"Evet hyung bu melodi iyidir."
"Ben de beğendim!"
"Sen ne zaman geldin?"
"Az önce, pratik için haber vereyim dedim Jihoonieee~"
"Haberim var zaten. Ayrıca daha yarım saat var."
"O yarım saatte birlikte bir şeyler içeriz diye düşünmüştüm."
"Asma suratını Soon, git Jihoon sen ben hallederim. Beğenmezsen değiştiririz melodiyi sonra."
"Ama Bumzu hyung-"
"Ama yok Ji, git biraz hava al. Zaten pratik odası stüdyon arasında gidip geliyorsun. Biraz nefes al."
"Ehe sağol hyung, hadi Jihoon. Kapıda bekliyorum, üstüne ceketini al gel."
Her zaman aynı geçen günlerden birindeydik. Şahit olduğunuz üzere çok çalışmamdan şikayet eden Soonyoung ve Bumzu hyungun gazabına uğradım. Yine.
Bu iki gün ekstra yoğun geçiyordu üstelik. Provalar, TV şovları, programlar vesaire.. Stüdyoma ayıracak adam akıllı bir günüm bile olmuyorken dışarı çıkmam için ısrar ediyorlardı.
Ah neyseki iki üç gün sonra yalnızca pratikler kalacaktı ve ben stüdyoma güzelce zaman ayıracaktım.
"Seninle dışarı çıkmak için çok heyecanlı."
"Her zamanki gibi."
"Keşke sen de biraz heyecanını göstersen Jihoon."
"Merak etme hyung, Soonyoung'un heyecanı ikimize de yetiyor."
"Biliyorsun senin tarafından ilgi görmeyi seviyor."
"Stüdyomu bırakıp onunla kahve içmeye çıkıyorum. Buna mutlu olmalı. Hoş mutlu zaten.
Beklemesin daha fazla, çıkıyorum ben bir şey olursa ara lütfen."
"Ovv Soonie'sini bekletmek de istemezmiş."
"Kabul ettiğime pişman ediyorsun hyung."
"Tabi tabi pişman olmuşsundur. Aşağıda Soonyoung seni bekliyor desem aşağı atlayacak adam söylüyor bana bunları."
"Anlattığıma da pişman ediyorsun."
"Ha bak o olabilir. Hahaha."
Bir ara uykudan bayılacağım zamanlarda Soonyoung için çok endişelendiğimi, ona her zaman teşekkür borçlu olduğumu, bana iyi geldiğini anlatmıştım.
Hyung da sağolsun hepsini birleştirip ondan hoşlandığım tanısını koymuştu ortaya.
Öyle bir şey yoktu. Hadi ama birisi sizi sizden fazla düşünüyorsa ona teşekkür borçlu olmaz mısınız?
Ya da kötü anlarınızda size sarılıp sizi yatıştırmaya çalışırsa size iyi geldiğini düşünmez misiniz?
Onu sevmediğimi söylemiyorum, onu seviyorum ama düşündüğünüz gibi değil.
Kapıda beni görünce en içten gülümsemesini sundu bana.
Tanrım, o çok sevimli!
"Hazırsan çıkalım mı? Çıkalım mı derken gidelim mi yani?"
"Gidelim Soon."
Binadan ayrılana kadar ikimiz de hiçbir şey söylemedik. Yürümeye karar vermiştik ve on dakikalık mesafedeki kafeye ilerliyorduk. Kafeye yaklaştığımız zaman konuşmaya başladı.
ESTÁS LEYENDO
Sen Kimsin Ya? - Soonhoon
FanfictionBu monotonluğu ve hayatımı belli etmesem de seviyordum. Ta ki o gelene kadar... [Bu fic tamamen hayal ürünüdür.]
