı ki? Kim Taehyung'u bu hayatta ondan daha fazla anlayabilen kimse yoktu, iddia edilemezdi bile.
Taehyung, elbette onun uğruna kendini harcayacağı adam ve Jeongguk, sadece dudağının kenarında hafif bir kıvrılış görebilmek adına dünyayı sarsabilir.
Sürekli bir adrenalin, asla durmayan uyartılar, mide kasıntıları, karın ağrıları, boğazına sımsıkı sarılan dikenli teller, can yakıcı ne varsa Taehyung'un anlamı bu. Fakat onun bir ismi yok, verdiği hislerin adı yok.
Aşk, belki. Jeongguk çoktan o sınırı da aşmamış olsaydı.
Kim Taehyung'la arasındaki ilişkiye hiçbir zaman bir isim konulabileceğini düşünmedi.
Tek bildiği, onu öpmenin sonsuz bir günaha çarptırıldığıydı. Onun tarafından öpülmekse ıslak kanının saniyeler içinde kuruması, ona susuz kalması.
Jeongguk yalnızca ona tutulmuş bir adam.
Şeytanla sevişmenin ateşini istiyor.
O, ışığı sevmez. Güneşi sevmez, sabahı sevmez. Kalp kalbe dayandığında bunun yavaş olmasını sevmez. Acının şehvetsizliğini sevmez.