BÖLÜM 1: YENİLENME

58 11 6
                                        

    Saat gecenin 1'inde yatağımda yatarken bulunduğum yerin tam karşısında yer alan boy aynasından kendime baktım. Öylesine yorgun, öylesine bitkin bir Lara vardı ki karşımda, acilen kendine çeki düzen vermesi gereken bir Lara... Ve Lara bunu umursamıyor. Çünkü Lara çok zeki. Hiçbirşey umrumda değil ve bu bana iyi hissettiriyor. Aslında ben kimim biliyor musunuz? Ben Lara Sozan, dünya yansa umrunda olmayacak biriyim. Neyse şaka bir yana. Lara'nın artık bu illetten kurtulması gerekiyor.
    Emre'nin yani ikiz kardeşimin çığlığıyla uyandım. Kendileri çok beceriksiz olduğu için bu tarz seslere çok alıştım artık. Yatağımdan kalktım ve Emre'nin yanına, mutfağa gittim.
"Yine noldu Emre?"
"Elimi yaktım ve aynı zamanda ekmeğide."
"Allah aşkına bir daha mutfağa girme tamam mı? Bak yalvarıyorum. Evde o kadar iş varken birde mutfağa geliyor ya. Ki çok sakar olduğunu ikimizde biliyoruz."
"Az önce sol tarafından kalktın heralde. Sakin dayı, bu ne sinir." Emre'nin son söylediği ile birlikte burnumdan sıkıntılı bir nefes verdim ve sert adımlarla lavaboya elimi yüzümü yıkamaya gittim. Şimdiki halim dün geceden daha beterdi. En azından kendimi temiz hissetmek için duşa girmeye karar verdim. Elimi yüzümü yıkamadan, soyunup duşakabinin içine girdim ve ılık suyu açtım. Ilık suya girmek beni yatıştırıyordu. Gözlerimi kapattım ve ağır hareketlerle duşakabinin zeminine oturdum. Öyle dakikalarca durdum şampuanlanmadan. Mayıştığımı hissettiğimde suyu kapattım ve oturduğum yerden doğruldum, duşakabinin sürgülerini araladım ve kapının arkasındaki bornozumu üzerime geçirdim. Bornozun hemen yanında bulunan saç havlumu da asıldığı yerden aldım ve saçıma doladım. Sonra çıktım. Üzerimi değiştirmeden Emre'nin yanına gittim. Emre evi yakmadan kahvaltıyı hazırlayabilmişti.
"Sakinleşmişiz. Sesimiz soluğumuz çıkmıyor." dedi Emre. Bende ona göz devirerek cevap verdim.
"Ben zaten sakinim."
"Allah Allah. Öyle böyle hemde."
"Sinirlerimi bozma benim. Neyse ben oturuyorum masaya çok açım."
"Aman iyi otur. İnsan bi' teşekkür eder be. O kadar kahvaltı hazırladım. Bu mu yani?"
"Ay aman triplerede girermiş. İyi sağol. Hiç güzel olmamış"
"Laraaaa!!!!" dedi oturmak için sandalyesini çekerken ve sizce ben naptım. Tabiki de tam oturacağı vakit sandalyeyi altından çektim. Bunu ancak ben yapabilirdim ve ben yaptım.
"Ahahaaaahahahhahahahahaahhahahhahhahhahhahahahahhhhahahahahahaha" öyle bir gülüyordumki nerdeyse sesten önümde içinde çay olan bardaklar kırılacaktı. Sonra yerden kalktı.
"Ya bak. Beni sinirlendiriyon he. Ni vadı yani. Hee? Ötee get. Ba ba buraya bak. Beniim yörök damarımı tuddurmaa akideş."
