(Hana'dan)
Ben "O bizim halktan değil ama düşmanımız da değil." dedim ve "Onun bin yıl önceki Hemei ailesi ile bağlantısı olabilir." diye ekledim. O sırada Lily "Evet onun soyadı zaten Hemei bir de Londra'ya gideceğinden bahsetmişti ve bin yıl önce Hemei ailesi halk onlara canavar gözüyle bakmasından dolayı Londra'ya göç etmişlerdi." dedi. Lily haklıydı.
(Robert'tan)
Lily ve Hana konuştuğu için ben de bir kaç kişiyle tanışmaya çalıştım ama halk bana canavar gözüyle baktığından dolayı kimseyle tanışamadım, mesela birinin yanına gittim ve "Tanışabilir miyiz?" dedim ama o "Bir canavarın benimle tanışmasına izin verecek değilim. Git başımdan." dedi. Birkaç kişi de bana canavar falan dedi ve kimseyle tanışamadım. Çok üzülmüştüm, beni niye canavar olarak görüyorlardı ki? Sonra yanıma tanımadığım biri geldi açık kahverengi saçları vardı ve zırh giymişti. Bana "Hey sen Robert Hemei olmalısın." dedi ben de "Evet ben Robert Hemei ama daha kimseyle tanışmadım çünkü beni canavar olarak görüyorlar." dedim. O da "Evet seni bir canavar olarak görüyorlar çünkü bizim etrafımızı saran zehirli bir su var ve bunu Hemei adlı canavarlar bir kaza sonucu yaptı. Her geçen gün insanlar kayboluyor ve bir Hemei'ye dönüşüyor bu arada ben Alex. Seni bir canavar olarak görmüyorum, istersen arkadaş olabiliriz." dedi ben de "Olur." dedim.
Birlikte biraz takıldık daha sonra Hana ve Lily geldi ve Alex'e "Aşkım ne yapıyorsunuz, tanıştınız mı?" dedi. Ben ise "Siz sevgili misiniz?" dedim, Alex "Evet." dedi ve birbirlerine gülerek baktılar anlaşılan birbirini gerçekten seviyorlardı, sessizliği bozan Hana oldu ve dedi ki "Hava kararıyor." herkes bana bakıp tedirgin olmuştu acaba nedeni neydi?
(Hana'dan)
Onu eve götürmeliydim çünkü eğer o bir Hemei ise ve insan kılığına girmiş ise hava karardığında Hemei'ye dönüşecektir. Eğer gizlice Lost Land'e sızdıysa neredeyse hepimizi öldürebilir çünkü hazırlıksız durumdaydık onu eve götürdüm.
(Robert'tan)
Beni eve götürdüler. Akşam yemeği yiyecektik. Lily telefonunda sevgilisiyle mesajlaşıyordu. Victoria elinde kocaman bir kılıç ile pencereden atladı, çok hızlıydı ve kılıcı boğazıma dayadı selamlar ev halkı resmen ödüm kopmuştu. Hana "Victoria! Nereye gitmiştin?" dedi Victoria ise "Kılıç antrenmanındaydım." dedi. Üzerinde zırh vardı ve kılıcını bana uzattı. Ardından "Tut." dedi ve bana göz devirip odasına gitti, üstünü değiştirdi, geldi. Bende kılıcı inceledim. Hana bana dedi ki "Biliyorsun buradan çıkış yok ve eğer burada hayatta kalmak istiyorsan ya kılıç kullanmayı ya da büyü yapmayı öğrenmen lazım. Ben ve Victoria kılıçta ustayız tabii Victoria benden daha iyi kullansa da ben de bu şehrin en iyi kılıç kullanan ikinci kişisiyim ve bu şehrin en iyi büyü yapanı ise Lily." Adını duyan Lily kafasını telefondan kaldırdı ve "Şey ben düşündüm de eğer istersen yarın sana laboratuvarımda bir kaç büyü öğretebilirim. Ne dersin? Ne de olsa ya kılıç kullanmayı ya da büyü yapmayı öğrenmen lazım." dedi. Ben de "Tabii ki, çok iyi olur." dedim ve Lily bana gülümsedi ardından telefonuna geri döndü.
Victoria yemeğini yiyordu, Hana ise beni izliyordu. Ne dur bir dakika. Hana beni mi izliyordu? Açık konuşmak gerekirse Hana hayatımda gördüğüm en mükemmel kızdı. Hem cesur ve savaşçıydı. Hem güçlüydü. Hem azimliydi. Hem oldukça nazikti. Hem de çok güzeldi. Bir dakika, içimdeki bu his de nedir?
