1. Bölüm

309 16 10
                                        


Sigaranın buğulu dumanı etrafımda gezinirken bakışlarım sadece yataktaydı. İçimde kabaran duyguları durdurmaya çalıştıkça sigarama sarılıyordum. İçten içe yanıyor, yandığımı belli etmemeye çalışıyordum. Sırtımı yasladığım duvardan zorlukla koparken, ciğerlerime derin bir duman çektim. Çıplak ayaklarımın zeminde bıraktığı sesi fark etmiş olan Build gerildi. Yatakta hafifçe kımıldadı ve dudaklarının arasından adımı bir duayı dillendirirmişçesine fısıldadı. Yumuşak sesi acımasızca tenime kazındı. Gözlerimi saniyelik kapatıp açtım. Yatağımda, siyah çarşafın üstünde elmas gibi parlayan tenini dilimle hissetmek için yanıp tutuşuyordum. Çarşafla aynı renk ip bileklerinde güzel ve bir o kadar seksi duruyordu. Attığım her bir düğümü çözerken parmak uçlarını ısırmak, teninde bırakacağı o kırmızılığı görmek istiyordum. Bana öyle masumca bakarken, kalçalarını kızartmak istiyordum.

"Bible?" Titreyen sesiyle bir daha adımı fısıldadığında gülümsedim. Adımı o dudaklardan duymaya bayılıyordum. Sigarayı ahşap zemine fırlatırken, çıplak ayağımla ezdim. Ayak tabanımdan yayılan acı bile beni Build'in güzelliğinden vazgeçirememişti. Yanı başına oturduğumda çöken yatakla iç geçiren Build'e uzandım. Onu yiyip bitirmek, kısacası ondan geriye hiçbir şey kalmayana kadar tüketmek istiyordum.

"Korkuyorum." Sesindeki saf korku muydu yoksa heyecan mı, anlam verememiştim. Bildiğim tek şey şu an çok güzel göründüğüydü. Gözleri siyah bir uyku bandıyla kapalı, el bilekleri yatağın demir başlığına siyah ve kalın bir iple sıkı sıkıya bağlıydı. En güzel yanı ise yatağımda, benim merhametime kalmış olmasıydı. "Sanırım vazgeçtim, Bible. Çöz beni." Aceleyle çekiştirdiği ipler tenini tahriş ediyor, kırmızılık bileklerine yayılıyordu. Tam olarak görmek istediğim şeylerdi bunlar. İçimde, ona sahip olmak için yanıp tutuşan canavar şaha kalktı. Ona acı ve zevk arasındaki ince çizgiyi göstermemi istiyordum.

"Vazgeçmek mi?" Parmaklarım bilinçsizce yüzünde gezintiye çıkarken dudaklarında durdu. Vazgeçmesine ölsem dahi izin vermezdim. Bana kendi ayaklarıyla gelmişti. Seks sahnesinde bocalamamak için yardımı istemişti ve ben bunu geri çevirecek kadar centilmen değildim. Build'i gülümserken gördüğüm ilk an 'Ona sahip olmalıyım.' diye düşünmüştüm. Gülerken kısılan sevimli yüzü, kıvrılan dudaklarının oluşturduğu o ahenkli gamzesi... Dudaklarımı saatlerce gezdirebileceğim güzel gamzesi... "Bana güveniyor musun?" diye sordum. Sesimdeki cızırtıyı bastıramamıştım. Açtım, her bir zerresine.

"Evet..elbette." Sesindeki acele beni güldürmeye yetmişti. Bazen öyle tatlı, bazen de öyle seksi oluyordu ki! Aynı kişi olup olmadığından emin olamıyordum. "Bible, göz bandını çıkarsan en azından."

