Dönüm noktası

27 3 7
                                        

Bazı hikayelerin bir sonu olmaz. Bu hikayelere ise 'Yarım kalan hikayeler' denir...
Çok küçük görüp yaptığınız şeyler belki de hayatınızın dönüm noktasıdır. İşte o gün benim ve bir çok insanın hayatının yüz seksen derece döndüğü gün.
2 Mart...
Bir Cumartesi sabahı kursa gitmek üzere, hiçbir şeyden haberim olmadan uyanmıştım. Tabii ki de geç kalmıştım. Artık arkadaşlarım ve Atakan hoca ben geç kalmazsam bir sorun vardır diyorlar. O kadar alışıldık bir durum yani benim için geç kalmak. Tabii sadece kursa değil, okula da geç kalırım mesela ben. Annemin zoruyla hızlıca hazırlanmaya çalıştım. Ben daha parfümümü sıkarken annem arabadan bana sesleniyordu. O telaşla ayakkabılarımı anca yarım yamalak giyerek arabaya bindim. Ben kursa giderken gelin sizde beni tanıyın.

Adım Ayça. Ayça Aydoğdu. İstanbul'da yaşıyorum ve yine İstanbul'da bir koleje gidiyorum. Şu an on birinci sınıfım. İleride yurt dışına yaşamak için İngilizcemi geliştirmeye odaklandım. Bunun için Cumartesi günleri kursa gidiyorum. Masal ve Dila ile de orada tanıştık. Dila ile ben Kadıköy'deyiz lakin Masal Beşiktaş'da. Her cumartesi Kurs için Kadıköy'e gelir. Sınıftan bir çocuğu seviyorum. Emir. Beşinci sınıftan beri beraberiz. Çok yakın arkadaşız, doğrusu o böyle biliyor çünkü ben ona lisede çok pis tutuldum. Sınıfta en yakın arkadaşım Sena. Normalde en yakın arkadaşım Selin. Aslında babam ile annesi kuzen, fakat biz birbirimizin en yakın arkadaşıyız. Bir kardeşim var. İsmi Ayla. Sarışın mavi gözlü, benden yalnızca iki yaş küçük sevgili kardeşim.

Artık kursa gelmiştim. Sınıfa girdiğimde herkesin bana cin görmüş gibi bakması otuz iki diş sırıtmama sebep olmuştu. Atakan hoca başını yavaşça sallayıp eliyle Dila'nın yanını gösterdi.
"Geç kızım."
Ben gelene kadar ikinci ders başlamıştı bile. Usulca çantamı bıraktım, başımı masaya koydum. İçimden 'Siz devam edin millet benim enerjiye ihtiyacım var' dememle gözlerimi kapatmam bir oldu.

Uyuyamıyorum. Çok sinirlendirici bir durum. Dakika başı saati kontrol etmekten bıkmıştım. Neyse ki artık son teneffüsteydik.

Telefonumu elime alıp TikTok'ta video kaydırmakla zamanımı harcıyordum. Dila birden "Kurstan sonra bir yere falan mı gitsek?" Deyince enerjim tavan yaptı. Hemen atıldım. "Ayyy olur. Hemde çok güzel olur." Biz izin koparacağımızı bildiğimiz için hemen Masal'a baktık.
"Anneme sormalıyım. Peki nereye gideceğiz?"
Hepimiz bir süre düşündük.
"Taksim nasıl?" Dila'nın bu sorusuna ben cevap verdim. "Yok ya orası olmaz." Masal bana baktı, ardından "Bebek?" Dedi. İyi fikirdi aslında
"Ok bana uyar." Bana da uyar aslında. Hem zaten işim de yok.
"İyi bende varım o zaman."
"O zaman kurstan sonra Bebek'deyiz. Ama önce annem."

Masal telefondan annesini aradı.
"Alo Annecim nasılsın?"
"İyi Masal, evi topluyorum."
"Anne ben kurstan sonra Arkadaşlarla Bebek'e geçebilir miyim?"
"Hangi arkadaşların?"
"Ayça ve Dila."
"Olur git. Ama eve fazla geç kalma."
"Tamamdır."
1 saat sonra
Vapura heyecanla binip yer bulup oturduk. Manzara çok hoş gözüküyordu. Ayağı kalkıp estetik bir kaç fotoğraf çektim.
Saat 13.03 ve eğer Masal geç kalmamalıysa 19.00 da evde olmalıydı. 1 saat yol desek yanımızdan 18.00 da çıkmalı ve bizim vakit geçirmek için beş saatimiz var.

Derin düşüncelerimle koltuğuma oturdum. Dila elindeki telefonu bırakıp bana döndü. "Emir'le durum nasıl?"
"Şey..." aslında... şimdi şöyle ben Sena'nın eskiden Emir'i sevdiğini ve onların en yakın arkadaş olduğunu fakat sınıfta shiplenme gibi bir durum olacağı için kimse bilmiyor. Yabancı olarak sadece ben biliyorum. Sena sadece arkadaş olduklarını sanıyor. Durum şu Emir' Sena'ya aşık. Bir ara beraber DC oynuyorduk ve ben bu soruyu sormuştum. Cevabı ise 'oğlum kimseye söylemeyin ama evet seviyorum.' O an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Belli etmedim. Asıl meselemiz ise bir ara okul çıkışı Sena ve Emir benim önümden yürüyordu. Kulağımda kulaklık vardı. Emir sürekli arkasını dönüp bana bakıyordu. Sonra öğrendim. Sena'ya şöyle demiş. 'Off yine arkamızdan geliyor.' Nasıl yani? Ben her seferinde o yoldan yürüyüp eve gidiyorum zaten. Senin keyfinin kahyası yüzünden eve mi gitmeyeyim? 'Gıcık oluyorum şu kıza ya!' Emir'in bu cümlesi üzerine Sena beni şöyle savundu. 'İyi kız aslında.' Ama tabii Emir'e sökmedi. 'Ben sevmiyorum.'
Konu bu yani. Dila'ya ise "sevmiyor..." cevabını vermekle yetindim.

180 dereceWhere stories live. Discover now