Hana sessizliği bozdu ve dedi ki "Yemeğini yiyecek misin?" hakikaten yemeğimden bir lokma bile almamıştım ve "Ah hemen başlıyorum" dedim ardından yemeğimizi yedik. Lily beni misafir odasına götürdü ve kapıyı kapattım. Ah bavulum kazada kaybolmuştu değil mi? Hemen Lily'nin yanına gittim ve "Lily benim hiç kıyafetim yok, ne yapmam gerek?" dedim. Lily de "Ah evet benim dolabımda Alex'in birkaç kıyafeti var, istersen verebilirim." dedi ardından odasına gitti. Geldiğinde elinde birkaç parça kıyafet vardı. Ben de "Çok teşekkürler." dedim ve odama gittim. Rahat bir şey bulup giydim ardından yatağıma geçip uyudum.
Sabah olmuştu ve erkenden kalmıştım çünkü Victoria ve Hana sanırım kılıç antrenmanı yapıyordu. Biz bugün büyü yapmak için Lily'nin laboratuvarına gidecektik. Lily hazırlanmıştı ve dedi ki hazırlan çıkıyoruz. Çok güzel bir büyücü elbisesi giymişti ve elindeki elbiseyi bana uzattı. Elbiseyi aldım ve giyinmeye gittim, elbiseyi açtım. Çok güzel bir erkek büyücü elbisesiydi giydim ve bana tam oldu. Saçlarımı dağınık bıraktım. Ardından aşağı gittim.
Önümde Victoria vardı, saçları dağınıktı ve erkekler için olan büyücü kıyafetini giymişti. Lily bana "Hadi çıkalım." dedi, tam çıkacakken Hana "Durun beni unuttunuz." dedi. Lily de "Gel ablam, seni unutur muyuz hiç?" dedi. Sanırım Lily ile Hana kardeşti ama Victoria ile kardeşler mi bilmiyordum. Hana kızlar için olan büyücü kıyafetini giymişti. Aman Tanrım, böyle çok güzeldi. Bir dakika ne diyorum ben?
Laboratuvarın yoluna koyulduk ve kısa sürede vardık çünkü laboratuvar çok yakındı. İçeri girdik ve Lily bir bıçak aldı "Ne yapıyorsun?" dedim, o da hızlıca yanıma yaklaşıp elimi tuttu. Ona şaşkınlıkla baktım "Hey ne yapıyorsun?" dedim ve elimi kesti. akan kanları ise su benzeri bir şeyin içine döktü. Sonra kendi elini de kesti ve akan kanlarını aynı yere döktü ve bana birkaç hareket gösterip bu hareketleri yapmamı söyledi. Ben de yapıp kesilmiş olan elimi sıvıya koydum ve birden ilk önce yukarıda mor bir şey belirdi. Sonra Lily "Olamaz." dedi. Ardından "Siz üçünüz dışarı çıkın. Ben bunu halledeceğim." dedi. Dışarı çıktık ve Hana'ya "Neden bizi dışarı çıkardı? Bir sorun mu var?" dedim. Hana da "Evet bir sorun var. Sarı rengi çıkarsa büyüleri çok iyi kullanabilirsin. Kırmızı rengi büyülerde usta olabileceğini gösterir. Mavi rengi büyüyü kullanabileceğini ama çok etkili kullanamayacağını gösterir. Mor rengi küçük büyüler dışında büyü kullanamazsın ama sana mor rengi çıkarsa mor renkli hayalet sana musallat olur ve iyi bir büyücü tarafından durdurulmazsa sana sürekli kötü şans getirir. En kötüsü ise siyah renktir çünkü sana siyah çıkarsa çok çok iyi bir büyücü tarafından durdurulamaz ise yine sana musallat olur ama bu sefer kötü şans getirmekle kalmayıp senin ölümünü getirir ayrıca yaşayacağın zamanı 4 kat kısaltır. Yani 24 yıl ömrün kaldıysa bu süre 6 yıla iner. Yanımızda Lily olduğuna dua etmeliyiz. Yoksa ömrün boyunca kötü şansa mahkum olurdun." dedi. Duyduklarıma inanamamıştım. Demek küçük büyüler dışında büyü yapamayacağım. Lily hayaleti alt etmiş ki bizi yanına çağırdı ve "Hana sanırım renkleri sana anlatmış olmalı. Küçük büyüler dışında büyü yapamayacaksın bir ara gel de sana küçük büyüleri öğreteyim." dedi. Ben de "Tamam." dedim.
Hava kararıyordu, Victoria "Demek büyü yapamıyorsun. Yarın kılıç çalışmalarına başlayalım." dedi. Ben de "Tamam o zaman eve geçelim hava kararıyor." dedim ve eve geçtik. Hemen yatağıma geçip uyudum. Kim bilir yarın kılıç antrenmanında beni neler bekleyecekti.
Büyü tarafından gider bir çoğu ama kılıçtadır belki de çıkış yolu...
YOU ARE READING
The Lost Land
FantasyRobert sonunda üniversitesini bitirmiş ve artık evine doğru yola çıkmak için uçak bileti almıştı ama başına gelecek olaylardan bihaberdi. Bindiği uçak kaza yapmış ve ardından büyük bir patlama gerçekleşmişti. Mucizevi bir şekilde hayatta kalan Rober...