Odaya girdiğimiz andan itibaren ilk kez güldüm. Kasvetim dağıldı, parmaklarım bilinçsizce siyah göz bandına uzandı. Çekip aldım. Beni hipnoz eden gözlerini birkaç kez kırpıştırmak zorunda kaldı. Oda da fazla ışık olmadığından hemen alışan gözleri benimkilerini bulunca, iç çektim. Bir sanat eseri gibi olan gözlerinin çevresinde turlayan parmaklarım, kirpiklerine kaydı. Onları dahi öpmek istediğimi fark ettiğim an, delirdiğimi düşündüm. Bir insanın kirpiklerine bile güzel olur muydu? Build'in her bir zerresi güzeldi. Ona eğilirken, aceleci değildim. Tepkisini ölçüyordum. Sahneyi siktir etmiştim. O an, ona Pete gibi davranamaz ya da Vegas olamazdım. Çünkü ben Vegas'tan daha aşağılıktım. Ona yapmak istediklerim, oynayacağım karakterin aklının ucundan dahi geçmeyen şeylerdir. Buna adım kadar emindim. Sıcak dudaklarına değdiğim an tüm vücudum titredi. Build'e dokunmak ateşe atlamak gibiydi. Yakıyordu ama öldürmüyordu. Ellerim yüzünü avuçlarken, bu sefer nazik değildim. Dilim dudaklarının arasına süzülmek istiyordu ama Build şaşkınlıktan dudaklarını kastığından içeri giremiyordum. Hafifçe geri çekilirken, ıslattığım dudaklarına indirdim gözlerimi. Büyülendim. Dudaklarım aralandı ve dişlerimle alt dudağını çekiştirdim. Emdim, ısırdım ve tekrar emdim. Bana yenilene kadar alt dudağını da üst dudağını da işgal ettim. Dudakları aralandığı an dilim aceleyle diliyle buluştu. Birbirimize kavuşmuş gibi hisseden sadece ben miydim, bilmiyordum. Dilim ağzını talan ediyor, bana boyun eğmesi için zorluyordum. Hâkimiyetim altında ezilsin istiyordum. Onu her pozisyonda becermek hoşuma giderdi ama şu an istediğim tek şey altımda onu deli gibi ezerek becermek vardı. Ciğerleri isyan edermişçesine benden uzaklaştığında, gözlerinde büyük bir şaşkınlık vardı. Sanki..sanki hiç böyle öpülmemiş gibi. Kızaran yanaklarının arasından bana kaçamak bakışlar atarken, dudaklarını araladı. Bir şeyler söylemek istiyor ama onları tek tek yutuyor gibiydi.

"Sanırım karşılık vermemem gerekiyordu. Tek bir satır bile hatırlamıyorum."

"Aklını başından aldım demek mi oluyor bu?" Düşüncesi bile göğüs kafesimi zorluyordu. Güldü, o gülünce gecem aydınlandı sanki. Gecemin güneşi, gündüzlerimin baharı gibiydi. Siktir, aşkım içten içe beni yok ediyordu.

"Sanırım." Çıplak omuzlarını silkince, bağlı bileklerini gösterdi. "Çözsene. Belki de çekim gü-" Sözünü dudaklarımla kestim. Şey, sanırım onu göndermeyecektim. Bana karşılık verdiği an üzerine çıktım. Üstünde tam hakimiyet kurduğumu, baygınca bakan bakışlarından anlamıştım. Saçlarımı onu etkilemek istercesine geriye attığımda, altımda sertleştiğini hissettim. O da bunun farkına varmış olmalı ki beni üstünden itmeye çalıştı. Build'i kıstırdım. Çenesini kavrarken dudaklarımı yaladım. Kendimi ona bastırdığımda gözleri şaşkınlıkla beni buldu. Ah güzelim, seni gördüğüm andan beri böyleyim dememek için kendimi zor tuttum.

"Birazcık oynaşmanın bize zararı dokunmaz. Sence?" 


Not: Ne bileyim ben bunlara aşık olunca oturdum hikaye yazdım fdjsdgfds

Seni SevmekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin