.1.

335 37 28
                                        

Amcamla geçen uzun ve gergin yolculuğun ardından sonunda amcamların yaşadığı mahalleye gelebilmiştik.

Köyde mutlu bir hayat sürerken babamın eşcinsel olduğumu öğrenmesiyle işler sarpa sarmıştı. Günlerce dayak yemiştim. En sonunda ise annem dayanamayıp babama "Amcasının yanına gidip çalışırsa düzelir" diye bir yalan uydurarak kaçabilmem için ortam sağlamıştı.

Cebime babamdan gizli bir miktar para koymuştu. Babam da amcamı arayıp yanına çalışmaya gideceğimi azıcık iş öğrenmem gerektiğini söylemişti. Babam amcama eşcinsel olduğumu söylemenişti. Çünkü bu onun için utanç verici bir olaydı.

Amcamı ise çok severdim. Küçükken sürekli köye gelir, gelirken de bize dolu dolu hediye getirirdi. Ama ne olduysa bir süre sonra ziyaretleri azalmış en sonunda da kesilmişti. Ayda yılda bir gelen telefonları gelmez olmuştu. Babam amcamın adını dahi anmazdı.

Amcamın babamın aksine sevecen, babacan bir tavrı vardı. İstanbul'da tek başına yaşıyordu. Durumu iyi olmasına rağmen, mahalle kültürünü sevdiği için İstanbul'a ilk geldiğinde bulduğu mahalleden hiç taşınmamıştı.

Amcam arabayı durdurmuş ve inmişti. Bagajdan çantamı almış ve mahallenin içerisine doğru yürümeye başlamıştı. Bense onu yavaş adımlarla etrafı inceleyerek takip ediyordum.

Mahalledeki evlerin bir kısmı iyi yapılı dursa da bir kısmı yıkık dökük haldeydi. Mahallede top oynayan çocukların bağırışları, kenarda dedikodu yapan teyzeler, mahallenin koruyuculuğunu üstlenmiş tiplerle doluydu.

Amcam bir sokaktan dönmüştü. Bana dönüp "Şuradaki manavı görüyor musun? Heh oranın karşısındaki ev" diye bana açıklama yaptı.

Eve doğru yürürken manavdan çıkan iki yaşlı amcanın tartışmasıyla dikkatler oraya kesilmişti.

Manav önlüğü olanın mantıken manavcı abi olduğunu düşündüm. Manavcı sinirle "Ben bozuk mal satmam efendi. Aldığın şeylerin bir hafta içinde bozulması normal!" dedi.

Müşteri ise "Kardeşim yalan mı söylüyorum burada ben!" diye çığırdı. Kavga büyümeye başlarken arkamdan biri koşarak olaya müdahale etmişti.

Dalyan gibi çocuktu. Benden epey uzundu. Yeni çıkan sakalları keskin olan yüz hatlarına çekicilik katıyordu. Uzun kirpikli, mavi gözlerindeki hafif grilik ona hava katıyordu. Dudakları resmen dolgun bir meyve gibiydi. Esmer teniyle siyah saçları da resmen bir uyum içerisindeydi.

Dalyan gibi olan çocuk "Baba bir sakin ol, Mehmet amca sen de sakin ol. Geleyim sana yardıma. Bakalım meyveler, sebzeler ne durumda" dedi. Sert, kalın sesine rağmen bir o kadar da ikna edici konuşuyordu.

Mehmet amca sakinleşmiş hemen kabul etmişti. Dalyan gibi çocuk Mehmet amcayı götürürken benim amcam da manavın oraya doğru yürümeye başladı.

Amcam ayıplar gibi konuşarak "Ulan Hüseyin. Mehmet alzheimer hastasıdır bilmez misin. Ne diye her gün kavga edip duruyorsun." dedi

Manav Hüseyin "Uraz bilirim bilirim de... Sen hep sonlara geliyorsun. İki üç saat konuşuyorum, gidiyor yine geliyor" dedi yorgunlukla.

Amcam manav Hüseyin'in omzuna elini koyarak hafifçe sıktı "Ona yardımcı olacaksın Hüseyin. Ayıptır, kavga etme" demesiyle manav kafasını salladı.

"Haklısın, haklısın. Ama ne yapayım benim de sinirlerim bir yere kadar. Sürekli sürekli aynı şey olunca sinirleniyorum. Neyse şimdi bir poşet meyve hazırlayayım da özür anlamında..." demiş ve işine dönmüştü.

Amcam da benim omzumdan tutarak eve yönlendirdi. Ben işlerimi hallederken amcam akşam yemeğini hazırlamaya başlamıştı.

Amcamın işleri de bittikten sonra yemeğimizi sessizlik içerisinde yemiş ve uyumak için odalarımıza çekilmiştik. En sonunda yalnız kalabildiğim için içimde oluşan boşluğu gözyaşlarımla doldurabildim

MANAV - BXBDonde viven las historias. Descúbrelo ahora