Genişçe bir leğenin içine hapsolmuş, suyun içinde bir saati geride bıraktığından buruşmuş parmaklarını çıkarıp kuruladı ufak bir bezle. Yıkadığı çamaşırları nasırlanmasına rağmen zarif kalan elleri ile çıkarıp kurutma ipine yöneldi. Yolda, eşarbının kenarından fırlayıp gözüne gelen saçlarını geriye savurdu ağır çekimde. Çitlerin ardından onu hayranlıkla izleyen köyün bazı genç delikanlıları derin bir nefes bıraktı bu görüntüye.
Köyün en güzel çocuğuydu Hyunjin. Boyarken yaktığı için yer yer turuncu olan sarı saçları, belinden düştü düşecek bir görüntü sunan pembe şalvarı, tiftiklenmiş ince örgü kazağı ve inek dışkısı kalıntıları taşıyan siyah pabuçlarıyla kız erkek geç yaşlı demeksizin herkesi kendine hayran bırakıyordu. Talibi çoktu. Birçok göz üzerindeydi ama onun gözleri hergün kapıda, başka birinin varlığını arıyordu. Mahirho. Televizyondan gördüğü kadarıyla yeni ismi Minho olan eski aşığını tek bir gün kaçırmadan bekliyordu.
Yıllar önce ayrıldıklarında Mahirho'nun vaatleri büyüktü. Seul'e çalışmaya ve iş kurmaya gidecek, para kazanmaya başlayınca Hyunjin'i yanına alıp onunla evlenecek ve mutlu bir aile kuracaklardı. Bütün bunların 1-2 yıl içinde olması bekleniyordu lakin aradan 6 yıl geçmesine rağmen ne bir telefon ne bir mektup ulaştı eline. Hyunjin 24 yaşına gelmişti artık ve evlenme zamanı geçiyordu. Annesinin dediği buydu en azından. Eğer bir yıl içinde evlenmezse evde kalacağını söylüyordu.
Ama Hyunjin için sorun değildi çünkü o zaten Mahirho ile evlenecekti. Bunun İçin onlarca yıl beklemesi dahi gerekse sorun yoktu. Mutlu olacaklarına ve tekrar bir araya geleceklerine inanmıştı. Ama artık inanmıyordu. Televizyondan gördüğü kadarıyla Mahirho tam üç yıl önce büyük bir süt ürünleri fabrikası kurmuş, zengin bir iş adamı olmuştu. Farklı kanallara çıkıp başarısının sırrını açıklarken bile Hyunjinle iletişime geçmemişti. Çok kırgındı Hyunjin. Ama hala geç değildi. Gel dese giderdi enayi.
Hyunjin, zaman zaman sevgili skandalları çıkan Mahirho'nun yasını tutuyordu. Ağır bir depresyon ve hayal kırıklığı içindeydi ama bu ev işlerini yapmasına engel değildi. Gözyaşlarını donunun paçalarına silip yerleri silmeyi öğrenmişti. Acılarından ders çıkarmayı biliyordu.
"Hyunjin!" Bu ses Changbin Ağaya aitti. Köyün kabadayısı aynı zamanda ona aşık kekosu Changbin ağa hergün kapısına gelir onunla uğraşırdı. Kötü bir adam değildi. Kalbinin derinlerinden gelen saf bir sevgiye sahipti lakin Hyunjininki bir başkasına aitti. Bu iş olmazdı ama o anlamıyordu.
"Bugün de çok güzelsin güneş gözlüm. Cennetten düşerken bir yerini incittin mi?" Her defasında yarı tuşlu telefonundan 2016 facebook sözleri bulur sanki Hyunjin bunlara düşecekmiş gibi diline dizerdi tek tek.
Kekonun tekiydi.
"Yine formundasın Changbin." Changbin ağa geniş gülümsemesiyle bahçe kapısını aşıp beş adımda yanına geldi. Bacakları kısaydı. Ancak beş adımda gelebiliyordu.
"Senin için her zaman formumdayım birtanem! O güzel ellerin yorulmasın hiç, ver ben senin için asayım." Hyunjinin elinden çamaşır sepetini alıp dibindeki plastik sandalyeye koydu. Hyunjinin itirazı yoktu. İşine gelirdi. Onun astığı süre boyunca biraz da olsa dinlenebilecekti. Kendini kuru toprağın üzerine atıp bağdaş kurdu.
Lakin bir sorun vardı. Changbin ağanın boyu çamaşır ipine ulaşmıyordu. Utanç içinde garip bir gülümseme verdi Hyunjin'e. Parmaklarının ucuna çıksa yetişebilirdi belki ama rezil olurdu. Asmaktan vazgeçse biriciğine ihanet etmiş olurdu. Tam o esnada onu bu korkunç ikilemden kurtaracak bir ses işitti. Köyün dedikoducu genci Jisung ayaklarını götüne vura vura sokak ortasında koşuyor, son ses bağırıp herkesin dikkatini çekiyordu. Hyunjin tam 'yine ne yapıyor bu gerizekalı' diye düşünürken duyduğu cümlelerle olduğu yerde kalakaldı.
"MAHİRHO AĞABEY YILLAR SONRA KÖYE GERİ GELİYOR!"
YOU ARE READING
Meyus || Hyunho
FanfictionKöylü güzeli Hyunjin, eski aşığı Mahirho'nun geleceği günü dört gözle beklemektedir.
