🌼Hazatni (speed up)🌼
Multimedia~Umâr İslamov
Bismillahir-Rahmanir-Rahim
Râhman və Râhim olanın adı ile
•••
"Abi! Abi! Hadi ama bırak şu kitabı" diye abisinin yatağına tırmanmaya çalışıyordu minik Aişe." Hadi ama hani beni parka götürücektin" diye sözlerine devam etdi.
"Benim minik meleğim söz gidiceğiz, ama önce namaz kılalım bak ezan okundu" diye kardeşi Aişeyi sakinleştirdi Umar ve uzandığı yatağından kalkıp abdest almak için lavaboya doğru yürümeye başladı.
Yürürken bile tevazu ile başını yerden kaldırmadan yürüyordu Umar. Daha 18 yaşındaydı sadece ama yaşıtlarından çok daha olgundu. Güzel bir aile terbiyesi görmüş, İslam'ın emirlerine uyan, Kur'an-ı Ker'im' in gölgesinde bir hayat yaşamaya çalışan bir gençti. Kumral hafif uzun saçları, Rasullulah(s.a.v.)'ın sünnetine uymak için bıraktığı hafif sakalı, uzun boyu ve geniş omuzları ile görenlerin dikkatini çekiyor, görenlerin dilinden MaşaÂllah kelimesinin çıkmasına sebep oluyordu. Ama bu kadar iltifata rağmen havalanmıyordu Umar. Aksine utanıp, mahçup oluyordu. Edebinden ödün vermiyordu.
Çoğu zaman aile tanıdıkları, komşuları, öğretmenleri hep onu övüp kendi çocuklarına örnek gösteriyordu. Çünki Umar'da nefis taşıyordu. O da nefsinin arzularına yenik düşüp, harama meyl edebilirdi. Ama kendini, bakışlarını haramdan uzak tutmaya çalışıyor, zinaya bulaşmamak için elinden geleni yapıp, haramlardan Allah(c.c.)'a sığınıyordu.
Abdestini alıp, dilinde "La İlaha İllallah" zikri ile odasına geçti, üzerine beyaz namaz elbisesini giyinip, takkesini takıp, sarığını bağladı. Seccadesini serip, öğlen namazı için niyyetlendi, tüm kalbi ile "Allahu Akbar" dedi ve o manevi aleme dahil oldu. Namaz kılmayı, dua etmeyi, Rabbi' ne yalvarmayı, O'nunla konuşmayı çok seviyordu. Namaz kıldıkca Dünya hayatından uzaklaşıyordu. Kalbi sanki nurla doluyordu. Huzura kavuşuyordu. Çünki biliyordu Rabbi'nin huzuruna çıktığını. ALLAH(c.c.) korkusu ile kılıyordu namazını.
Namazını bitirip Rabbi'ne bolca dua etdi. Namazdan sonra ettiği dualar sanki onu Rabbi'ne daha da çok bağlıyordu. Bolca dua edip kalktı ayağa ve parka gitmek için hazırlandı. Üzerine keten bir pantolon onun üzerine düz, siyah bir t-shirt giyip,bir kemer taktı. Saçlarını taradı, ve hafif bir koku sıktı. Pantolonunun uzunluğunun topuklarını geçmemesine dikkat etdi. Kapıyı açıp dışarı çıktığında kardeşi Aişe'nin zaten hazır olduğunu gördü. Annesi ile de selamlaşıp kardeşini de alıp evden çıktı.
Kardeşini eğlendirip onu mutlu etmenin yollarını çok iyi biliyordu Umar. İlk önce bir dondurmacıya girip onun için dondurma aldı sonrasında ise Asr namazı için ezan okunana kadar kardeşi ile gezdi. Ezan okunduğundaysa eve doğru yollandılar. Yokuş yukarı tırmandıkları sırada Aişe'ye döndü Umar " Yorulduysan omuzuma alayım mı seni abicim?". Aişe onaylıyınca da kardeşini omuzuna aldı ve öyle devam ettiler. Daha beş yaşında olan Aişe hemen yorula biliyordu.
Eve varınca kardeşini eve bırakıp kendisi mahallenin camisine doğru yol aldı. Orda namazını kıldı ve hocanın verdiği avazı tevazu ile dinledi. Sonra Akşam ezanı da okununca Mağrib namazını orda kılıp eve gitti. Eve gittiğinde babasının yeni eve geldiğini anlamışdı. Annesi sofra kuruyordu. Ayakkabılarını çıkarıp mutfağa ilerledi. Annesinin yanağını öpüp ona arkadan sarıldı. "Assalamualaikum ve Rahmatullahi Ve Barakatuh, ummi. Hikya vu?(EsselamuAleyküm ve Rehmatullahi ve Berakatuh, anne. Nasılsın?)" Annesi de ona lezgice karşılık verdi. "Va Alaykuma Salam Ve Rahmatullahi Ve Barakatuh, ksanya Alhamdulillah, vu hikya? Tzi ika gec hana?"Ve Aleyküm Selam Ve Rahmatullahi Ve Berakatuh, iyiyim Elhamdulillah, sen nasılsın? Neden bu kadar geç kaldın?)"
"Mescidda avay zu ayalari galaz, namaz avuna hak xtana. (Camiideydim çocuklarla beraber, namazımı kılıp öyle geldim)". "Lap ksa, vaç juva ğiler çüxüx atzuk süfredal ( İyi, git ellerini yıkayıp, sofrada otur.)"
Umar ellerini yıkamak için lavaboya gittiği sırada babasını salonda namaz kılarken gördü. Umar ve ailesi aslında Azerbaycan lezgilerindendi ve eskiden Kusar'da (Azerbaycanın dağlık bir şehri)yaşıyorlardı. Beş yıl öncesine kadar Kusardaydılar ama aniden İstanbuldaki dedesinin ölüm haberi gelince apar-topar buraya geldiler. Ninesi ise dedesinden sonra yalnız başına kaldığı için İstanbulda yaşamaya devam ettiler.
Babası namazını kılıp bitirince hep beraber sofraya oturdular ve yemek yediler. Yemekten sonra ise babasının imamlığı ile ailecek Yatsı'yı kıldılar. Yatsıdan sonra Umar'ın babası İlyas amca yorgun olduğunu söyleyip uyumaya gitti. Umar ise salonda oturup sesli bir şekilde Kur'an-ı Ker'im okumaya başladı. Annesi mutfağı toplamaya gitmişti, kardeşi ise başını abisinin dizine yaslamış onu dinliyordu.
Yarım saat sonra falan Aişe'nin uyuduğunu gören Umar Aişe'yi kucağına alıp odasına götürdü. Onu yatağına yatırdıktan sonra kendi odasına geçti. Eline bir kitap alıp yatağına uzandı, geceyi kitap okumakla geçirdi.
•••
Assalamualaikum ve Rahmatullahi Ve Berakatuh benim mandalinalı keklerim. Bu benim ilk hikayemdi. Hikayede bazı yazım yanlışları ola bilir bu yüzden kusuruma bakmayın. Anlamadığınız yerler olunca yorumlar da sora bilirsiniz hepsini cevaplamaya çalışıcam İnşaÂllah. Hikayede bazı şeyler size çok yabancı gelebilir. Çünki hikayeni daha çok lezgi kültürüne esaslanarak yazıyorum. Bence bu kadar açıklama yeter şimdilik. Oy ve yorumlarınız için hepinizden Allah(c.c.) razı olsun.
Allah'a emanet olun lezgi kurabiyelerim.
🌺
YOU ARE READING
Evvel Refîk, Bade'L-Târîk
Short Story"Bir insan en fazla ne kadar bekler bilmiyorum ama şunu biliyorum ki, ben seni dört yıl bıkmadan, usanmadan, harama bulaşmadan bekledim Elhamdulillah. Seni hiç görmeme rağmen, Seni sevdim... Seni bekledim... Rabbim'den sadece Sabir diledim ve bu dar...
