Catch me if you can

124 6 0
                                        

"V tamı tamına 32 saniyen var nöbetçiler geliyor." Kulaklıktan gelen ses ile etrafa bakınarak kapıdan girdim.

Altın rengi duvarlarla kaplı büyük bir odada bir sürü değerli eser vardı. Ama benim gözüm odanın ortasında mekanik alarm ile korunan yakutlarla kaplı mücevherdeydi.

17
Hareket sensorüyle çalışan 17 tane alarm vardı benimse 20 kurşunum.

Silahıma taktığım susturucu ile hepsini etkisiz hale getirirken cebimden çıkardığım ağırlık topu ile camekanlı yere yürüdüm.

Yakından daha da güzeldi. İnce işlemelerle yapılmış adeta bir sanat eseriydi.

Kolyeyi aldığım anda koyduğum top alarmı çalıştırmazken gülümseyerek elimde salladım birkaç tur.

"Gardiyanlar! Kaçıncı yüzyıldayız? Nöbetçiler! Burada birisi yaramazlık yapıyor." Kapının önünde duran siyah saçlı beyaz tenli beden ile kaşlarımı çattım.

O bana yaklaşırken nöbetçiler içer girmiş ve yüksek sesli alarm çalmaya başlamıştı.

Arkasındaki silahlı adamları umursamadan kulağıma yaklaştı.

"Tüm ziyaretçi ve görevlileri havalandırmadan verdiğin Trophen ile etkisiz hale getirmek çok banal değil mi? Bahsedildiğin kadar yokmuşsun senden daha çok şey beklerdim V."

Söyledikleri gülümsetti.
"Demek adımı duymuşsun adını ne zaman bahşetmeyi düşünüyorsun?"

"Eğer buradan kurtulabilirsen zaten duyarsın. Ci vediamo dopo"

Sol elime döktüğü sıvıyla mücevher elümden düşerken kahkaha atarak başka yöne gitmesi ve silahların ateşlenmesi bir oldu. Buradan elbet kurtulurdum ama ondan kurtulabilir miydim bilmiyordum.

Ready for it?Stories to obsess over. Discover now