05.06.2015 CUMA
SAAT: 14.48
"Bipolar, duygudurum hastalığının adı. Genellikle ergenlik-yetişkinlik dönemlerinde görülen ruhsal bozukluk. Depresyon durumuyla bilinen bipolar bozukluk riskli davranışlar nedeniyle ilişkiye ve kariyere zarar veren, tedavi edilmediği sürece intihara sürükleyen ciddi bir ruhsal hastalıktır." Dedi karşımda bana annesini ölmüş bir şekilde bakan psikiyatrist. Normalde psikiyatrim bir kadındı fakat kadına kendimi anlatmakda zorluk çekince erkek psikiyatriye gitmiştim. Dudaklarımı birbirine bastırıp susmaya devam ettim.
"Bir ilişkin var mı?" Diye devam etti benden cevap bekleme umuduyla. Konuşmaya karar vermiştim. Ne de olsa ayağına kadar gelen bendim. Elbet konuşacaktım.
Ya da benim yaşımda ki şu diğer kızlar gibi diretsem mi diye düşündüm. Oysa ne saçmaydı o. İstemedikten sonra psikoloğa gitmek bile mantıksızdı.
"Yok"
"Birlikte oldun mu peki birisiyle?" Kahkaha atıp alt dudağımı ısırdım. Psikiyatri uzmanları deli oluyor derlerdi de inanmazdım. Fakat şuan canlı bir şekilde karşımda oturuyordu.
"Hayır," Dedim en kibar halimi sunarak. Daha 17 yaşımdaydım. O kadar delirmemiştim henüz. Doktor başıyla onayladıktan sonra önünde ki bilgisayara birşeyler yazmaya devam etti. Odayı inceledim. Beyaz duvarlar, küçük bir pencere ve ona eşlik eden siyah bir perde. Klasik psikolog odaları diye geçirdim içimden.
"Peki intihar etmeyi düşündün mü hiç Ulya?" Perdelerden gözümü ayırıp doktora baktım. Düşünmüştüm. Tabi bunu yapacak cesaretim olsaydı. Korkaktım bu konuda. Canım kıymetliydi. Ne kadar aksini idda etsemde korkardım öyle şeylerden.
"Düşündüm."..."Çoğu kez." Doktor derin bir nefes alıp verdi. Bıkmıştı benden. Ağzımdan lafı zorla alıyordu. Ben olsam bende bıkardım tabi.
"Sigara içiyor musun peki?" Dedi gözlerini kısarak. Başımla onayladım. Sigaraya da arkadaş ortamında başlamıştım. Öyle de devam etti işte.
"Ya içki?" Tekrar başımı aşağı yukarı salladım.
"Neden içiyorsun peki Ulya? Sorunların yüzünden mi? Arkadaş ortamın için mi-"
"Kaçmak için." Dedim en kararlı ses tonumla. Doktor uzun bir süre bana baktıktan sonra bakışlarını yere çevirdi. Buraya 3. gelişimdi ve yine anlattıklarımdan sonra düşünüyordu. Tamam kaçmak fiili biraz ergence bir düşünce oluyordu ama gerçek böyleydi.
"Seninle daha uzun vakit geçirmek isterdim. Fakat bunları psikoloğa anlatman gerekiyor ve ben bir psikiyatri uzmanıyım." Dedi tok sesiyle.
"Sana ilaç yazmak istiyorum."
"İlaç kullanmak istemiyorum." Dedim kaşlarımı çatıp. 2 sene önce kullandığım ilaçların yaptığı bağımlılık hala gitmemişti. Ara ara sinir krizine girip kendimi dövdüğümü hatırlıyorum. Kötü bir görüntü oluşuyordu emin olun.
"Pekala o zaman. O halde terapiyle halletmeye çalışıcaz. Fakat bunda işler daha uzun sürer ve iyi geçmezse tedavi, rehabilitasyon merkezine yatabilirsin." Dedi ciddiyetinden ödün vermeden.
"Olsun." Dedim boşvermişliğin uç noktalarındayken. Doktor masanın köşesinde ki kare kağıdı alıp bir şeyler yazdı.
"Al bakalım. Yarın 2'de gel ve psikoloğunla tanış. Ayrıca 2 hafta arayla tekrar bana uğramanı istiyorum." Dedi gülümseyip. Elinden kağıdı alıp çantama sıkıştırırken şimdiden yarın için sıkılmaya başlamıştım.
"Teşekkür ederim." Odadan çıktığımda Sezgi yanıma geldi. Ne kadar umrumda olmasa da o kadar umrumdaydı bu lanet bipolar. Belli etmesemde kafamda soru işaretleri bırakıyordu malesef.
"Nasıldı?"
"Sıradan Sezgi, ne bekliyosun ki. Hadi gidelim." Birşey demeden yanımdan gelirken bir an önce bu hastaneden kurtulup kafamı dinlemek istiyordum.
Bölümleri düzenlemeye başladım canlarım. Bakarsınız hikayeyi devam da ettiririm.
YOU ARE READING
BİPOLAR #Wattys2015
Mystery / ThrillerDayanamıyordum. Her bir adımda boğulduğumu hissediyordum. Her erkeğe baktığımda onu görüyordum. Gülüşünü görüyordum. Kahverengi gözlerini görüyordum. Her erkek de onun kokusunu arıyordum. Hayır, onu sevmiyorum. Bunu her seferinde söylüyorum. Ben ona...
