Sırtı bana dönük şekilde duruyordu , boyu uzundu fakat onun karanlığına ters olarak parıldayan sapsarı saçları vardı. Elleriyle önünde bir şey tutuyordu ve kafası öne eğikti.
Yavaşça bana döndüğünde elindeki şeyin kılıç olduğunu fark ettim . Bu in...
Helen'den; Güneş ışıkları perdeme vurup odamı aydınlatınca gözlerimi zorda olsa açabilmiştim. Telefonum her zamanki gibi durmadan çalınca yatakta doğrulup telefona uzandım ve arayana bakmadan açtım. Niye bakmadın derseniz arayan tabi ki de sevgili ve tek arkadaşım Siena'yı. Kendisinin cırtlak sesi kulaklarıma doldu"Günaydın!!" Gerçekten Nasıl bu kadar enerjik olabiliyor...
"Bugün geç kaldın?" Dedim. "Ah evet biliyorsun ben ve muhteşem dertlerimmm" Evet Siena'nın tahmin edemeyeceğiniz kadar dertleri vardır ve onları bana asla söylemez. çünkü her zaman boş işler olduğunu söyleyip beni geçiştirir. "Anladım. Hadi ben hazırlanacağım çıkmadan önce seni ararım." "Sakın geç kalma Helen. bak, bu sefer derse almayacak hoca."dedi Sıkıntıyla nefesini verip.
"Daha fazla konuşursan geç kalacağız Siena kapatıyorum." Dedim ve kapattım. Arkamdan söylendiğine o kadar eminim ki... Lavaboya girip elimi yüzümü yıkadıktan sonra çıktım üzerime her zamanki kıyafetlerimden birini giydikten sonra bugünki derslerime bakıp çantama kitaplarımı yerleştirdim.
Dışarı çıkarken ne babama, ne de o kadına rastlamak istiyordum. Ama işler her zaman bizim isteklerimiz üzerine ilerlemiyordu.
Babamla karşılaşmak beni rahatsız etmezdi, onunla konuşmak isterdim. Ama bunu isteyen tek kişinin ben olduğumu düşünüyordum.
Onu görmek beni yalnız hissettiriyordu.
İnsan, babasını görünce yalnız hisseder miydi? Ben hissederdim, hissederdik. Ben ve çocukluğum kalabalığın içindeki yalnız insanlardık.
O kadın, üvey annem.
O gelmeden önce her şey normaldi.
Tamam, babam yine benimle konuşmaz, aramızdaki duvarları yıkmazdı. Küçüktüm, ama bana karşı davranışlarını hatırlıyordum.
Ama o kadın geldikten sonra bana olan ilgisizliği bir hiçe dönüşmüştü. Ve ben ne yaparsam yapayım bu hep böyle kalmıştı.
Annem yoktu, ve onu tanımadığım için acı hissetmiyordum. Ona karşı hissettiğim tek şey yokluktu. Aklıma gelince onun yokluğunu hissediyordum.
Ama ona kızamıyordum. Benim suçum olmalıydı, benden nefret etmiş olmalıydı. Çünkü hiçbir insan boş yere bir bebeği terk etmezdi.
Bu düşüncelerimi silen karşıma çıkan beden oldu.
Babam, karşımda duruyordu.
Çekilir diye düşünüp yanından geçiyordum ki önüme geçti.
Tek kaşımı kaldırarak ona baktım. Bunu sık yapmazdı. Hatta, hiç yapmazdı. "Nereye?" Diye sordu. Nereye gittiğimi bilmiyor muydu? Okula gittiğimi bile bilmiyor muydu gerçekten?
Neden şaşırıyorum ki? kendi babam bile hayatıma dair hiç bir şey bilmiyor. Neden? Çünkü ben yalnızlığa mahkûmum,çünkü ben böyleyim hiç kimse beni sevmez , soğuk bulurlar iletişim kurmazlar. Görüntüm bile insanları benden uzaklaştırıyor artık buna alıştım. Artık babamın bile bana bu kadar uzak olmasına alıştım. Alıştım. Alışmalıyım...
"Okula" dedim ifadesiz sesimle. Şaşırıyor gibi mi olmuştu o ? Hemen ifadesini düzeltip "Tamam. Dikkatli ol." dedi. Sağ ol ya bu kadar umursadığın için. Yüzüne bile bakmadan yanından geçerken "Olurum" diye mırıldandım.Ayakkabılarımı giymek üzereyken Sienna'yı aradım tek çalışıta açtı. "Kapıdayım." dedi. Şaşırdım. Neden kapıya gelmişti ki? her zaman yapmazdı bunu, gerekte yoktu. genelde pastanede buluşur, kahvaltılık bişeyler alıp okula yürürdük."Tamam, geliyorum." dedim ve kapıyı kapatıp aşağı inmeye başladım.
Dış kapıyı açtığımda tam karşımda onu gördüm fakat o etrafa garip garip bakışlar atıyordu. Bugün niye tuhaftı böyle? "Beni değil de başkasını mı bekliyorsun?"diye seslendim. Bi anda korktu ve başını çevirdi. "Ah canım ben ömrümün sonuna kadar bi tek seni beklerim. Kıskandın mı?" deyip göz kırptı. Gülerek ona baktım. Beni güldüren tek şeydi.
"Hıhı. Ne demezsin. Asla her gün bık artık benden demiyorum." "Yine yine ve yine ne kadar da keyiflisiniz böyle Helen hanım. Yüzünüzde bir neşe bir neşe..." Birlikte yürürken durağı geçmiştik. "Asıl sana sormalı ne bugün bu tuhaflık bir şey mi oldu?" "Yo hayır. Benim klasik komşularım işte. Sabah sabah moralimi bozdular. Ama merak etme seni görünce geçti." dedi yüzüme bakıp gülümseyerek.
"Anladım." dedim. Pastaneye neredeyse varmıştık. "Ee ne istersin? Hadi bugün ben alayım sana yüzün gülsün." dedim. "Yok hayır bugün birşey yemeyelim okulun kantininden alırız." dedi. Garipsedim bugün bunda cidden birşey vardı. "Sienna sen iyi olduğuna emin misin?" "Evet.Eminim tabiki. Sadece sıkıldım bu pastaneden." dedi kafasını eğerek. Yüzüme bile bakmıyor.Noluyor bu kıza böyle? "Peki" deyip sustum.
Hiç konuşmadan 15 dakikalık yolu bitirmiş ve okulumuza gelmiştik.Ben kantine uğrayıp ikimize de birer poğaça aldıktan sonra Sienna'nın yanına yürüdüm. Birlikte yerken okula doğru yürüyorduk.Okulun kapısından geçtik.Dersimiz 2. katta olduğu için merdivenlere yöneldik. Bugün bu kızda cidden bir şeyler vardı. Her sabah okulun girişindeki güvenliğe selam verirdi, ama bugün o tarafa kafasını bile çevirmedi.
Çok dalgın görünüyordu. Dersten sonra ona gerçekten nelerin olduğunu soracaktım, çünkü o siena'ydı. En gergin anlarda bile mutlu olabilecek bir şey bulurdu. Bu halleri de beni korkutuyordu.
Sınıfa girdik ve sıralarımıza oturduk. Sınıfta 12 kişi vardı ve tabiki onlardan uzak bir yere geçtik. Çünkü ben ve sevgili soğukluğum. İnsanlara o kadar yakın olmak beni geriyordu. İnsanlar, beni geriyordu.
Bir kaç dakika sonra öğretmen geldi ve derse başladı. İnanılmaz sıkıcı bir dersti. Hatta sıkıldığım tek dersti, ama bazı şeylere katlanmak zorundaydık. Bu dersi geçmemiz şarttı, buna mecbur olmak sinir bozucuydu.
dersin bitmesini beklerken kafamı çevirdim. Sanki biriyle konuşuyor gibi kaşları çatık garip garip sıraya bakan sienaya, "Hey, Sienna." dedim. Duymadı. Yavaşça dürttüm. Ve hızlı bir şekilde bana döndü. Surat ifadesi... İnanılmaz korkmuş. "Sakin ol." dedim ellerimi kaldırıp. Derin bir nefes aldı."Neyin var senin böyle. Sabahtan beri beni geçiştirip duruyorsun ne oldu?" dedim.
Bıkkınca nefesini verdi. Dirseğini sıraya koydu ve başını eline yaslayıp kalemiyle oynamaya başladı. " Yok bir şey Hel." Gözlerimi devirip " Hadi çıkalım dersten ve bana ne olduğunu anlat. Bugün çok gerginsin." dedim. "Hayır çıkamayız bu ders çok önemli." dedi. "Senden önemli değil." deyip kolunu çekiştirdim. "Hadi ama Sienna bir şeyler olduğu belli seni ilk defa böyle görüyorum." dedim. " Cidden hiç bir şeyim yok inan ba-" demeye kalmadan kulaklarımızı patlacak şiddette bir ses duyuldu.
Hemen ellerimi kulaklarıma kapatıp kafamı eğdim. Herkes çığlık çığlığa sınıftan çıkmaya çalışırken Sienna başını pencereye çevirip "Olamaz!" diye bağırdı.Çığlıklar artarken öğretmen "Hepiniz dışarı. Çabuk olun!" diye telaşla bağırdı. Kafamı kaldırıp pencereye doğru baktığımda şoka girdim. Bu... Herhalde bir kabus. Evet, evet bir kabus.Bu gerçek olamaz. Hayır, ben şu an 3 metrelik ,kocaman, okulun ortasında herkesi sesiyle öldürcek kadar şiddetli bir şekilde bağıran bir boğa görmüyorum. Hayır, bu gerçek değil...
Ops! Esta imagem não segue nossas diretrizes de conteúdo. Para continuar a publicação, tente removê-la ou carregar outra.
•••
Helen, daughter of ......?
Yunan mitolojisi sever miydiniz efendim... bence seversiniz?