"Tamam sakin Emre'm sakin. Şiveyi de düzelt bakayım. Egeli olduğunu çok belli etme. Oyy yavruum benim."
Gözlerini devirdi bana. Sonra yere düşen sandalyesini kaldırıp oturdu ve sosini ısırırken konuşmaya başladı.
"Bugün Beste gelecek buraya. Haberine."
"Tamam gelsin bakalım yengeciğim."
"Gelsin, gelsin."
"E o zaman bendende bir haber. Bende bugün Caner'le buluşacağım. Hemde bizim evde. Enişteciğin gelecek."
"Ama... Beste?"
"Dörtlü takılırız."
"Pekii."
"Off amaaan neyse." diyerek kalktım masadan ve devam ettim.
"Ben biraz süslenmeye gidiyorum. Sen toplarsın buraları."
"Allah aşkına niye hep ben. Ne var yani bi' kere sen toplasan."
"Enişten gelicek yakışıklım enişten. Anladın mı? Ve o yüzden Lara bugün kendine yenilenme günü ilan etti."
"19 yıllık hayat tecrübeme ve gördüklerime dayanarak söylüyorum terazi burcu kadınlar çok süslü. N'olucak yani bi' gün süslenmeseniz yani?"
"Sen anlamazsın. Hem ayrıca ben uzunca bir süredir kendime çeki düzen vermiyorum." diyerek Emre'nin yanından uzaklaştım ve hızlı adımlarla yatak odama yürüdüm.
    Giysi dolabımı açtım ve uzun uzun göz gezdirdim. Her zaman olduğu gibi yine karar veremedim ve yan komşumuz olan Hülya'yı eve çağırmak üzere bornozumla kapılarına dayandım.
"Kim o?"
"Beniiiim Laraa." dedim ve kapı anında açıldı.
"Hmmm göründüğü üzere Caner geliyor ve yine bir şeylerde kararsız kalınmış gibi. Doğru muyum?"
"Doğrusun doğrusun. Hadi gel de azıcık yardım et  bana."
"İyi hadi geliyorum. Sen gidekoy ben arkandan gelirim."
"İyi madem." dedim ve uzaklaştım. Hülya da anahtarını aldı, kapıyı kilitledi ve arkamdan geldi.
"Evime hoşgeldiniz efenim." Hülya başını öne eğerek yatak odasına geçti.
"Evet Hülyacığım, dolap senin, seç beğen giydir."
"Woaw, buradan güzel şeyler çıkacak gibi görünüyor. Neyse sen yüzüne bakım makım bişeyler yap. Ben de şöyle bi' kıyafetlere göz gezdireyim."
"Pekii." Lavaboya gittim ve evde olan rastgele maskelerden birini aldım. Üzerinde kömür mömür bir şeyler yazıyordu ama anlamadım. Aldırış etmeden yüzüme sürdüm. Sonra şöyle bi' aynada yüzüme baktım.
"Allah'ım bu güzellik bir gün başıma bela olacak ya." Lavabodan çıktım ve mutfağa girdim. Hala bornozum üzerimdeydi. Mutfak dolaplarından birini açtım ve papatya çayını elime aldım. Sonra Emre'ye seslendim.
"Emreeee papatya çayı içicen mi?"
"İstemiyoooooom" Çaydanlığın alt kısmına su koydum ve ocağın orta dercede yanan ateşinin üzerine koydum ve kaynamasını bekledim. Evimiz açık mutfak olduğu için salonla birleşikti. Bu yüzden televiyonu rahatça görebiliyordum ve o sırada televizyondaki sinema filmi gözüme çarptı.

