1.İlk Sabah

282 27 14
                                        

Klasik bir Londra sabahı, Christian polis merkezine gelmiş ve yoğun bir sokağa bakan ofisine girip paltosunu askılığa asmış, masasında oturuyordu.

Odada onunla beraber bir kişi daha vardı, Richard. Christian'dan yaklaşık yarım saat önce gelmiş ama henüz işine başlamıştı, gürültülü daktilosundan ilgilendiği dava ile ilgili bir makale yazıyor ve yavaş yavaş sütlü çayını yudumluyordu.

Henüz 34 yaşındaydı ama yaşına göre fazla işkolikti. Her zaman merkeze ilk o gelir, heryeri düzenlerdi.

Hafif yağmur çiliyordu ve Christian biraz rahatlamak için camdan dışarıyı izleyip kafasını elinin avcuna yasladı.

Biraz zaman geçti, Christian kafasını topladıktan sonra masasındaki taze kağıtlara yazılmış makaleleri toplarken kapı sert bir şekilde, tıklanmadan açıldı. İçeri giren Mr. Kollen'di. 51 yaşındaydı ve merkezin müdürüydü. Sinirli olmasa bile elindeki dosyaları Christian'ın masasına fırlattı.

"Madem şef olmak istiyorsun, al sana tam senlik bir dava. Ne de olsa karışık şeyleri seversin, değil mi?"

"Daha yavaş olabilirsiniz Mr. Kollen. Ayrıca daha kabul etmedim. Ne bu tantana?"

Christian'ın siniri bozulmuştu. Öfkeyle müdüre baktı, sesi kalın olmasına rağmen sesinin gürlüğü odayı inletti. Müdürü hiç sevmezdi zaten. Müdür olabilirdi ama ona böyle sertçe davranamazdı, müdürün odaya girmesiyle heryer taze tütün kokmuş, ağız kokusu Christian'ı rahatsız etmişti. Müdürün ayakkabısındaki çamur odayı mahvetmişti.

"Sormadım, artık bu davanın şefisin. Reddetme hakkı sunmadım ve herşeye ben karar veririm. Kimse gönüllü değil ve sinirliyim."

"Ben kabul etmek zorund-"

"Daha fazla konuşmaya gerek yok."

Mr. Kollen hızlıca arkasını dönüp odadan çıktı ve kapıyı kapatırken neredeyse kıracaktı. Kilolu bir adamdı ve boyu da pek uzun değildi. Ondan önce göbeği dışarı çıkıyordu. Çatık kaşlarının ortasındaki çizgiler yağ toplamaktan benek benek olmuş, her daim sinirli ve katı bir imaj yaratıyordu.

Christian dosyayı eline aldı ve umursamaz gözlerle inceledi, badem şekli kısık gözleri avcı imajı veriyor, gözlerinin mavisi insanı denizinde boğuyordu. Kapağı açtı ve yazıları inceledi, nasıl başladı, kaç kurban var, hangi kurbanlar ve insanlar bu davayla ilişkili olabilir hepsini inceledi.

Christian'dan önceki davanın sahibi çıkmaz yol olarak davayı tanımlıyordu ve davayı aldıktan birkaç gün sonra davadan ayrılmıştı. Son derece karışık bir davaya benziyordu ama bu Christian için bir şanstı, makamını yükseltebilirdi.

Christian sanki birşey söyleyecekmiş gibi ağzını hafifçe açtı ama sonra hemen geri kapattı. Baş ve işaret parmağıyla alnını biraz ovuşturdu.

"Burada bütün bilgiler yazıyor fakat aynı vaka olup olmadıkları kesin değil ve ne yapmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim yok. Sadece hepsi aynı çöp konteynırında ve aynı yerlerden parçalandığı için aynı vakayla bağdaştırmak doğru mu?"

"Bence evet, neden sordun ki?"

"Farkettim ki gazetelerde bu tarz cinayetlerin ayrıntılarını yayınlıyorlar ama erişim yasağı tarzı birşey getirilebilir. Sonuçta birileri cinayetleri işleyip aynı şeyleri yapınca hepsi aynı vakaya alınıyor, sanki biri imzasını atmış gibi bizde hepsini aynı kişi yaptı sanıyoruz ve..."

"Fazla paranoyaksın bence. En küçük ayrıntıyı bile düşünüyorsun bu iyi birşey ama hangi manyaklar aynı şeyleri yapar ki? Cinayetlerin işlendiği saatler de yakın gibi gözüküyor ki zaten bu tarz ince detayları vermiyoruz sadece kamuoyunu bilgilendiriyoruz."

Tanrı'nın Laneti: Leke |bxb|قصص لتهوسّ بها. اكتشف الآن