Selam,
Buna ilk hikayem diyebilirim. Yazmayla uzaktan yakından alakam yok ama bir minsung delisi olarak böyle bir şey yazmayı hep istedim. Umarım beğenirsiniz, okurken eğlenirsiniz. Ben yazarken çok eğleniyorum. Aslında arkadaşlarım çok istedi diye yazdım çünkü çoook utanıyorummmmm. Öyle işte severseniz oy filan verirsiniz ben de sevinirimmm <3
(Bu arada kapağı ben çizdim. Beğendiniz miiii?)
Jisung
Yine kimya laboratuvarının olduğu gün geldi. Bu dersten gerçekten keyif alıyorum çünkü uygulamalı işler eğlenmemi sağlıyordu. Ama bunun yanında bir etken daha vardı. Lee Minho adamı.
Karşılaştığımız zaman sıradan sınıf arkadaşları olarak selamlaşma dışında bir iletişimimiz yok ama ben ondan çok hoşlanıyorum. Bence bu onun da en sevdiği ders çünkü ne zaman onu bu sınıfta görsem yüzünde çok tatlı bir tebessüm oluyor ve ders boyu ordan oraya koşuşturuyor.
Tatlı gülümsemesinin beni ona nasıl çektiğini çok sonra anladım. Onu ilk kez okulun aynalı salonunda dans ederken farketmiştim. Gitar çalmak için hiçbir yer bulamadığımda son çare oraya gitmiştim ve Minho oradaydı yine. Okulun ilk haftalarıydı. 1. Sınıf olarak alışma dönemindeyim ve sık sık yalnız başıma gitarımla vakit geçirirdim. Minho da dans ederek vakit geçiriyordu işte. O kadar havalı göründü ki o gün gözüme büyülenmiş gibiydim sanki. Bir an bile ayıramamıştım gözlerimi ondan. Zamanla hoşlantıya dönüşen bu hayranlık artık zorluyordu beni.
Yine kendi içimde derin düşüncelere dalmışken dersin sonuna doğru gelmiştik. Sınıfın çoğu çıkmıştı bile. Toparlandım derken en sona kaldım ve acele adımlarla laboratuvarı terk ettim. Herkes çoktan dağılmıştı bugün kankam Hyunjin olmadığı için yalnız geçirmiştim labı da.
Issız koridorda sessizce ilerlerken birden yoğun bir gürültü duydum. Koridorun sonunda bizim sınıftaki Felix'i öldüresiye dövüyorlardı şu an. Saydığım kadarıyla dört kişilerdi ve dur durak bilmeden tekmelerini savuruyorlardı. Yerimde durmayıp koştum. Gürültülü bir şekilde bağırdıktan sonra birkaçını yumruğumla yere devirdim. Ama sonuncusu sert bir tane geçirdi bana. Hemen dengemi kurup onunda burnuna hızla geçirdim. Hepsi bir yana dağılmışken içlerinden biri aniden Felix'i yakasından tutup kulağına bir şeyler fısıldadı ve ardından kaçmaya başladılar. Ben Felix'i yerden kaldırmaya çalışırken Minho da merdivenlerin sonunda göründü. Ve bizi o halde görünce birkaç büyük adımda telaşla yanımıza ulaştı. Felix'i elimden kurtarıp bana sertçe çıkışmaya başladı.
'' Sen ne yaptığını sanıyorsun. Noluyo burda, Felix neden bu haldesin bu şerefsiz mi yaptı bunu sana?''
Felix bir süre ne diyeceğini bilemedi. Derin bir nefes alıp ağzını açıyordu ama dudaklarından kelimeler bir türlü dökülemiyordu. Minho'nunsa sabrı taşmak üzereydi. En sonunda Minho yine ağzını açacakken Felix onu yüksek sesiyle susturdu.
'' Evet Han Jisung bunu bana yapan ama bir yanlış anlaşılma var. Yani yanlış anlaşılmadan dolayı böyle bir şey yapmış. ''
Felix konuştuktan sonra bir eliyle dudağındaki kanları silmeye çalıştı.
Minho ise Felix'in söyledikleriyle iyice zıvanadan çıktı. Kontrolsüzce bağırmaya başladı.
'' Sen ne yanlış anlaşılmasından bahsediyordum Felix. Şu haline bak ağzın yüzün kan içerisinde. Ve sen sakin bir şekilde yanlış anlaşılma mı diyorsun buna?''
YOU ARE READING
Chemistry of Love, Minsung
FanfictionBüyük bir yanlış anlaşılma sonucu umutsuz bir vakaya dönüşen iki sınıf arkadaşının ilişkisi, aynı evi paylaşmaya başlamalarıyla farklı bir hal alır.