Sevdiklerinize zaman ayırın, zaman sizi ayırmadan...

Bir genç söylüyordu bu sözü. Nedensizce çok hoşuma gitmişti.
    Su kaynadığında altını kapattım ve içinde poşet çay şeklinde olan papatya çayı bulunan bardaklara kaynamış suyu döktüm. İçlerinede birer küçük kaşık attıktan sonra elimde ki çaylarla kıyafet seçmeye çalışan Hülya'nın yanına gittim.
"Buyrunuz efenim. Size ve kendime çay yaptım. Çünkü biz buna değeriz. Çaktın köfteyi ;)"
"Allah'ım sabah sabah modumuz çok yüksek bakıyorum."
"Benim modum her zaman yüksektir bi' kere. Unders stand me?"
"He he ondan evet. Ahahaahh. Anlayabilsem keşke seni de, işte daha o seviyeye gelemedik."
"Hahaaayyt. Neyse boşver onu. Ne giyeceğim."
"Ben diyorumki bu bisikletçi şortu giymelisin. Üstüne de... Üstüne de bu koyu gri ,bol tişörtü giy. Ne dersin?"
"Emrine âmadeyim derim."
"O zaman ben çıkıyorum. Giyinince haber ver."
"Tamam bebeğim." Hülya odadan çıktı ve kapıyı kapattı. Ben de o sırada bana yaptığı kombine bakıyordum. Günlük ve rahat bi' kombin " yok aşkım ne özenmesi günlük halim bu benim" kombini de diyebiliriz. Hızlıca saç havlumu ve bornozumu çıkarttım, Hülya'nın benim için özenle seçtiği kıyafetleri giydim. Evet tam da dediğim gibi oldu, "yok aşkım ne özenmesi günlük halim bu benim" kombini.
"Gelebilirsin Hülya."
"Woaw, işte my girl. Sana cuk oturmuş."
"Her zaman ki gibi*"
"Evet her zaman ki gibi ahahahh. Neyse git şu yüzünde olan maskeyi yıka da makyaj yapalım biraz." dedi Hülya ve ben cevap vermeden direkt olarak lavaboya yöneldim, yüzümde olan yüz maskesini yıkamaya başladım. Yıkadıkça daha çok vıcık vıcık oluyordu ve bende buna tilt oluyordum. En sonunda maskeyle olan savaşım bittiğinde Hülya'nın yanına, yatak odasına gittim ve makyaj masama oturdum. Daha 1 yudum bile almadığım papatya  çayımdan biraz içtim.
"Allık sür bol bol. Sana çok yakışıyor."
"Her zaman bebeğim. Her zaman herşey bana çok yakışır."
"Abi kadın dogru süylüyor. Ahahaah" O sırada içeriden bir ses geldi.
"Ne süslenmeniz biter, ne aşkınız biter... Bıktım ya. Çektiğim şu çileye bak. Ben burda çamaşır asıyorum, hanımefendi orada makyaj yapıyor. Teh Allah'ım ya." İçeriden gelen çilekeş Emre'nin sesleri Hülya ve beni güldürürken kapı zili çaldı, tabiki de bende Emre'yi çıldırtmak için nazikçe kapıyı açmasını söyledim.
"EMRE AÇ LAN KAPIYI!" Emre'den ses gelmedi. Sonra kapının açılma sesini duydum ve tabiki de Emre'nin sesini.
"Hoşgeldin güzelim. Geç şöyle." Emre Beste'yi görünce süt dökmüş kedi gibi olmuştu.
"Hoşbuldum aşkım." Beste tatlı kızdı aslında ve çok iyi anlaşıyorduk. Burçlarımız aynıydı.
"Hoşgeldin Beste." Dedim yatak odasından salondaki Beste'ye.
"Hoşbuldum Lara."
"Bak burda Hülya da var. İstersen çilekeş Emre'yi bırakıp bize katılabilirsin." dedim burnuma ve yanaklarıma allık sürerken. Sonra Beste, Emre'ye seslendi.
"E zaten bugün burda kalacağım. Sen çamaşırını asmaya devam et. Ben onların yanındayım."
"Tamam" dedi Emre. Sonra Beste bizim yanımıza geldi. Bende tam o sırada rimel sürüyordum ve nereseyse 2 malzemeyle makyajımı tamamlamıştım.
"Woaw, Caner mi geliyor yoksa?"
"Ay tabikide. Yoksa ben böyle hiç süslenir miyim?"
"Sen yapmazsın öyle şey hayatta." dedi Hülya'nın sesi ve Beste'de bıyık altından güldü. Biliyorum bi' kızı bu şekilde izah etmek biraz komik ama öyleydi yani ne yapabilirim.
"Off canım sıkıldı benim ya. Müzik açalım azıcık. Emre'nin müzik zevki iyidir. Ona söyleyelim açsın." dedi Beste bir fikir sunarak.
"EMRE MÜZİK AÇ LAN! AZICIK DİNLEYELİM."
"Sizin eliniz kolunuz yok mu ya? Iyice ev hanımı bellediniz beni."
"Aynen öyle oldu. Çok konuşma da şarkı aç." Sonra yavaş yavaş sesler yükseldi içerideki televizyondan.
...
Ah bebeğim, beni ne çok severdi
Ruh ikizim, canım derdi
E noldu şimdi
Bu aşk böyle biter mi
E dur bakalım
Döner belki
Bekle dedi, gitti
Ben beklemedim, oda gelmedi
...

Bölüm sonuuuuu:))! Umarım beğenmişsinizdir. Görüş ve önerilerinizi yorumlarda belirtirseniz sevinirim. Daha ilk bölüm olduğu için acemice olmuş olabilir. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederiiiim;)

Bu Bölümde Geçen Şarkılar

~ Kaan Tangöze- Bekle Dedi Gitti.

BEYAZ GECEWhere stories live. Discover now